Roman Yorum-Özet Editörün Seçtikleri

ACIMAK-REŞAT NURİ GÜNTEKİN

Acımak Romanının Değerlendirilmesi

Kitabın baş kahramanı Zehra öğretmen, Anadolu’nun bir köyünde görev yapmaktadır. Zehra öğretmen çok başarılı, yetenekli ve çalışkan bir genç kızdır. Çok çalışkan bir öğretmen olduğu için kısa zamanda baş öğretmen olmuştur. Ancak Zehra öğretmenin bir kusuru vardır. O da; acıma duygusunun olmayışıdır.

Zehra öğretmen, çok toleranssızdır. Öğrencilere hiç acıması yoktur. Derse geç gelen öğrencileri derse almayan, ödevini yapmayanları şiddetli azarlayan, kimsenin mazeretini dinlemeyen ve göz yaşlarına aldırış etmeyen bir öğretmendir.

Zehra öğretmenin babası Mürşit Bey, çalışkan, karakterli ve dürüst bir memurdur. Anadolu’da gittiği her yerde başarısı ve çalışkanlığı ile göz doldurmuştur. Aynı zamanda onun çalışkanlığı ve işini düzgün yapması çevresindeki bazı insanların kıskançlığına da sebep olmuştur.

Mürşit Bey, bu başarılarından dolayı Anadolu’da bir ilçeye kaymakam olarak atanmıştır. Burada evlenen Mürşit Bey’in başlangıçta çok güzel bir evliliği vardır. Ancak eşi ile birlikte Mürşit Beylerden kalmaya başlayan kayın validesi Mürşit Bey’den sürekli olarak bir şeyler istemektedir. Mürşit Bey, eşinin ve kayınvalidesinin isteklerini karşılamak için elinden geleni yapmaya çalışmaktadır.

En sonunda eşi ve eşinin annesi Mürşit Bey’i İstanbul’da yaşamaya zorlarlar ve sonunda buna ikna ederler. Ancak Mürşit Bey için İstanbul’da yaşamak demek açlık ve sefillik demektir.

Başlangıçta dürüst bir insan olan Mürşit Bey, eşinin ve kayınvalidesinin bitmez tükenmez istekleri yüzünden yoldan çıkmış, başta içki olmak üzere her türlü yanlış yollara sapmak zorunda kalmıştır.

Mürşit Bey’in düzeni bozulunca ailesi ve çocuklarıyla gerektiği gibi ilgilenememiş, Hatta Zehra’nın ablası 14 yaşında bir hastalığa yakalanarak ölmüştür. Mürşit Bey, Zehra’yı yatılı bir okula vermiş ve Zehra, bu sayede muallim olabilmiştir.

Mürşit Bey’in eşi ve kayınvalidesi yaptıkları yetmiyormuş gibi bir de Mürşit Bey’i çocuklarına kötüleyerek çocukların babalarına düşman olarak yetişmelerine sebep olmuşlardır.

Zehra öğretmenin çalıştığı köyde görev yapmaktayken milli eğitim müdürü Zehra’yı makamına çağırarak; İstanbul’dan telgraf geldiğini, babasının ölmek üzere olduğunu hemen gitmesi gerektiğini söyler.

Zehra, başlangıçta gitmek istemez çünkü babasını hayatından silmiş ve onunla yıllardır hiç görüşmemiştir. Milli eğitim müdürü ısrar eder, böyle zamanlarda her türlü duygu ve düşüncenin bir tarafa bırakılarak gidilmesi gerektiğini söyler. Zehra sonunda  gitmeye karar verir.

Zehra, geç kalmıştır. Gittiğinde babasının öldüğünü öğrenir. Ancak zaten babasına karşı iyi duygular beslemediğinden hiç üzgün gözükmez. Çevresindeki insanlar Zehra’nın bu duyarsızlığını şaşkınlıkla karşılarlar.

Mürşit Bey, kızına bir sandık bırakmıştır. Zehra başlangıçta bu sandığı almak istemez. Daha sonra sandığı açıp baktığında, sandığın içinde bir günlük bulur ve okumaya başlar. Günlüğü okuduğunda aslında babasının anlatıldığı gibi kötü bir insan olmadığını, kendisinin okuması için babasının nice gayretler sarf ettiğini anlar ve bu durumdan öylesine etkilenir ki; hıçkırıklarla ağlamaya başlar. Zehra böylelikle acıma duygusunu da kazanmış olur.

 

DEĞERLENDİRME: Reşat Nuri Güntekin, Acımak isimli bu eserinde ‘’Hiçbir şey göründüğü gibi değildir’’. Ana fikrini işlemiştir. Yazara göre insanlar hakkında bir kanaate varmadan önce iyi düşünüp iyi araştırmak gerekir.

 

Yazdır

Yazar hakkında

Fatih Pınar

Yorum yap