Eğitimle İlgili Yazılar Editörün Seçtikleri

Koronavirüs Sonrası Eğitimi Neler Bekliyor?

Son yarım asırdır neredeyse tüm dünyada okul sistemleri standart testlere dayalı olarak gelişti. Öğrencilerin sınavlarda gösterdikleri başarı (!) en önemli şey haline geldi. Öğrencilerin bilgi ve becerilerinin artırılması yerine sıralanmasını amaçlayan sınavlar hem öğrenci ve öğretmenlerin moralini bozdu hem de aileler üzerinde büyük baskı oluşturdu. Kültürel ve sanatsal faaliyetler ikinci plana itildi. Teneffüsler, oyunlarla öğrenme ve beceri geliştirme ihmal edildi. Bu amaç uğruna yapılan okul reformları için, çoğu ülkede, milyarlarca dolar harcandı. Ancak fırsat eşitsizliği giderilemediği gibi uçurum daha da derinleşti.

Çocuk gelişimi uzmanlarının çocuğun sağlıklı gelişimi için oyunun kilit bir konuma sahip olduğunu belirtmelerine ve fiziksel etkinliğin davranış ve akademik başarıyı artırdığına dair kanıtlar olmasına rağmen öğrencilerin hareket ve etkinliklere ayıracakları zamanlar sınavlar ve ödevlerle hep kısıtlandı. Bunun sonucunda yemenin değil sindirmenin beslediği gerçeği göz ardı edilerek Eğitim Obezi Nesiller meydana getirildi. Koronavirüs nedeniyle neredeyse tüm dünyada okullar kapanmadan önce öğrenciler çılgınca sınavlara çalışmaya, okul, kurs, özel ders arasında koşuşturmaya devam ediyordu.

Şimdi tüm dünyada 1,2 milyar öğrenci evlerinde belki de aylar sürecek bir inziva yaşıyorlar. Yaşanan bu karantina döneminin tüm dünyada, sağlık ve ekonomi açısından önemli sonuçları olacağı gibi eğitimin de önceki gibi olmayacağı çok net görülüyor. Muhtemelen bundan sonra yazılacak eğitim tarihi koronadan önce (K.Ö.) ve koronadan sonra (K.S.) olarak sınıflandırılacak. Belki matbaanın bulunması gibi bir kilometre taşı olacak.

Koronavirüs eğitimcilere, öğretmenlere, ailelere eğitimle ilgili tüm insanlara özetle 3 şey öğretiyor.

1) Her İşin Başı Sağlık

İnsanların uğruna deliler gibi çalıştığı her şey ellerinden bir anda kayıp gitti. İnsanlar için değer ifade eden şeylerin sağlık olmayınca hiçbir kıymetinin olmadığı anlaşıldı. Muhtemelen bir süre, aileler çocuklarını eğitime nasıl motive edeceklerini düşünürken “önce sağlık” diye başlayacaklar.

Uzun süre evde kapalı kalmak hem aileler için hem de çocuklar için stres ve kaygı bozuklukları başta olmak üzere pek çok psikolojik sorun için bir kuluçka ortamı oluşturuyor.  Öğrencilerin, özellikle dezavantajlı ailelerden gelen çocukların, öğretmenleri aracılığıyla kazandıkları pek çok davranış ve alışkanlıkta gerileme olacak. Evdeki stres ortamının doğurması muhtemel aile içi şiddet çocuklarda fiziksel ve psikolojik hasarlar bırakacak.

Hayat yeniden normale döndüğünde okulların uğraşması gereken en önemli problemlerden birisi bu dönemde oluşan psikolojik bozukluklar, travmalar ve eğitimin ve okulun gerekliliğine ilişkin motivasyon kaybı olacak (tıkla paylaş).

Okulların yapacağı en kötü şey, “Karantina döneminde çok şey kaybettik, bunu telafi etmek için çocuklara daha fazla yükleme yapmamız gerek.” yaklaşımı olacaktır. Unutulmamalıdır ki çocuklar bu dönemde de büyümeye, gelişmeye ve yaşamın içinde öğrenmeye devam ettiler. Belki bazı akademik konularda eksik kaldılar ama karantina zamanını okuyarak ve aileleriyle birlikte sağlıklı biçimde geçirdilerse farkında bile olmadan okuldayken öğrenemedikleri ve öğrenemeyecekleri şeyleri öğrenerek fazlasıyla telafi ettiler.

Eğitimi bir kişisel gelişim aracı olarak değil de bir kazanç aracı olarak görenler evlerde sıkıntıdan patlarken öğrenmenin tadını alan bireyler kitap üzerine kitap bitiriyor. Belki de hayatlarının en huzurlu ve verimli dönemini yaşıyor. Sorsanız belki de, insanlar ölmesin ve aç kalmasınlar, ama bu hep böyle devam etsin diyecekler hiç de az değildir.

