Eğitimle İlgili Yazılar Editörün Seçtikleri

En İyi Eğitim Sistemleri En İyi Öğretmenler Üzerinde Yükselir: Finlandiya ve Singapur

öğretmen nedir, öğretmen kimdir

Bu yazı 2014 yılında The Best Education Systems Rise on The Best Teachers başlığıyla ADAPT International‘da yayınlanmıştır.

Bizim eğitim sistemimiz her yıl yeni bir reforma uğrarken nasıl oluyor da Finlandiya 180 yıldır sınav sistemini değiştirmeden başarılı olabiliyor? Çünkü öğretmenin öneminin farkına varmış…

Eğitim insan hayatındaki en önemli süreçlerden biridir. Tüm dünyada, özellikle gelişmekte olan ülkelerde eğitim, alt sosyo-ekonomik düzeydeki çocukları yukarı taşıyan bir metamorfoz işlevi görmektedir. Ülkeler bu süreçleri yönetebilmek için çeşitli kurumlar oluşturmaktadır. UNESCO ve OECD gibi örgütler ise bu işi küresel düzeyde yapmaktadır. Bu kurumlar ülkeler arasında çeşitli sınıflandırmalar ve karşılaştırmalar yapmakta bu konuda çeşitli raporlar yayımlamaktadırlar. Ülke olarak iyi sonuçlar alamadığımız uluslararası PISA sınavları da bu araçlardan birisidir. PISA 15 yaşındaki öğrencileri bilgi ve becerilerini ölçerek dünya çapında eğitim sistemlerini değerlendirmektedir. Finlandiya ve Singapur PISA sınavlarında uzun yıllardır en başarılı ülkeler arasında yer almaktadır.

Her iki ülke de çeşitli özellikler bakımından birbirine benzemektedir. Her iki ülkenin nüfusu da 5 milyon civarındadır. Birleşmiş Milletler (BM) gelişim raporlarına göre her iki ülkede en gelişmiş ülkeler arasında yer almaktadır ve ikisi de dünyanın en iyi eğitim sistemlerine sahiptir. Bu nedenle tüm dünyada eğitimciler Finlandiya ve Singapur eğitim sistemlerine büyük ilgi göstermekte ve bu başarının arkasındaki gizemi çözmeye çalışmaktadırlar. Bu gizemi ifade eden kavram “bilgi tabanlı toplum” olarak öne çıkmaktadır. Singapur Eğitim Bakanlığının vizyon ifadesi “düşünen okul, öğrenen ulus” cümlesiyle ifadesini bulmaktadır. Finlandiya Eğitim Bakanlığı ise durumu “Fin toplumunun refahı eğitim, kültür ve bilgi üzerine inşa edilmiştir.” şeklinde ifade etmektedir.

Elbette Singapur Eğitim Sistemi ile Finlandiya Eğitim Sistemi arasında bazı farklar var. Finlandiya’da eğitim daha çok yerel otoriteler tarafından yönetiliyor iken Singapur’da oldukça güçlü bir merkezi yönetim var. Finlandiya’da eğitim tamamen ücretsiz iken Singapur’da devlet okulları için belirlenmiş bazı standart ücretler var. Finlandiya’da öğretmenler ve okul müdürleri için bir denetim süreci bulunmuyor. Buna karşılık Singapur’da okulların oluşturduğu kümeleri denetleyen müfettişler bulunmaktadır.

