Şiir İncelemeleri

Nefi’nin Bahar Kasidesi

Esti nesim-i nevbahar açıldı güller subhdem
Açsın bizim de gönlümüz saki medet sun cam-ı Cem
(İlkbahar meltemi esti, sabahleyin güller açıldı. Ey saki, medet ! Cemşid kadehi sun, bizim gönlümüzü de o açsın.) İçkiyi bulanın İran mitolojisinin önemli hükümdarı Cem olduğuna inanılır. Yine inanışa göre Cem kadehi diye anılan kadeh, yedi madenden yapılmış olup bütün dünyada olup biten yansıtma özelliğine sahiptir.

Erdi yine ürdibehişt oldu hava ambersirişt
Âlem behişt ender behişt her kûşe bir Bağ-ı İrem
(Gene Nisan ayı geldi, hava amber tabiatlı oldu. Alem cennet içinde cennet, her köşe bir İrem Bahçesi …) İrem, Yemen’deki Ad kavminin hükümdarı olan ve tanrılık iddiasında bulunan Şeddâd’ın cennete benzesin diye yaptığı Kuran-ı Kerim’de de geçen ünlü bahçenin adıdır.

Gül devri ayş eyyamıdır zevk ü sefa hengâmıdır
Âşıkların bayramıdır bu mevsim-i ferhundedem
(Gül devri yiyip içme günleridir, zevk ve sefa zamanıdır. Bu, nefesi uğurlu mevsim âşıkların bayramıdır.)

Dönsün yine peymaneler olsun tehi humhaneler
Raks eylesin mestaneler mutripler ettikçe negam
(Gene kadehler dönüp dolaşsın, şarap mahzenleri boşalsın. Çalgıcılar saz çalıp şarkı söyledikçe mest olanlar oynasın.)

Bu demde kim şam ü seher meyhane bağa reşk eder
Mest olsa dilber sevse ger mâzurdur Şeyh-ül-Harem
(Sabah akşam meyhanenin bahçeye imrendiği bu zamanda, Kabe Şeyhi bile sarhoş olsa, güzel sevse, mazurdur.) Şeyhülharem, iki kutlu şehir Mekke ve Medi¬ne’deki mukaddes yerlerin bakımı ve idaresinde görev alan kimsedir.

Ya n’eylesin biçareler alüfteler avareler
Sağar suna mehpareler nuş etmemek olur sitem
(Ya zavallı alışmışlar, avareler ne yapsın. Ay parçaları kadeh sunuyor, içmemek sitem olur.)

Yâr ola cam-ı Cem ola böyle dem-i hurrem ola
Ârif odur bu dem ola ayş ü tareple muğtenem
(Sevgili, Cemşid kadehi ve böyle mesut bir zaman olunca, arif kişi odur ki bu zamanda içip ahenk içinde olur.)

Zevki o rint eyler tamam kim tuta mest ü şadigâm
Bir elde cam-ı lâlefam bir elde zülf-ü hambeham
(Zevki o rint tam tadar ki mest olmuş bir şekilde, bir eline lale renkli kadeh alır, bir eliyle de kıvrım kıvrım zülüf tutar.)

Lûtf eyle saki nazı ko mey sun ki kalmaz böyle bu
Dolsun sürahi vü sebu boş durmasın peymane hem
(Saki lutfet, nazı bırak, şarap sun ki bu böyle kalmaz. Sürahi ve testi dolsun, kadeh de boş durmasın.)

Her nevreside şah-ı gül aldı eline cam-ı mül
Lûtf et açıl sen dahi gül ey servkadd ü goncefem
(Her yeni yetişmiş gül dalı eline şarap kadehi aldı, lutfet, sen de açıl, gül, ey selvi boylu ve gonca ağızlı !) Beytin sonundaki gül kelimesi, hem gülmek fiilini göstermekte hem sen de bir gülsün, anlamına gelmekte¬dir.

Bu dürd ü bu safi deme dönsün piyale gam yeme
Kanun-u devr-i daime uy sen de mey sun dembedem
(Bu tortulu, bu saf deme, kadeh dönsün, gam yeme, ebedi dönüş kanununa sen de uy, boyuna şarap sun.)

Meydir mehâkk-i âşıkan aşub-u dil âram-ı can
Sermaye-i pir-i mugan piraye-i bezm-i sanem
(Şarap aşıkların mehenk taşıdır, gönlün heyecanı ve ruhun rahatıdır; meyhaneciler pirinin sermayesi, güzeller meclisinin süsüdür.)

