Yazılı Soruları

10.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 1.Dönem 1.Yazılı Soruları C Grubu

2018-2019 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI ………………. LİSESİ 10.SINIF TÜRK DİLİ ve EDEBİYATI 1.DÖNEM 1.YAZILI SORULARI
( C GRUBU )

1., 2., 3. ve 4.sorular aşağıdaki metne göre cevaplancaktır.

           Asıl konuşan Hasan’dı, altı aydan beri susan Hasan… Durmadan, dinlenmeden, nefes almadan, yanakları sevincinden pembe pembe, dudakları titreyerek taze, gevrek, billûr sesiyle bitevîye konuşuyordu. Aklına ne gelirse söylüyordu. Eskici hem çalışıyor, hem de ara sıra “Ha! Ya! Öyle mi?…” gibi dinlediğini bildiren sözlerle onu söyletiyordu; artık erişemeyeceği yurdunun bir deresini, bir rüzgârını, bir türküsünü dinliyormuş gibi hem zevkli, hem yaslı dinliyordu; geçmiş günleri, kaybettiği yerleri düşünerek benliği sarsıla sarsıla dinliyordu.
          Daha çok dinlemek için de elini ağır tutuyordu. Fakat nihayet bütün ayakkabılar tamir edilmiş, iş bitmişti. Demirini topraktan çekti, köselesini büktü, çivi kutusunu kapadı, kiriş çanağını sarmaladı. Bunları hep ağır ağır yaptı.
          Hasan, yüreği burkularak sordu:
         “Gidiyor musun?”
         “Gidiyorum ya, işimi tükettim.”
          O zaman gördü ki küçük çocuk, memleketlisi minimini yavru ağlıyor… Sessizce, titreye titreye ağlıyor. Yanaklarından gözyaşları birbiri arkasına, temiz vagon pencerelerindeki yağmur damlaları; dışarının rengini geçiren manzaraları içine alarak nasıl acele acele, sarsıla çarpışa dökülürse öyle, bağrının sarsıntılarıyla yerlerinden oynayarak, vuruşarak içlerinde güneşli mavi gök, pırıl pırıl akıyor.
        “Ağlama be!.. Ağlama be!”
          Eskici başka söz bulamamıştır. Bunu işiten çocuk hıçkıra hıçkıra, katıla katıla ağlamaktadır. Bir daha Türkçe konuşacak adam bulamayacağına ağlamaktadır.
         “Ağlama diyorum sana! Ağlama!..”
          Bunları derken onun da katı, nasırlanmış yüreği yumuşamış, şişmişti. Önüne geçmeye çalıştı, ama yapamadı, kendisini tutamadı, gözlerinin dolduğunu ve sakallarından kayan yaşların -Arabistan sıcağıyla yanan kızgın göğsüne- bir pınar sızıntısı kadar serin, ürpertici, döküldüğünü duydu.
1.Refik Halit Karay’ın Eskici adlı hikayesinden alınan metnin türü hikayedir. Bu metnin türünün hikaye olduğunu gösteren üç dayanak noktası bulunuz. (10 puan)

2.Yukarıdaki metni halk hikayeleri ile tema ve anlatım açısından karşılaştırınız.(10)

3. Okuduğunuz metindeki eskici siz olsaydınız, artık konuşup anlayabileceği birini bulamayacağı için ağlayan Hasan’ı teselli etmek için onunla nasıl bir diyalog kurardınız? Aşağıda boş bırakılan yere yazınız.(10)

4. Yukarıdaki parçanın birinci paragrafında bulunan fiilimsileri yazarak türlerini belirtiniz.(10)

5. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere doğru kelimeyi/kelimeleri yazınız. (10)
a. Mesnevilerde dil ………………, ölçü…………………………., beyit sayısı ise …………………………dır.
b. Türk edebiyatının ilk hikâye örneği ……………………………………………’nin yazdığı …………………………………… adlı eserdir. Batılı anlamda ilk hikâye örneği ise Samipaşazâde Sezai’nin ………………………………………adlı eseridir.
c. Divan Edebiyatı Dönemi’nde roman ve hikâyenin yerini tutan uzun soluklu eserlere ….…………. denir. d. ……………………… Edebiyat Dönemi’nde eser veren Ömer Seyfettin ……………………………. adlı makalesiyle sade bir Türkçeyi savunmuş, bunu da eserlerine yansıtmıştır.

