Roman Yorum-Özet Editörün Seçtikleri

CASUS-PAULO COELHO

paulo coelho casus ile ilgili görsel sonucu

  1. yy ilk kadın casusu olduğu düşünülen Mata Hari’nin hikayesi aslında neydi?

Mata Hari, Margaretha Zelle’nin takma adıydı. Hollanda’da zengin bir ailenin kızı olarak dünyaya gözlerini açmış. Ancak Mata Hari okul yıllarının sonlarına geldiğinde babası iflas etmiş. Olanlardan etkilenmemesi için onu ülkeden uzak bir yere yatılı okula göndermişler. Ve işler bu raddeden sonra epey değişmiş. Annesinin ölümüyle sarsılan Mata Hari, okul müdürünün tacizine uğradıktan sonra yıkılmış. Annesinin ‘’İlişkilerde aşk olmalı.’’ sözüyle uyuşmayan bu durum onun tüm hayatını etkilemiş. Evlenip rahat bir hayat kurmayı planladığı sırada bir gazete ilanı görmüş ve ilana hemen cevap yazmış. İlan şaka amaçlı yazılmış olsa da yüzbaşı, Mata Hari’yi geri çevirmemiş. Ve sonunda evlenmişler.                                                                            

  Mata Hari, kurtuluşu olarak gördüğü evliliğinde sık sık tacize ve şiddete maruz kalmış. Kızının doğumuyla her şey kötüye gitmiş. Sonrasında yine hamile kalmış ve bir oğlu olmuş. Oğlu hizmetçisi tarafından öldürülünce, kocasından gördüğü şiddet de günden güne artınca Mata Hari kızının velayetini kocasına vererek ondan boşanmış. Ve kendine yeni bir hayat kurmak için rotasını Paris’e çevirmiş. Burada merak saldığı Sava dansını geliştirip sahnelemiş. Herkesin hatta hükümetin bile dikkatini çekmiş.

Özgürlüğe olan merakını güzelliği ve dansıyla süsleyince ülke ülke gezmeye, dansını sergilemeye başlamış. Bu kadar güzel bir kadının tek başına ülkeden ülkeye dolaşıyor olması akıllara casusluk fikrini getirmiş. Ancak kimse delil bulamamış, bu onun casus olmadığı fikrini de değiştirmemiş. Kendisine teklif edilen ülkesinden haber taşıma fikrini reddetse de şahitler maalesef onun aleyhinde ifadeler vermiş.

Mata Hari, aksi bir delil olmadığı için casuslukla yargılanmış. Mahkemeye bin bir mazeretle avukatı da alınmayınca, e onun masum olduğunu kanıtlayacak belge de olmayınca idama mahkum edilmiş. Avukatı tarafından edinilen bilgilere göre onun tek suçu, özgür olabilmek adına yanlış adamlara güvenmiş olmasıymış.

İdama giderken bile özgürlüğünden bir nebze olsun ödün vermemiş. Ne gözlerinin bağlanmasına ne de kelepçe takılmasına izin vermiş. Gözlerinde korkunun zerresi bile yokmuş.

Paulo Coelho’yu Simyacı romanı ile tanımış olsak da tüm kitapları okuma listesine alınmalı. Çevirisi iyi yapılmış bir Paulo Coelho romanı okumanın tadı adeta paha biçilemez. Gerçek hayattan alınmış bu hikayeyi yazar kurgulayıp üç bölüm halinde bize sunmuş. Okurken roman da zaman da su gibi akıp gidiyor.

‘’ Herkes tehlikeyle flört eder, yeter ki gerçekte var olmasın.’’

 

Yazdır

Yazar hakkında

Aslı Cansız

Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim.

Yorum yap