Kitaplar

Amok Koşucusu-Stefan Zweig

Gizemli bir kadının gizli kürtaj isteğini reddetmiş sonra da bundan pişman olup kadının peşine düşen bir doktorun hikayesidir.

AMOK KOŞUCUSU-STEFAN ZWEIG

Stefan Zweig’ın hikâyelerinden biridir Amok Koşucusu. Bu hikâyede de diğer birçok eserinde olduğu gibi intihar üzerinde durmaktadır. İntihar ederek hayatına son veren Stefan Zweig, bu hikâyesinde bunalımlı insanları ve çökmüş bir hayatı konu alıyor.

Amok, Malezya geleneklerine göre kudurarak ölümü göze alıp isteklerin peşinden gitme hali.

İyilik yapma kavramı üzerinde duran yazar, iyilik yapmanın sorgulandığı bu hikâyesinde insanoğlunun iyilik yapmakla sorumlu olduğu üzerinde durur.

Hikaye, eski bir doktorun Napoli Limanı’ndan Okyanusya’ya yolculuk ettiği sırasında tanıştığı birine sırf içinde tutmaktan yorulduğu için başında geçenleri anlatmasıyla başlıyor. Anlatıcı, gemideki yolcu kabininde durmaktan sıkılıp geminin gizli ve insanların göz önünde bulunmayan bir kısmını keşfeder. Yıldızları izlemeye başladığı bir gece sadece kendisinin olduğunu düşünür, ancak yalnız olmadığını fark eder.  Kendininsen önce bir başkası daha orayı keşfetmiştir. O kişiyle sohbet eder ve arkadaş olurlar. Anlatıcının konuştuğu kişi kekeleyerek konuşmaktadır ve korkutucu bir yüze sahiptir. Bu adam içinde uzun zamandır tuttuklarını anlatmaya başlar. Eskiden doktor olan u adam Hollandalıdır. Devlet tarafından Hindistan’da on yıllığına çalışmaya gönderilir. Küçük bir kasabada doktorluk yaptığı esnada bir kadın onunla konuşmaya gelir. Zengin ve asil bir kadındır ve tüm çevre tarafından tanınır. Kadın doktora, kocasından olmayan bir bebeği karnında taşıdığını ve bu bebeği kimse duymadan almasını ister. Doktor yasal olmadığını söyleyerek kabul etmez. Kadın çok dil döker ama doktor onu ameliyat etmez. Doktor aslında kadınlara karşı önyargılıdır. Sebebi de zengin kadınların tavrındaki kibirdir. Doktor kadına duyduğu öfke yüzünden gurur yapmıştır. Bunun üzerine odadan çıkarak doktora sert bir şekilde bağırır ve ona ihtiyacı olmadığını gururlu ve kendinden emin bir biçimde söyler. Doktor onun bu tavrına çok kızsa da bir kadının boyun eğmeyişliğini görür ve içinde ilk defa bir kadına karşı böyle belirsiz duygular hisseder. O diğer kadınlardan gerçekten çok farklıdır. Kadın kapıyı çarpıp çıktıktan sonra peşinden koşup onu yakalamaya çalışır. Ancak onu elinden kaçırır. Ona yardım etmediği için kendini çok suçlu hisseder. Günlerce her yerde arar ve inanılmaz derecede kimseye benzemeyen ve tüm kadınlardan farklı olan bu asil bayana gitgide âşık olur. Doktorda bu kadına yardım etme duygusu saplantı hâline gelmiştir. Ona yardım etmezse yaşamayacaktır.  Tam da amok etkisi burada başlar. Doktor en sonunda kadının şehir dışında olduğunu öğrenir ve yanına gider. Ona yardım etmek istediğini ve o bebekten kurtulması için elinden geleni yapacağını söylese de kadın kabul etmez. Doktora güvenmez ve bu sırrı açığa çıkaracağını düşünerek itibarının zedelenmesini istemez. Doktor ise çılgınlar gibi yardım etme arzusundan vazgeçmez. Şehirde kalmaya ve oraya tayin istemeye karar verir. Böylece onun her daim yanında olacak ve koruyacaktır. Amacı ona yakın olmak, sırrını kimseye söylemeyeceğine inandırmaktır. 