6. Halk edebiyatında yeni motif bulmak âşıklığın gereği sayılır. Bununla birlikte hüner gösterisine dayalı ustalıklara itibar etmeyen, söyleyiş güzelliğine önem veren âşıkların şiirleri kalıcı olmuştur. Halk edebiyatı geleneğinde motiflerdeki ortaklığa rağmen üslup farklılıkları, âşığın söyleyiş biçiminde ortaya çıkmaktadır.
Yukarıdaki metinden hareketle âşıkların şiirlerinin kalıcı olmasının sebebini yazınız.(10)

7. Aşağıda numaralar ile verilen eser isimlerini harf ile verilen sanatçı isimleriyle eşleştirerek harfleri numaraların yanındaki yay ayraçların içine yazınız. (10)
               Eser                                  Sanatçı
(   )1. Beng ü Bâde                     a.Mustafa Kutlu
(   )2. Yüksek Ökçeler               b.Ahmet Mithat Efendi
(   )3. Küçük Şeyler                   c.Ömer Seyfettin
(   )4. Letâif-i Rivâyât               ç.Samipaşazade Sezai
(   )5. Uzun Hikâye                   d.Fuzuli

8.“Bendeki dertleri saymakla bitiremem.”
“O kadar ağır konuştu ki asla unutamam.”
Yukarıdaki cümlelerde bulunan “ki”lerin görevleri ile ilgili neler söylenebilir? Belirtiniz. Bu “ki”lerin ayrı veya bitişik yazılma nedenlerini açıklayınız.(10)

9. Böyle bir ikincil dünyanın üç ana belirleyicisi var ( ) Yaşanılabilir olması ( ) kendi içinde tutarlılığı (  ) okura bildiği dünyanın gerçekleri dışında hayal ürünü mitolojiler sunması (  )
Yukarıda cümlede yay ayraçlar içinde hangi noktalama işaretlerinin olması gerekir? Yazınız. (10)

10. Edebiyat açısından dinin tarifini yapmak güçtür. Ancak şu var ki; din, bireyi mukaddes duygu, ortak şuur ve vicdan etrafında birleştirir. Bunu da büyük oranda sözün büyülü gücünden yararlanarak yapar. Her şeyden önce, her dinin bir kutsal metni vardır. Kutsal metin, bir yandan okuyana dinin temel ilkelerini öğretirken, öte yandan da onu metafizik gerçeklikle buluşturur. Böylece dindar kişi, kutsal kitabı okurken edebî bir bilince ve dil zevkine de ulaşır. Ulaşılan bu bilinç ve dil zevki sanatın merkezinde yer alan estetik duyguyu ifade eder. Din, metafizik problemlere getirdiği çözümler, hayata yüklediği anlam, varlık, bilgi ve ahlak anlayışıyla estetik duyguyu besleyen en önemli kaynaktır.
Yukarıdaki paragrafta altı çizili kelimelerin anlamlarını paragrafın ve cümlenin bağlamından hareketle tahmin ediniz.(10)

CEVAPLAR:

1. *Bir olay etrafında gelişmesi
*Zaman, meka ve kişi unsurlarının olması
*Kurmaca olması
*Olayların bir anlatıcı tarafından anlatılması

2. Halk hikayelerinin konusu genellikle aşk olmakla birlikte, kahramanlık olanları da vardır. Modern hikayede ise konu sınırlaması yoktur. Hemen her şey konu olarak işlenebilir.
Halk hikayeleri nazım-nesir karışıktır. Modern hikayeler ise nesir şeklindedir.
Halk hikayelerinde olağanüstülükler varken modern hikayelerde yoktur.
Halk hikayelerinde anlatıcı ilahi bakış açısına sahipken modern hikayede her üç bakış açısına sahip anlatıcı da vardır.
Halk hikayeleri sözlü kültür ürünü olduğu için sade, halkın anlayabileceği şekilde anlatılırken modern hikayede daha sanatlı, yoğun bir anlatım vardır.