Öğretmen Seçimi ve Öğretmen Yetiştirme

Singapur ve Finlandiya eğitim sistemlerinin benzer olduğu noktalardan birisi de öğretmenlerin seçimi ve yetiştirilmesidir. Cehalete ve yoksulluğa karşı savaşın en ön safında öğretmenler vardır. Tüm ülkeler ihtiyaç duydukları öğretmenleri yetiştirmek için birtakım düzenlemeler yapmaktadır. Her iki ülkede de eğitimin ana aktörü olarak öğretmen görülmektedir. Eğitim sürecinin içerisinde en aktif role sahip insan grubunu öğretmenler oluşturmaktadır. Çünkü öğrenciye doğrudan dokunanlar öğretmenlerdir. Öğretmenler sınıfta öğrencilerini motive etmekte, ilham vermekte ve yönlendirmektedir. Başarılı insanların biyografilerini okuduğunuzda mutlaka bir öğretmenin dokunuşlarını görürsünüz. Bu nedenle eğitimin temel öğretmendir ve eğitimde başarılı olan her iki ülkede bu gerçeği çok iyi kavramış görünmektedir.

Önemli bir Finli eğitimci olan Pasi Sahlberg ((Lessons from Finland. American Educator, Summer 2012, 34-38) Finlandiya eğitiminin öğretmenlerin mesleki hesap verebilirliği ve uzmanlığı üzerine kurulu olduğunu söylüyor. Finlandiya’da en çok saygı duyulan meslek grubu öğretmenliktir. Bu nedenle bu ülkede öğretmenlerin seçimi yetiştirilmesi süreçlerine daha yakından bakmakta yarar var.

Finlandiya’da Öğretmenlerin Seçimi ve Yetiştirilmesi

Öğretmen adayları bir olgunlaşma sınavı sonuçlarına göre seçilmektedir. Seçilen bu adaylar sonradan yazılı bir sınava alınmakta, sonrasında okul ortamında sosyal etkileşim ve iletişim becerileri gözlemlenmektedir. Son olarak, neden öğretmen olmalarını açıkladıkları bir mülakata alınmaktadırlar. Genç Finlilerin öğretmenlik seçmelerinin en önemli nedenlerinden ikisi sosyal prestij ve mesleki özerkliktir. İkinci aşamada, seçilen öğretmen adayları araştırma, uygulama ve tefekkür bileşenlerinden oluşan iyi bir eğitim almaktadırlar. Bu bileşenler bilimsel bilgi, düşünme (tefekkür) süreçleri ve bilişsel becerilerle desteklenmektedir. Alınan teorik eğitim araştırma ve alanları ile ilgili bir yüksek lisans tezi ile tamamlanmaktadır. İlk, orta ve lise düzeyinde tüm öğretmenler bir yüksek lisan derecesine sahip olmak zorundadır.

Öğretmen eğitiminin diğer önemli bir bölümü de uygulamadır. Öğretmen adayları deneyimli öğretmenlerin derslerini gözlemlerken, adayların uygulamaları da deneyimli öğretmenler tarafından izlenerek geri bildirim verilmektedir. Sonuç olarak Finlandiya’da öğretmenler dikkatli bir şekilde seçilmekte, teori ve pratiği içeren iyi bir eğitimden geçirilmektedir. Buna bağlı olarak ta toplumda üst düzey saygı görmekte ve topluma hizmet etmektedirler.

Singapur’da Öğretmenlerin Seçimi ve Yetiştirilmesi

Singapur’da da öğretmenler eğitimin en önemli tabakasını oluşturmaktadır. Düşünen okullarda düşünen öğretmenler çok önemli bir role sahiptir. Ulusal Eğitim Enstitüsü (NIE) düşünen öğretmen yetiştirmek için gereken teorik temelleri sağlamaktadır. Öğretmen eğitiminin ana bileşenlerini, eğitim felsefesi, müfredat, öğretmenlerden beklenen çıktılar ve akademik serüven oluşturuyor. Öğretmen yetiştirme modelinin (TE21) üç değer paradigması öğrenme merkezlilik, öğretmen kimliği ve mesleğe ve topluma hizmet olarak görülüyor. Bu değerler beceri ve bilgi tarafından kuşatılmaktadır. Öğretmenlik eğitimi alacak kişiler lise mezunlarının ilk üçte birlik diliminden okul müdürlerinin de dahil olduğu bir panel aracılığıyla dikkatli bir şekilde seçilmektedir. Güçlü akademik yetenek, mesleğe bağlılık ve çok çeşitli öğrenci tiplerine eğitim verebilme bu seçimin temel ölçütlerini oluşturmaktadır. Singapur’da öğretmen yetiştirme sürecinde göze çarpan diğer önemli bir özellikte öğretmenlik eğitimi alanlara devletin eğitimleri süresince ihtiyaçlarını karşılayacak kadar bir burs/maaş ödemesidir. Okullar ile yakın ilişkide olan Ulusal Eğitim Enstitüsü öğretmenlerin meslekteki ilk birkaç yılını takip etmekte ve mentörlük sağlamaktadır (Schleicher, A., 2012, Ed., Preparing Teachers and Developing School Leaders for the 21st Century: Lessons from around the World, OECD Publishing).