Kadın ona güvenmediği için ameliyat ortamından çok uzak bir yerde bebeğini alırken ölmek üzeredir. Doktor onu bulduğunda ameliyat bitmiştir ama kadının da ömrü saatlerle sayılıdır. Doktordan sırrını saklamasını ve kimsenin öğrenmemesi için elinden geleni yapmasını ister ve vefat eder. 

Kocası karısının ölümünden şüphelenir ve cesedin incelenmesi için cesedi Avrupa’ya göndermeye karar verir. Bu arada kadın ölümüyle ilgili bazı tahkikatlar yapılır. Doktorlardan sorumlu üst düzey bir görevli, kadının ölümünde kendisinin rolü olup olmadığını doktora sorar. Doktor da kendisinin rolü olmadığını söyler. Bu görevliye kadının ne şekilde öldüğünün anlaşılmaması için tehdit dolu ifadeler söyler. Burayı terk edeceğinin söyleyerek olayın aslının duyulmaması için ondan istekte bulunur.

Doktor burada yıllardır biriktirdiği her şeyi terk ederek tabutun olduğu gemiye biner. Yaptıklarından dolayı kendisini Amok koşucusuna benzetir.

Amok mu?… Galiba hatırlıyorum…. Malezyalılarda görülen bir tür sarhoşluk..Sarhoşluktan öte bu.. çılgınlık, insanın öfkeden gözünün dönmesi… İnsanın korkunç, delice bir saplantıya kapılması, öyle ki hiçbir biçimde alkol zehirlenmesiyle kıyaslanamaz… Ben oradayken bunun gibi birkaç vaka incelemiştim- başkaları söz konusu olunca insan her zaman mantıklı ve nesnel davranabiliyor- ancak bu vakaların kaynağının korkunç gizini çözememiştim… İklime bir bağlantısı var bunun, sinirlerin üzerinde fırtına gibi baskı yapan ve sonunda patlama noktasına getiren o boğucu, yoğun havayla… İşte amok… Evet amok, şöyle oluyor: Bir malezyalı, herhangi bir sıradan, kendi halinde adam içkisini içiyor… Ruhsuz, ilgisiz, donuk bir biçimde oturuyor oracıkta… Tıpkı benim odamda oturduğum gibi… Sonra ansızın ayağa fırlıyor, hançerini kapıyor, sokağa fırlıyor… Dosdoğru koşuyor, dosdoğru… Nereye gittiğini bilmeden… Yoluna ne çıkarsa, insan olsun hayvan olsun hançerini saplıyor, akan kan onu daha da çıldırtıyor… Ağzı köpürüyor, kudurmuş gibi uluyor… Ama koşuyor, koşuyor, koşuyor, ne sağa bakıyor ne sola, acı acı haykırarak, elinde kanlı hançeriyle korkunç koşusunu sürdürüyor… köylerdeki insanlar bu amok koşucusunu hiçbir gücün durduramayacağını bilirler…O gelirken uyarmak için ‘amok! amok!’ diye haykırırlar ve herkes kaçışır… Ama o bunları hiç duymadan koşar, hiç duymadan koşar, görmeden koşar, önüne çıkanı devirir.. Sonunda kuduz bir köpeği vururcasına vurup öldürürler onu ya da ağzından köpükler çıkararak yere yığılıp kalır…”

Kadının tabutu gemidin çıkarılırken bir kaza olur ve kurşundan tabut geminin tepesinden inen bir şeyle beraber denizin dibini boylar. Denizin dibini boylayan şeylerden biri tepeden düşen, intihar eden doktordan (Amok koşucusu) başkası değildir.
Vicdan azabıyla aşk arasında kalan bir aşkın hikayesini görüyoruz bu hikayede.

Kadının onuru için ölümü göze alması dikkat çekici.

Stefan Zweig, psikolojik tahliller yapmada gerçekten usta. Bunda Freud’un etkisinin olduğu söylenmekte.

Yazdır

Yazar hakkında

Süleyman Kara

Öğrenci ve öğretmenlere faydalı olmak için onlara kaliteli edebiyat sitesi olan edebiyat sultanını sundum.

Yorum yap