Mey âkili irşat eder âşıkları dilşat eder
Seyle verir berbat eder dillerde koymaz gerd-i gam
(Şarap, akıllıyı uyarır, aşıkların gönlünü şad eder, sele verir, yele verir, gönüllerde gam tozu bırakmaz.)

Mey ateş-i seyyaledir mina kadehle lâledir
Ya gonce-i pürjaledir açmış nesim-i subhdem
(Şarap akan bir ateştir, kadehle sürahi laledir, sabah melteminin açtığı çiy dolu bir goncadır.)

Saki medet mey sun bize cam-ı Cem ü Key sun bize
Rıtl-ı peyapey sun bize gitsin gönüllerden elem
(Saki, medet, şarap sun bize, Cemşid ve Key Husrev kadehi sun bize. Ardı ardına koca bardak sun bize, gönüllerden keder gitsin.)

Biz âşık-ı azadeyiz amma esir-i badeyiz
Alüfteyiz dildadeyiz bizden diriğ etme kerem
(Biz hür aşıklarız ama şarabın esiriyiz. Alışkınız, gönül vermişiz, bizden lütuf esirgeme.)

Bir cam sun Allah için bir kase de ol mah için
Ta meth-i Şahenşah için alam ele levh u kalem
(Bir kadeh sun Allah için, bir kase de o ay için; ta ki padişahlar padişahını övmek üzere elime kalem kağıt alayım.)

Ol afitab-ı saltanat ol şehsüvar-ı memleket
Cem-bezm ü Hatem-mekremet memduh-u esnaf-ı ümem
(O saltanat güneşi, o büyük memleket süvarisi, Cemşid meclisli, Hatem gibi cömert, her sınıf insanların övdüğü …)

Eblaksüvar-ı ruzigâr aşub-u Rum ü Zengibar
Leşkerşikâr-ı kâmkâr Behram-ı Efridun-alem
(Devrin rüzgâr gibi at binicisi, Rum ve Zengibar ülkelerinin afeti, ordular avlıyan sefa sürücü, Feridun sancaklı Behram)

Piraye-i mülk ü milel sermaye-i din ü düvel
K’olmuş nasibi ta ezel tac-ı Feridun taht-ı Cem
(Memleketin ve milletin süsü, dinin ve devletlerin sermayesi, ki ta ezelde nasibi Feridun’un tacı ve Cemşid’in tahtı olmuş.)

Hakan-ı Osmani-nesep kim münderiç zatında hep
İslâm-ı Faruk-u Arap ikbal-i Perviz-i Acem
(Osmanlı soyunun hakanı ki kendisinde hep Arabın Ömer’inin müslümanlığı, acemin Perviz’inin devleti toplanmış.)

Sultan Murad-ı kâmran efserdih ü kişversitan
Hem padişah hem kahraman sahipkıran-ı Cem-haşem
(Sefa süren Sultan Murad, ülkeler alan, taçlar veren, hem padişah hem kahraman, Cemşid haşmetli kutlu hükümdar.)

Şahenşeh-i ferhundebaht ârayiş-i dihim ü taht
Bahtı kavi ikbali saht İskender-i Yusüf-şiyem
(Bahtı uğurlu büyük padişah, tacın tahtın süsü, talihi kuvvetli, devleti sağlam, Yusuf tabiatlı İskender.)

Şah-ı cihanâra mıdır mah-ı zeminpira mıdır
Behram-ı biperva mıdır ya afitab-ı pürkerem
(Cihanı süsleyen hükümdar mıdır, dünyayı bezeyen ay mıdır, pervasız Behram mıdır, yoksa lütuf ve iyilik dolu güneş midir ?)

Şahanemeşrap Cem gibi sahipkıran Rüstem gibi
Hem Isi-i Meryem gibi ehl-i dil ü ferhundedem
(Cemşid gibi şahane meşrepli, Rüstem gibi kutlu kahraman, hem de Meryem oğlu İsa gibi gönül adamı, mübarek nefesli.)

Dünya vü mafiha nedir cennet olursa ya nedir
Lûtfeylemek zira nedir yanında bir nakd ü selem
(Dünya ve dünya malı nedir, hatta cennet olsa nedir, zira lutfetmek de ne: O’nun için altın bir şey mi !)

