Şiir İncelemeleri

Sanat Şiirinin İncelenmesi

SANAT ŞİİRİNİN İNCELENMESİ

SANAT

Yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek,
Bizim diyarımızda bin bir baharı saklar!
Kolumuzdan tutarak sen istersen bizi çek
İncinir düz caddede dağda gezen ayaklar

Sen kubbesinde ince bir mozaik ararda
Gezersin kırk asırlık mabedin içini
Bizi sarsar bir sülüs yazı görsek duvarda,
Bize heyecan verir bir parça yeşil çini

Sen raksına dalarken için titrer derinden
Çiçekli bir sahnede bir beyaz kelebeğin
Bizimde kalbimizi kımıldatır derinden
Toprağa diz vuruşu dağ gibi bir zeybeğin

Fırtınayı andıran orkestra sesleri
Bir ürperiş getirir senin sinirlerine,
Istırap çekenlerin acıklı nefesleri
Bizde geçer en yanık bir musiki yerine

Sen anlayan bir gözle süzersin uzun uzun
Yabancı bir şehirde bir kadın heykelini,
Biz duyarız en büyük zevkini ruhumuzun
Görünce bir köylünün kıvrılmayan belini…

Başka sanat bilmeyiz karşımızda dururken
Yazılmamış bir destan gibi Anadolu’muz
Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken
Sana uğurlar olsun… ayrılıyor yolumuz

Faruk Nafiz Çamlıbel

Bu şiirle Faruk Nafiz kendi şiir poetikasını açıklamıştır. Sanat toplum içindir anlayışıyla yazmıştır bu şiirini. Beş Hececilerden olan Faruk Nafiz, Anadolu’nun kültürüne ve değerlerine yönelmiştir. Artık şiirde örnek alacağı unsurun halk şiirimiz olduğunu belirtiyor. Yeni ve çağdaş olanı, geçmişten esinlenerek yapmanın ülke sanatına çok önemli katkıları olacağı şüphesiz. İşte öncelikle ulusalı yakalamalı ki evrensele ulaşılabilsin. Konuşma üslubunun hakim olduğu şiirde şair karşılaştırmalardan sıkça faydalanmış.

1.Dörtlük: Şair burada seslendiği kişiye bütün güzelliklerin onun tanıdığı ve bildiği dünyada olmadığını, şairin dünyasının da birçok güzelliklerle dolu olduğu belirtiyor. Şairin sen diye hitap ettiği kişi ne yaparsa yapsın şairi etkilemeyecektir ve sen diye hitap ettiği kişinin yaptıkları şairi rahatsız edecektir.

Şairin bu dörtlükte ve şiirin genelinde sen diye hitap ettiği kişinin temel özelliği kendi öz değerlerine, milli kültürüne yabancılaşmış kişilerdir. Bu kişiler kendi kültüründen bihaber oldukları gibi, ait oldukları millete de yabancı onu küçümseyen bir bakış içerisindedirler.

sen (Batı sanatına hayran, ferdiyetçi şair)×biz(Memleket edebiyatçısı, toplumcu sanatçı)
bahçe×diyar
çiçek×bahar
Bahçe derlenmiştir, diyar daha kapsamlıdır, doğaldır. Batı sanatına hayran olanlar yapaydır.
Bin bir baharı saklar: Halka doğru gidişi ifade eder. Halk hikayeleri, destanlar, masallar vs. Kaynak çoktur.
düz cadde (yapay)×dağ (doğal)
Dağda gezen ayaklar: Memleket edebiyatının sanatçılarının Anadolu’ya yöneldiklerini anlatır.
Sen: Ferdiyetçiliği temsil eder.
Biz: Kendilerinin toplumcu olduğunu belirtir.

Bu dörtlükte “bahçe” kelimesi şehir, yer yerine kullanılarak istiare yapılmıştır.

“Çiçek” sözcüğü güzelliklere benzetilmiş, ancak güzellik kelimesi kullanılmamıştır. Burada da istiare vardır.

“Bahar” sözcüğü de güzellikler yerine kullanılarak istiare yapılmıştır.

“Bin bir baharı saklar” ifadesiyle mübalağa sanatı yapılmıştır.

“Ayak” sözcüğüyle bir insanı kastetmiştir, mecaz-ı mürsel sanatı vardır.