Sonuç

Dünyanın en iyi eğitim sistemlerinden ikisi çok iyi öğretmenler üzerinde yükselmektedir. Bu harika öğretmenler çok titiz bir süreçle seçilmektedir. Üst düzey akademik yeteneğe sahip öğrenciler öğretmenlik tercih etmektedir. Bu tercihin en önemli nedeni ise sanıldığının aksine maaş değil, toplumun gösterdiği üst düzey saygı ve itibardır. Bu ülkeleri eğitimde iyi yapan ikinci önemli etken, teori ve uygulamayı başarılı bir şekilde birleştiren öğretmen eğitimidir. Üçüncü önemli aşama, öğretmenlerin mesleğe başladıklarında öğretmenlere deneyimli meslektaşları aracılığıyla desteklenmesi ve tecrübe aktarımıdır. Son olarak, öğretmenlere meslekleri boyunca pek çok gelişim fırsatı sunulmaktadır.

Finlandiya ve Singapur Öğretmen Eğitimini İyi Yapan 4 şey

  1. Öğretmen eğitimi için üst düzey akademik başarılı öğrencileri seçmek
  2. Teori ve uygulamanın bir arada olduğu bir öğretmen eğitimi
  3. Mesleğe kabul döneminde sağlanan destek
  4. Meslekte sunulan gelişim fırsatları

 

Sahlberg’in “Finlandiya öğretmenlerin eğitimde ne kadar önemli olduğunu fark etti ve 1970’lerde öğretmene yatırım yapmaya başladı.” sözü aslında durumu net olarak özetlemektedir. Singapur halen öğretmen eğitimini geliştirmeye devam etmekte ve TE21 modeliyle 21. Yüzyılın öğretmenlerini yetiştirmeye çalışmaktadır.

Eğitim sistemine yatırım yapmak isteyen ülkeler için en iyi başlangıç noktası öğretmen yetiştirme sistemidir. Eğitime yatırım öğretmene yatırımla başlar.

Yazdır

Yazar hakkında

Mehmet Nuri Öztürk

4 yorumlar

  • Bugünkü hekimliğe, gençliğe baktığınız zaman
    neler düşünüyorsunuz? Gençlere neler söylemek
    istersiniz?

    Eğitim herkesin hakkıdır. Herkese eşit şekilde
    verilmelidir. Bu imtihan sistemi çocukların beynini
    dumura uğratmaktadır. Gençliklerini
    yitirmişlerdir maalesef gençlerimiz.Analar babalar
    da tabii. Bunun için üzüntülüyüm ben. Eğitim
    psikolojisinde şöyle bir laf vardır, “Çoktan seçmeli
    imtihanlar öğrenmeyi engellemektedir” denir.
    Ülkemizde senelerden beri uygulanan imtihanlara
    dayalı dershane sistemi, eğitim ve öğrenimi
    öldürmüştür.
    Çocukların kendi istikballeri için kendi
    sevdikleri bir mesleği seçmeleri gerektiği halde, biz
    önlerine bin türlü imtihan sistemi koyarak
    eliyoruz, ‘sen okuyamazsın’ diyoruz her sene 1,5
    milyon gencimize… Bu sizce normal mi? Okullara
    yerleştirmediğimiz gençler ve aileleri ne yapıyorlar
    hiç biliyor muyuz? Bir at yarışı içine
    sürüklediğimiz çocuklarımızı, gençlerimizi
    aldatıyoruz! Yok, şunun birincisi, bunun ikincisi
    diye? Bu birincilikler çocuklara mı yarıyor,
    dershanelerin ticari kazançlarına mı katkıda
    bulunuyor? Ezberden başka ne yapıyor bu
    çocuklar? Ağlayanlar, intihar edenler… Yazık değil
    mi bu gençlere ve boşa harcanan paralara? Ne için
    diye, oturup da düşünmemiz gerekiyor.