Cümle hünerden banasip sırr-ı acep sun’-u garip
Mecliste şuh u dilferip cenk edicek şir-i ücem
(Bütün hünerlerden nasipli; acaip sır, garip sanat: Mecliste şuh ve gönül kapıcı, cenk edince kükremiş aslan.)

Gâhi ki ol şir-i yele hışm ile tiğ alır ele
Olur cihan pürzelzele bastıkça meydna kadem
(O kağan aslan kızgınlıkla eline kılıcı bir aldı mı, meydana ayak bastıkça, cihan zelzele ile dolar.)

Ol dem ki kasd-ı cenk eder sahraları gülrenk eder
Dünyayı hasma tenk eder olursa Sam ü Güstehem
(Savaşa giriştiği zaman ovaları gül rengi eder. Sam ve Güstehem bile olsa dünyayı düşmana dar eder.)

Sürdükçe hasma yektene bakmaz silah ü cevşene
Yer kalmaz asla düşmene illâ beyaban-ı adem
(Tek başına düşmana at sürüp saldırdıkça silaha zırha bakmaz. Düşmana asla yer kalmaz; yokluk çölünden başka …)

Ey husrev-i âlinijat vey daver-i pâkitikat
Ey şah-ı sahip-adl ü dat ey padişah-ı muhterem
(Ey yüksek yaratılışlı hakan, ey temiz inanışlı hükümdar, ey adalet ve yardım sahibi şah, ey muhterem padişah !)

Sen bir şeh-i zişansın şahenşeh-i devransın
Yani ki sen hakansın devrinde ben Hakani’yem
(Sen şanlı bir padişahsın, zamanın padişahlar padişahısın. Yani sen hakansın, bense devrinde hakana tabi olanım.)

Ben gerçi bir bihasılım şakird-i ders-i müşkilim
Hemmekteb-i ehl-i dilim halkolmadan levh u kalem
(Ben gerçi malsız mülksüz bir adamım, fakat çetin bir dersin talebesiyim. Kader levhası ve kalemi yaratılmadan önce varolan gönül insanları ile aynı mektepdenim.)

Sözde nazîr olmaz bana ger olsa âlem bir yana
Pürtumturak-ı hoşeda ne Hafız’ım ne Muhteşem
(Şiir yazmada bana kimse eş olamaz, tumturak dolu, hoş edalıyım; ne Hafız’ım ne de Muhteşem.)

Hakanıyım ben Muhteşem yanımda serheng-i haşem
Hafız olur lebbestedem hamem edince zir ü bem
(Ben İran şairi Muhteşem’in hakanıyım ki yanımda saray çavuşudur. Kalemim şiir sazı üzerinde mızrap gibi harekete gelince Hafız’ın soluğu kesilir, dili tutulur.)

Nef’i yeter davayı ko dünya ile kavgayı ko
Eflâke istiğnayı ko hâke yüzün sür lâcerem
(Nef’i, yeter, iddiayı bırak, dünya ile kavgadan vazgeç, göklere karşı zenginlik göstermeyi terket, ister istemez yüzünü yere sür.)

Kaldır elin eyle dua buldu kasiden intiha
Şimdi dua etmek sana hem müstahiptir hem ehem
(Elini kaldır, dua et, kasiden sona erdi. Şimdi dua etmek senin için hem sevaplıdır hem de mühimdir.)

Nice kaside bir kitap mecmua-i pür intihap
Her nüktesi faslülhitap her beyti bir genc-i hikem
(Nice kaside bir kitaptır, secmelerle dolu bir mecmua; her nüktesi bir söz incisi, her beyti bir hikmet hazinesi.)

Ta kim cihan mâmur ola geh emn ü geh pürşur ola
İkbâl ile mesrur ola ol husrev-i valâhimem
(Kah emniyet, kah karışıklık içinde olan bu dünya var oldukça, o yüksek himmetli padişah devlet ve saadet içinde yaşasın.)

Kaside 4.Murad’a sunulmuştur. Bu kasidenin 1-16. beyitlerinde şair bir bahar mevsimi, zevk ve sefa tasviri yaparak şiir gücünü sergiler; 17. beyit ile ana konuya, yani övülecek kişiye geçilir. 32. beyte kadar sultanın övgüsü yapıldıktan sonra, son 7 beyitte şair kendini de över ve dua ile kaside sonlandırır.