2) Eğitimden Okul ve Aile Birlikte Sorumludur

Koronadan önce eğitimcilerin en çok şikâyet ettiği konuların başında ailelerin ilgisizliği geliyordu. Karantina döneminde bir kez daha gördük ki bireyin yaşamındaki değişmeyen tek insan grubu ailesidir. Korona herkesi eve ve aileye mecbur etti. Aynı evde yaşadığımız aile bireylerini yeniden tanıdık ve anladık ki zor zamanımızda ilk yanımızda olacak insanlar ailemiz.

Evde aile ile birlikte eğlenceli ve öğretici oyunlarla geçirilecek zaman hem aile bağlarını güçlendirecek, hem çocukların hayatında silinmez güzel hatıralar bırakacak hem de sunduğu öğrenme fırsatlarıyla yaşanan belirsizlikten kaynaklanan can sıkıntısı ve korkularla baş etme konusunda da çocuklara yardımcı olacaktır. Bu dönemde ailelerin çocuklarına hissettirecekleri sevgi ve şefkatlerinin yanında onlarla birlikte (dijital olmayan) oyunlar oynamaları, kitap okumaları, film izlemeleri, okudukları kitaplar ve filmler üzerine sohbet etmeleri zorlu dönemi geçirmek için faydalı olacaktır.

Her ne kadar tüm ülkeler uzaktan eğitim araçlarıyla öğrencilere ulaşmak için çaba harcasa da öğretmeninin bir telefonu ya da mesajının ne kadar önemli olduğu herkes tarafından net biçimde görüldü. Teknolojideki tüm gelişmelere rağmen öğretmensiz bir eğitim olamayacağı tüm dünya tarafından açıkça anlaşıldı. Çünkü eğitim insanla ilgilidir bu yüzden insansız eğitim olmaz.

Korona’dan sonra “Eğitimin Amacı nedir?”, “Öğretmen Kimdir? Öğretmenlik Nedir?” ve “Öğretmenlik Ne Değildir?” konuları üzerine daha fazla kafa yorulmalı ve öğretmenlere hak ettikleri itibar yeniden verilmelidir.

3) Meslek Lisesi Memleket Meselesi

Son yıllarda önemi sıkça dile getirilse de mesleki eğitim hiçbir zaman hak ettiği önemi görememiştir. Ancak şu zor zamanlarda hem meslek liselerinin üstlendiği rol, hem de toplumda meslek erbabı insanlara duyulan ihtiyaç mesleki eğitimin önemini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Ancak, mesleki eğitim derken olayı maske ve dezenfektan üreten meslek liseleri olarak görmek mesleki eğitime haksızlık olacaktır.

Mesleki eğitim, insanlara hem kendi yaşamları için hem de başkaları için gerekli üretim becerilerini kazandırmak demektir. Bu açıdan meslek liselerindeki bölümler toplumda ihtiyaç duyulan alanlara göre yeniden düzenlenmelidir. Karantina günlerinde şehirlerde eve hapsolan ama yaşamak için de beslenmek zorunda olan insanlar gıda üretiminin ne kadar önemli olduğunu hem anladı hem gösterdi. Tarım ve hayvancılık alanlarında meslek elemanı yetiştirilmeli; verilecek desteklerle köyler canlandırılmalıdır.

Mesleki eğitim sadece meslek elemanı yetiştirmekten öte tüm bireylere gerekli temel becerilerin kazandırılması olarak anlaşılmalıdır. Meslek liselerinde ve mesleki eğitim merkezlerinde açılacak hobi kursları aracılığıyla, karantinada sıkıntıdan patlayan insan yerine kendisi için gerekli bazı temel şeyleri kendi üretebilen insan modeli yetiştirilmelidir.

Sonuç olarak bu salgın bittiğinde dünya yeniden faaliyete geçecektir. Bu dönemden alınan derslerin; eğitimi, okulu ve öğrenmeyi yeniden şekillendireceği açıktır. Koronadan sonra eğitimin ana hedefi standart sınavlar değil fiziksel, zihinsel ve duygusal bakımdan sağlıklı öğrenci ve öğretmenler olmalıdır. Kısaca, okullar öğrencilerin en sevdiği ve gerçek yaşam için yeni beceriler öğrendiği mekânlardan birisi haline getirilmelidir.

Yazdır

Yazar hakkında

Mehmet Nuri Öztürk

Eğitim üzerine düşünceler, Yenilikler, Eğitim Uygulamaları, Eğitimde İyi Örnekler, Öğretmen Eğitimi, Öğrenme, Etkili Öğrenme, Hızlı Okuma, LGS sınavı, Verimli Ders Çalışma, Eğitimde Mobil Araçların ve Sosyal Medyanın Kullanılması konularında yazar.

Yorum yap