“Sen” sözüyle bütün Avrupa hayranları kastedilerek mecaz-ı mürsel sanatı yapılmıştır.

2.Dörtlük: Şair bu dörtlükte şair, diğer dörtlükte olduğu gibi sen diye hitap ettiği kişiyle aralarındaki zevk ayrılığından bahsetmektedir.
Kendi değerlerine yabancılaşan kişi tarihi bir eseri dolaşırken bir mozaik eser görmek heyecanı ile gezmektedir. Çünkü mozaik Avrupa kültürüne ait olan bir eser türüdür, bir güzel sanattır.

19.yüzyıldan bu yana Avrupai eğitim almış ve Avrupayı görmüş aydınlar kendi kültürüne yabancılaşmış ve Avrupa’aya ait her şeyi üstün ve güzel görme yoluna gitmişlerdir.

Faruk Nafiz buna karşılık kendi kültürümüzün ürünü olan çinicilik ve sülüs yazıyı görünce heyecanlanacağını dile getirerek değerlerimize bağlılığını dile getiriyor.

Mimariyi anlatır. Kırk asırlık mabet: Eski Yunan, Roma, Bizans ibadethaneleri

“Sen” sözüyle Avrupa hayranları kastedilerek mecaz-ı mürsel yapılmıştır.

3.Dörtlük: Şair bu dörtlükte iki kültür mensuplarını ve anlayışını karşılaştırmaya devam ediyor.
Batı hayranı kişinin baleden, balerinlerin (beyaz kelebek) sahnede dans etmesinden hoşlanmasına karşılık; kendi kültürümüze bağlı insanların halk oyunlarından hoşlanacağı ifade edilmektedir.

Dans sanatına atıfta bulunmuştur. Baleye karşı Anadolu’nun zeybek oyunu vardır.
sahne (Batı)×toprak (Doğu)

“Beyaz kelebek” sözleriyle balerin kastedilerek istiare yapılmıştır.

“Dağ gibi bir zeybeğin” ifadesiyle teşbih sanatı yapılmıştır.

4.Dörtlük: Farklı kültürleri benimseyen, kültür ortamlarında yetişmiş insanların zevk ve anlayışlarının farklı olacağını dile getiriyor.

Avrupa hayranı, Avrupa kültürünün etkisindeki kişi çok sesli müzikten son derece etkilenirken kendi öz değerlerine bağlı kişinin kendi halkının acılarından ızdırap çekmelerinden etkileneceği ifade edilmiştir.

Sinirlerine ürperiş getirme: Etkilenme, haz alma.
Acıklı nefes: Yanık türküler, ağıtlar. Bu ifade ile ızdırap çeken bir çok insanın olduğunu anlatıyor.

“Fırtınayı andıran orkestra sesleri” sözleriyle teşbih sanatı yapılmıştır.

5.Dörtlük: Avrupa kültürünün tamamen etkisinde kalarak kendi kültürüne yabancılaşan kişi, bir Avrupa şehrindeki kadın heykeline hayranlıkla bakarak onu inceleyip ondan zevk alırken, kendi değerlerine, inancına, kültürüne bağlı kişinin, Anadolu ve Anadolu insanının yapısı ve yaşayışından zevk alacağı dile getirilmektedir.

Heykel sanatı ile karşılaştırma yapıyor. Yabancı kültüre hayranlık dile getiriliyor.

Faruk Nafiz, Batı sanatını küçümsemez, onun büyüklüğünü kabullenir, bir savaştan çıkmış ülkenin ferdi sanatlarla meşgul olması lükstür.

6.Dörtlük: Faruk Nafiz Anadolu’nun, Anadolu insanının yaşayışının sırlarla dolu olduğunu, güzelliklerle dolu olduğunu bu güzelliklerin keşfedilmemiş, kirletilmemiş olduğunu bunlara el değmediğini bundan büyük sanat tanımadığını dile getirmiş, sonra her şeyiyle Avrupa’ya bağlanmış, onun etkisinde olan kişiyle anlaşmalarının mümkün olmadığını, yollarının ayrıldığını dile getirmektedir.

Diğer dörtlüklerde anlattıklarının özetini yapar. Arkadaş ifadesi küçümseme içeriyor.

“Bir destan gibi Anadolumuz” sözleriyle Anadolu söylenmemiş bir masal benzetilerek teşbih sanatı yapılmıştır.