Kaside ile ilgili sorular ve cevapları:

1. Şair baharın gelişini nasıl karşılıyor, neler yapmak istiyor?
Şair baharın gelişini sevinçle karşılıyor ve gönlünün açılması için içki sunan güzelden kendisine kadeh sunmasını istiyor.

2. Şair, Sultan Murat’ı övmek için sâkîden ne istiyor?
Şair Sultan 4.Murat’ı övebilmek için, sakiden kendisine bol bol (Allah için, sevgili için) kadehler sunmasını istiyor.

3. Şair, Sultan Murat’ı kimlere benzetiyor? Bu benzetmelerle Sultan Murat’ın hangi yönleri vurgulanmak isteniyor?
Şair Sultan Murat’ı, İran şahlarıdan Cemşit’e, destan kahramanlarından Zaloğlu Rüstem’e ve İsa Peygambere benzetmektedir. Bu benzetmelerle Sultan Murat’ın cömertliği, kahramanlığı ve gönül alıcı olduğu vurgulanmak isteniyor.

4. Nef’î kendisini niçin İran’ın ünlü şairleriyle karşılaştırıyor?
Nef’î kaside üstadıdır. Onun için kendisini İran şairlerinden kaside üstadlarıyla karşılaştırıp onlardan üstün olduğunu söylemek istiyor.

5. Şiirdeki edebi sanatları gösteriniz.
a) Birinci beyit: Güllerin açılışını bahar rüzgarının esmesine bağlayarak hüsn-i talil sanatı yapmıştır. “Meded” sözüyle seslenerek nida sanatı yapmıştır. “Cam-ı cem” sözleriyle şarabı bulan İran padişahlarından Cemşit’e telmih yapılmıştır.
b) İkinci beyit: Mübalağa vardır. Alem sözüyle şairler kastedilerek mecaz-ı mürsel yapılmıştır.

c) Üçüncü beyit: “Aşıkların bayramıdır bu mevsim” sözleriyle mevsim bayrama benzetilerek teşbih sanatı yapılmıştır.
d) On yedinci beyit: Mah sözü sevgili yerine kullanılarak istiare sanatı yapılmıştır.
e) On sekizinci beyit: Beyitte abartılı bir ifade kullanılmıştır. Mübalağa vardır.
f) Yirmi beşinci beyit: Cem gibi, Rüstem gibi, Meryem’in oğlu İsa gibi diyerek üç ayrı teşbih yapılmıştır. İsa ve Meryem sözleri kullanılarak telmih yapılmıştır. Beyitte mübalağa vardır.
g) Otuz altıncı beyit: Nef’î sözüyle şair kendini başka bir şahıs gibi farz ederek ona hitap ettiğinden tecrid sanatı yapılmıştır (tecrid: Bir şairin kendini mücerred bir şahıs gibi farz ederek ona hitap etmesi suretiyle yapılan bir edebi sanattır.). Yine Nef’î sözüyle seslenerek nida sanatı yapmıştır. Dünya sözü ile dünyada yaşayan insanlar kastedilerek mecaz-ı mürsel sanatı yapılmıştır.

6. Şair, taç beyitte kendisinden neleri istiyor? Niçin?
Şair taç beyitte(taç beyit: Şairin mahlasını söylediği beyittir.) kendi kendine seslenmiş. Artık dünya ile kavga etmekten vazgeçerek mütevazi bir şekilde davranmasını istemektedir. Çünkü Nef’î tabiatı gereği kavgacı bir şairdir. Önüne gelene sataşır, olduk olmadık herkesi hicveder. Bu yüzden de başı dertten kurtulmaz.

7. Son beyitte anlatılanlarla şairin ölümü arasında ilişki kurulabilir mi? Niçin?
Kurulabilir. Şair eğer son beyitte dediklerini yerine getirebilse, önüne gelenle uğraşıp onu hicvetmese, başı belaya girmeyecek. Bayram Paşaya yaptığı hicivden dolayı canından olmayacaktı.
İşaret zamirleri: O, bundan daha uzun bir ağaçtır. Şunu uzatır mısın?

 

Nef’î’nin edebi şahsiyeti hakkında bilgi edinmek için tıklayınız.
Nef’î

Yazdır

Yazar hakkında

Süleyman Kara

Öğrenci ve öğretmenler için faydalı olmak için onlara kaliteli edebiyat sitesi olan edebiyat sultanını sundum.

Yorum yap