Kitap Tanıtımları Editörün Seçtikleri

UYDURMANIN İNCELİKLERİ

 

 

 Uyanır uyanmaz eliniz kaleme kağıda gidiyorsa, zihninizde karakterler savaşıyorsa işte size yolunuzu aydınlatacak bir eser “Uydurmanın İncelikleri”.

Kitaptaki her satırın altını çizmek, not almak, yazdıklarınızı okuduklarınızla sentezleyerek yeniden yazmak isteyeceksiniz. Yazmayı iş olarak değil aşk olarak gören herkesin merak ettiği yegâne sorulardan biri de bir başkasının nasıl yazdığıdır. Bu kitap yazarların düşüncelerini gün yüzüne çıkartıyor. Yazmak için hangi yolları tercih ediyorlar, romanlarının bittiğinden nasıl emin oluyorlar, ilham aslında var mı? Ve daha nice yazmanın inceliklerine dair soruları ve bunların cevaplarını bizlere sunuyor eser. Hem de dilin en sade en güvenilir şekliyle.

Doğu Yücel, Başar Başarır, Hakan Günday, Fuat Sevimay, İsmail Güzelsoy, Jale Sancak, Mahir Ünsal Eriş, Mario Levi, Mine Söğüt, Murat Özyaşar, Müge İplikçi, Nermin Yıldırım, Seray Şahine, Yavuz Ekinci.

Hepsi alanında uzman, yazmanın tadına varmış, ilhamı kendine dost edinmiş. İşte bu yazarlara yöneltilen sorulardan bazıları:

  1. Yazacaklarınızın ne kadarını önceden planlarsınız? Finali daha yolun başındayken bilir misiniz mesela? Hikayenin iskeletini en baştan çıkarır mısınız, yoksa bu iskelet yazdıkça mı oluşur? Ve planlananlar yazdıkça ne ölçüde değişir? Bambaşka bir yere mi gider, yoksa tasarlamış olduğunuz akışa sadık mı kalırsınız?
  2. Size göre kurmaca, daha çok bir şeyler ‘anlatma’ meselesi midir, ‘gösterme’ meselesi mi? Yazarken okuru iyi bir dinleyici olarak mı, yoksa algıları açık bir görgü tanığı olarak mı hayal edersiniz? Olayı nakletmeyle yorumlama arasındaki dengeyi nasıl kurarsınız?
  3. ‘Ne anlattığınız?’ mı daha önemli, ‘Nasıl anlattığınız mı?’ Bu iki yaklaşımın zihninizdeki sıralaması, hiyerarşisi nasıldır? Yani önce konu sonra o konuya uygun anlatım tekniği mi gelir aklınıza, önce anlatım tekniği sonra o tekniğe uyacak bir konu mu? Yoksa ikisinin karışımı mı söz konusu?
  4. Anlatının finali konusunda belirli yaklaşımlarınız var mıdır? Kapalı sondan mı yanasınızdır, yoksa açık sondan mı?
  5. Özdeşlik ne ölçüde dokunulmazdır? Okurun karakterinizle kuracağı özdeşliğin anlatı boyunca bozulmamasına mı gayret edersiniz, yoksa ara sıra karakterin yadırganması da söz konusu olabilir mi?
  6. Aristo’ya göre anlatıcının temeli öyküdür. Karakterler ikinci sırada gelir. Yıllar içinde bu hiyerarşi değişti mi sizce? Yoksa hala aynen geçerli mi? Yazdıklarınızı tasarlama aşamasında ilk önce öykü mü oluşmaya başlar, karakter mi? Yani tam da başına geleceklere uygun bir karakter mi, tam da karaktere uygun bir olay örgüsü mü?
  7. Anlatıcılarınız ne kadar güvenilirdir? Onlardan duyduğumuz her şeye inanabilir miyiz? Her zaman sadece doğruları mı aktarırlar? Yoksa bir noktada şüpheciliği ön plana çıkaran, kendiyle alenen çelişen ’güvenilmez anlatıcılara’ dönüşme ihtimalleri var mıdır?
  8. Başkarakter için empati şart sanki. Peki, sempati şart mı? Sevmediğiniz karakteriniz oldu mu?
  9. Özgünlük tartışmalarında, esinlenme için ‘Nereden aldığın değil, nereye götürdüğün önemli’ der Godard. Nerelerden, hangi düşünenlerden, kimlerden esinlenirsiniz?

 

Yazdır

Yazar hakkında

Aslı Cansız

Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim.

Yorum yap