Roman Yorum-Özet

Bir Azim ve Kararlılığın Hikayesi: Robinson Crusoe

robinson-crusoeRobinson Crusoe, Alexander Selkirk’in hayatından ilham alınarak yazılmış bir romandır. 1696’lı yıllarda Alexander Selkirk korsan seferlerine merak saldığında daha yirmi yaşındadır. Şili sahillerindeki Juan Fernandez adalarında tek başına beş sene yaşar. Sebep geminin kaptanı ile kavga etmesi sonucu buraya bırakılmasıdır. Daha sonra Woodes Rogers adındaki kaptan tarafından İngiltere’ye götürülür. Selkirk’in tek başına bu adadaki yaşamı halkın ilgisini çekmiş ve bununla ilgili birçok kitap yazılmıştır. Daniel Defoe tarafından yazılan Robinson Crusoe de bunlardan biridir.

Robinson genç yaşta denizci olmaya karar verir. Ailesi ise onun avukat olmasını istemektedir. Robinson on dokuz yaşında Londra’ya hareket eden bir gemiye biner. Gemi limandan ayrılır ayrılmaz şiddetli bir fırtına kopar. Robinson Crusoe çok korkar ve anne babasının sözünü dinlemediği için pişmanlık duyar. Fırtına dindiğinde içindeki denizcilik dürtüsü tekrar üstün gelir ve maceraya atılmak için hayallerinin peşinden gider.

Çalıştığı gemi Afrika’dan eşya getirirken korsanların hücumuna uğrar ve Crusoe köle olarak satılır. Köle olarak satıldığı yerden kaçar. Bindiği gemi Brezilya’ya gider. Orada şeker kamışı ziraatı yapar ve başarılı olur. İşlerini yapmak için köleye ihtiyacı vardır. Afrika’ya giderken gemi batar ve Crusoe’den başka herkes ölür. Dalgalar onu ıssız bir adaya sürükler.

Robinson CrusoeRobinson başından geçenleri burada günü güne yazmaya başlar. Önce kendine bir kulübe inşa eder. Hayvan avlayıp etlerini yer, derilerinden faydalanır. Yağmur sularını biriktirmek için kendine küp yapar. Diğer adalara gitmek için bir de kayık yapar fakat taşınmayacak kadar olduğunun farkına varır.

Nihayat Crusoe ekin ekmeyi, keçi ehlileştirmeyi öğrenir. Bir papağanı bile eğitir. Adada kaldığı on iki yıl sonra insana ait ayak izlerine rastlar  ve ayak izlerini takip ederek adada başka kimlerin yaşadığını araştırır.

Yirmi yıl kaldığı adada insan kemikleri ve insana ait parçalanmış organlar görür. Çok kızar ve bu insanlar buraya gelirse onları öldürmek için plan yapar. Bir mağara bulur ve orayı bir kale haline getirir. Bir gün etrafını gözetlediği sırada bir sürü vahşinin ateş önünde dans ettiğini ve esirlerden birini pişirdiğini görür. Elindeki silah ve kılıçla onlara saldırır. Yamyamların çoğu ölür. Kölelerden biri kalarak diğerleri kaçar. Kurtardığı kişi de yamyamdır, ama Crusoe ona eski geleneklerden nefret etmeyi öğretir ve ona Friday (Cuma) adını takar. Ona İngilizce öğretir. Friday onun güvenilir bir arkadaşı  ve yardımcısı olur.

Friday, Crusoe’ye yaşadığı adadan bahseder. On yedi beyazın orada köle olarak tutulduğunu söyler. Crusoe onları kurtarmaya karar verir ve bunun için bir tekne yapar.

Denize açılmak üzerelerken vahşi yamyamlar köleyi adaya getirirler. Crusoe ve Friday onlara hücum eder ve yamyamları öldürürler ve içlerinden iki köleyi kurtarırlar. Bunlardan birisi Friday’ın babasıdır. Diğeri de Crusoe’nın yıllarca önce parçalandığını gördüğü gemideki İspanyol’dur. Robinson İspanyol’la birlikte Friday’ın babasını diğer beyazları kurtarmaları için kendi yaptığı tekne ile adaya gönderir. Bir gemi görürler ve gemi ele geçirilmiştir. Crusoe ve Friday, gemilerini tekrar almaları için onlara yardım eder ve aynı gemi ile İngiltere’ye dönerler. İsyan eden tayfalarsa İngiltere’ye döndüklerine asılacaklarından dolayı isyan ederler ve tayfalar adada kalır.

Crusoe, Friday ile otuz iki sene sonra İngiltere’ye döner. Robinson’un anne ve babası ölmüştür. O artık zengindir. Batık İspanyol gemisinden ve Brezilya’daki tarlasından yüklü paralar kalmıştır ona.  Portekiz gezisinden sonra İngiltere’ye döner, evlenir, çoluk çocuk sahibi olur. Karısı ölünce adanın durumunu öğrenmek için tekrar denizlere açılır.

 

Daniel DefoeDaniel Defoe’nun bu romanı 1719’da yayımlandı.

Defoe bu romanında insanın cesaret, tahammül ve yetenekleri sayesinde neleri yapabileceklerini anlatıyor.

Yazdır

Yazar hakkında

Süleyman Kara

Öğrenci ve öğretmenlere faydalı olmak için onlara kaliteli edebiyat sitesi olan edebiyat sultanını sundum.

1 yorum

  • Güzel bir yazı olmuş, ellerinize sağlık.
    Romana gelince, Öncelikle özgün bir roman. Daha sonraları benzerlerinin yazılması ve filmlerinin çekilmesi bu romanı kült bir eser haline getiriyor. Aslında roman iki cilt. Birincisi Robinson’un adaya düşmesi, burada 30 yıla yakın yaaşması ve kurtulmasıdır. Hikaye burada bitirilebilirmiş. İkincisi ise çeşitli maceraları, adaya tekrar dönüp orada bıraktığı arkadaşlarını ziyaret etmesi vs…
    Asıl ada bölümünde yalnızlık psikolojisini iyi diyebileceğimiz bir şekilde işlemiş. İlk iki yılı yogun anlatmış ancak daha sonraki yıllarda zaman geçişi çok hızlı olmuş. Bu bana göre romanın en büyük eksikliğidir.
    Şunu da söylemek gerekir ki hikaye sizi kendinize rahatlıkla çekiyor ve sanki olayları beraber yaşıyor havası veriyor. Eğer etrafınızda ben kitaplardan çabuk sıkılıyorum diyen varsa rahatça okutabileceğiniz akıcı bir kitap… Ben beğendim.

Yorum yap