    Canan Karatay’ın Karatay Diyetiyle Yaşama Boyu Sağlık kitabından alınmıştır.

  • Sait Halim Paşaya göre, başka ulusların çokluk pek pahalıya mal olan siyasal deneylerinden kılını oynatmadan yararlanmak pek çekici bir şeydir. Ama Batı’nın düşünce biçimi ve ruh durumu ile Doğu’nun düşünce ve ruhu arasında ortak noktalar pek azdır. Asıl imrenilecek şey, Batı’nın çalışma üslubu, eğitim yöntemi ve yurtseverliğidir. Batı uluslarının her biri, başkalarının çalışması ile değil, kendi alınterleriyle ilerlemişlerdir.

  • Prens Sabahattin Bey bilimsel çözümleme ve toplumsal yasalara dayanmayan genel kuramlarla bir memleketin düzelmesine olanak bulunmadığını açıkça söylemekten çekinmez. O, memleketimizin tembel bir eğitim yaratan bütüncü yapıdan (formation communautaire)
    ayrılarak etkin bir eğitim kaynağı olan bireyci yapıya (formation particulariste) geçmesi gerektiği kanısındadır. Çünkü, bütüncü yapıya göre düzenlenmiş toplumlarda -Doğu’daki toplumlar
    hep böyledir- insanlar kendilerine güven duymazlar. Bunlarsadece bağlı oldukları aile, topluluk, parti ya da hükümetten medet umarlar. Oysa bireyci yapıya kucak açan topluluklarda
    insanlar kişisel girişimiere el atacak, kendi başlarına iş kuracak niteliktedirler. Ama bunun için merkezci olmayan bir yönetime (adem-i merkeziyete) de gerek vardır. Bu türlü bir anlayış, Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetimsel yaşamını yalnız, bir şehre bağlı olmaktan kurtarabiieceği gibi, bölge işlerinin en yetenekli kişilerce yürütülmesine de olanak sağlar. Üstelik bu, yurttaşların yönetme yeteneğini de arttırır.

  • Batılılık ne Doğu’da ne de Batı’ dadır.Onu arayacaksak dışarda değil, kendi içimizde aramalıyız.
    Biz:
    – Batı benim! Benim yaptığım şey güzel ve yararlı iseBatılı’dır! diyebiliyor muyuz, diyemiyor muyuz? Diyebildiğimiz gün, bir şeyler yaratabilecek duruma geliriz. Bunun için öyle insanüstü bir güç de istemez, işlerimizi sağlam bir sağduyuya ve şaşmaz bir usa göre ayarlamak yeter de artar bile. Demek oluyor ki, başanya ulaşmanın, ilerlemenin, kalkınmanın ilk adımı düşünmektir. Külahım önüne koyacak, başını iki elinin arasına alacak ve düşüneceksin. Kafanın suyunu iyice sıkmadan ne Batılıların katına yükselebilir ne de onları aşabilirsin.
    Nedir, “Batı benim!” demekle de iş bitmez.

    Salah Birsel’in Paf ve Puf adlı kitabından alıntıdır.

Yorum yap