3. -Ağlamazsan her hafta buraya gelirim.
-Sahi mi diyorsun?
-Tabii ki.
-Çok teşekkür ederim.
-Hem ben de dilimizi konuşan biriyle konuşurken oldukça mutlu oluyorum.
-Yaşasın!
-Tamam o zaman haftaya görüşürüz, sağlıcakla kal.
-Sen de güle güle git eskici amca.

4. konuşan:sıfat fiil
susan: sıfat fiil
durmadan:zarf fiil
dinlenmeden:zarf fiil
nefes almadan:zarf fiil
titreyerek: zarf fiil
dinlediğini: sıfat fiil
bildiren: sıfat fiil
erişemeyeceği: sıfat fiil
geçmiş:sıfat fiil
kaybettiği: sıfat fiil
düşünerek: zarf fiil
sarsıla sarsıla: zarf fiil

5. a. Mesnevilerde dil ….ağır………, ölçü………aruz……., beyit sayısı ise ………sınırsız………dır.
b. Türk edebiyatının ilk hikâye örneği …………Ahmet Mithat Efendi………’nin yazdığı ………Letaif-i Rivayat……… adlı eserdir. Batılı anlamda ilk hikâye örneği ise Samipaşazâde Sezai’nin …Küçük Şeyler……adlı eseridir.
c. Divan Edebiyatı Dönemi’nde roman ve hikâyenin yerini tutan uzun soluklu eserlere ….mesnevi……. denir.
d. ………Milli… Edebiyat Dönemi’nde eser veren Ömer Seyfettin ……Yeni Lisan…. adlı makalesiyle sade bir Türkçeyi savunmuş, bunu da eserlerine yansıtmıştır.

6. Âşıkların şiirlerinin kalıcı olmasının sebebi sanatlı olmaya önem vermeyişi, söyleyiş güzelliğine önem verişleridir. Söyleyiş güzelliği o şiirlerin akılda kalmasını kolaylaştırdığı için hatırda kalması, tekrar hatıra gelmesi kolay olmuştur.

7.              Eser                                    Sanatçı
(  d ) 1. Beng ü Bâde                    a.Mustafa Kutlu
( c  ) 2. Yüksek Ökçeler               b.Ahmet Mithat Efendi
( ç  ) 3. Küçük Şeyler                   c.Ömer Seyfettin
(  b ) 4. Letâif-i Rivâyât               ç.Samipaşazade Sezai
( a  ) 5. Uzun Hikâye                   d.Fuzuli

8“Bendeki dertleri saymakla bitiremem.” cümlesindeki “ki” sıfat yapan –ki ekidir. Ekler Türkçede sözcüğe bitişik yazılır.
“O kadar ağır konuştu ki asla unutamam.” cümlesindeki “ki” bağlaçtır. Ayrı yazılır. Çünkü bağlaçlar sözcüktür. Bağlacın buradaki görevi iki cümleyi birbirine bağlamaktır.

9. Böyle bir ikincil dünyanın üç ana belirleyicisi var (: ) Yaşanılabilir olması ( , ) kendi içinde tutarlılığı (,) okura bildiği dünyanın gerçekleri dışında hayal ürünü mitolojiler sunması ( . )

10. mukaddes: kutsal
       şuur: bilinç
       metafizik: fizik ötesi

10.sinif turk dili ve edebiyati 1.donem 1.yazili sorulari c grubu indir.

Yazdır

Yazar hakkında

Süleyman Kara

Öğrenci ve öğretmenlere faydalı olmak için onlara kaliteli edebiyat sitesi olan edebiyat sultanını sundum.

Yorum yap