“Anadolu” kelimesiyle Anadolu’daki insanlar kastedilerek mecaz-ı mürsel yapılmıştır.

“Arkadaş” sözüyle nida sanatı yapılmıştır.

Sanat şiiri memleket edebiyatının manifestosu gibidir. Bu şiirle milliyetçilik ülke milliyetçiliğine dönüşür. Ziya Gökalp’e göre halka doğru gidiş iki şekilde gerçekleşir: 1.Fikir bakımından yükselişi sağlamak. 2.Destanlara, efsanelere gidiş.

Şiirin Biçim Yönünden İncelenmesi:

Şiirin kafiyelenişi:

çiçek      -çek: Tunç kafiye
saklar     aklar: zengin kafiye
çek
ayaklar

arar da      arda: zengin kafiye
içini           çini: tunç kafiye
duvarda
çini

Şiirin ölçüsü:

Yal nız se nin gez di ğin / bah çe de aç maz çi çek
Bi zim di ya rı mız da / bin bir di ya rı sak lar
7+7 =14’lü hece ölçüsüyle yazılmıştır.

Nazım birimi: dörtlük

Kafiye şeması:
-a        -c
-b        -d
-a        -c
-b        -d

Şiirin konusu: Kendi kültürüne ve öz değerlerine yabancılaşan aydınla, öz değerlerine bağlı aydının karşılaştırılmasıdır.

Şiirin teması: Kültür varlıklarımızı ve sanatlarımızın üstünlüğü ve bunlara duyulan hayranlık işlenmiştir.

Şiirle ilgili bazı sorular ve cevapları:

1.Şair “sen” diye kime sesleniyor?
Şair, sen diyerek öz değerlerinden kopmuş; Batı’dan gelen fikirlere, modalara ve kültüre kendini kaptırarak her şeyin en güzelinin ve doğrusunun Batı’da olduğunu sanan, hep Batı’yı taklit eden ve bunu marifet sayan, Batı’nın değerlerine özellikle sanatına hayran, kendi milli değerlerine kayıtsız, ilgisiz ve bundan habersiz olan sanatçılara sesleniyor.

2.”Başka sanat bilmeyiz.” derken şair neyi kastediyor?
Şair Avrupa’ya karşı bir insan değildir. Ancak etrafındaki aydın geçinen bazı sanatçılara bir tavır olarak bunu söylüyor. Unutulmuş değer olan Anadolu ve Anadolu insanının hayatını incelemeye dönüş hareketi var. Şairin bu şiiri yazdığı yıl 1926’dır. Faruk Nafiz, kendini Batı’ya tamamen angaje etmiş sanat ortamını eleştirmiştir. Anadolu gibi bir hazine dururken Anadolu gibi bir ilham kaynağı ve engin bir kültür zenginliği varken başka ilham kaynakları aramanın yanlış olduğunu belirtmek istiyor.

3.Anadolu’ya hitap edecek sanatın içeriği nasıl olmalıdır?
Yerli ve milli olmalıdır.

4.Şair neden Anadolu’yu yazılmamış bir destana benzetiyor?
Anadolu’nun ve Anadolu insanının yaşantısı güzelliklerle dolu olduğu için, sırlarla dolu olduğu için. Anadolu ve Anadolu insanının hayatındaki güzellikler, halk kültürü el değmemiş bir halde incelenmeyi beklediği için şair bu benzetmeyi yapıyor.

5. Türküler tutturmak sözünden ne anlıyorsunuz?
Şair Anadolu’yu, Anadolu insanının hayatını ve yerli olmayı anlatmaya çalışıyor. Çünkü türkü halk kültürünün, Anadolu kültürünün bir ürünüdür. Yerlidir, Anadolu insanına aittir. Her şeyiyle Anadolu’yu ve yerli olmayı yansıtır.

6. Şair yazılmamış destanı kimlerin yazmasını istiyor?
Anadolu’ya yönelen, kendi kültürel değerlerine önem veren, Anadolu insanının yaşamını anlatan şair ve yazarların yazmasını istiyor.

Yazdır

Yazar hakkında

Süleyman Kara

Öğrenci ve öğretmenlere faydalı olmak için onlara kaliteli edebiyat sitesi olan edebiyat sultanını sundum.

Yorum yap