Roman Yorum-Özet Editörün Seçtikleri

VİCTOR HUGO-SEFİLLER

Sefiller Romanının Değerlendirilmesi

Anne ve babasını küçük yaşta kaybeden Jan Valjan ablasının yanında kalmaktadır. Eniştesinin ölümüyle beraber ablası ve çocukların bakımı ona kalır. Romanın yazıldığı dönemde Fransa’da akrabalık ilişkilerinin tam anlamıyla yok olmadığını görmekteyiz. Jan Valjan ablasının yanında kalabiliyor ve daha sonra ablasına ve çocuklarına bakmak zorunda kalıyor.

Bir gün ekmek parası bulamayınca fırından ekmek çalar fakat jandarmalar onu  tutuklar.  Toplumda bazı kesimlerin ekmek parası bulamayacak kadar sefalet içinde oldukları gözükmektedir.

Uzun süre hapishane hayatı yaşar. Daha sonra hapisten çıkar ancak kimse ona iş vermek istemez. Toplumda hapis hayatı yaşayan insanlara karşı bir önyargı olduğunu görmekteyiz.

 Sonunda yaşlı ve çok iyi bir insan olan kasabanın piskoposu onu yanına alır ve ona çok iyi davranır. Valjean onun bu konuk severliğine piskoposun yemek takımlarını çalmakla karşılık verir.  O dönemde de din görevlilerinin davranışlarındaki örnek olma vasfını görebiliyoruz ancak insan oğlunun çiğ süt emdiği gerçeği de değişmemektedir.

Polis kısa bir süre sonra Valjean’ı yakalar ve piskoposa getirir piskopos Valjean’ı hayrete düşürürcesine, yemek takımını Valjean’a hediye verdiğini söyler. Psikopos tam bir fırsat eğitimi yapmış ve Jan Valjan’ı topluma kazandırmıştır. Bundan böyle Jan Valjan dürüst bir hayat yaşamaya karar vermiştir.

Valjean yıllar sonra takma bir adla Kuzey Fransa’da mücevherat üreticisi olarak devam etmiştir. Kasaba halkının güvenini kazanmış ve hatta belediye başkanı bile seçilmiştir. ‘’Hayat sürprizlerle doludur, hayatta tekdüzelik yoktur.’’ Dedirtecek bir olay.

Adının Valjan olduğu sanılan bir insanın başka bir suçtan yakalandığını haberini alır. Valjan kendi adını taşıyan suçsuz bir insanın acı çekmesinden ötürü vicdan azabı duyar. Vicdan her dönemde ve her toplumda insanoğlunun sigortası olma özelliğini korumaktadır.

Birkaç yıl sonra kuzeye giden Jan Valjan, Cosetta adında bir kızı arar. Kız bir zamanlar yanında çalışan Fantina’nın babası belirsiz kızıdır. Fantina kızına bakmak için fahişelik yapmıştır.  O dönemde evlilik dışı ilişkilerden olan çocuklara toplumun iyi bir bakış açısıyla bakmadığını görmekteyiz. Öyle ki; Fantina kızını büyütebilmek için fabrikadaki işinden kovulmuş ve fahişelik yapmak zorunda kalmıştır.

Jan Valjan, Fantina’nın ölümünden sonra kızı Cosetta’yı alır ve Paris’e giderler.  Valjan bir rahibe manastırında bahçıvan olarak çalışmaya başlar ve Cosette da manastırın okuluna gider. Jan Valjan’ın tanıştığı bir insanın kızını evlatlık alacak ve ona bakacak kadar erdemli bir insan olduğunu görüyoruz.

Cosetta büyüyünce Parisli bir öğrenci olan Marius Pontmercy adında bir gençle tanışır evlenmeyi düşünürler.

 

SONUÇ: Şartlar ne kadar zor olsa da insani değerlerden taviz vermeden yaşamak insanlar için esas olmalıdır. İnsanları içinde bulundukları olumsuz olaylardan ötürü suçlamadan önce, bu insanları olumsuz hayat şartlarına biraz da toplumsal bakış açılarının ittiğini gözden ırak etmemek gerekir.

Yazdır

Yazar hakkında

Fatih Pınar

3 yorumlar

  • Fatih Bey, yorumunuzu çok beğendim. Rica etsem diğer dünya ve Türk klasiklerinin yorumlarını da yaparsanız çok sevinirim.

  • Bu kibar yorumunuzdan dolayı teşekkür ederim Leyla Hanım! Mümkün olduğu kadar eserleri değerlendirmeye çalışacağız. Ancak bu değerlendirmelerin edebi ve teknik değerlendirmeler olmadığını; eserlere eğitsel açıdan yaklaşıldığını belirtmek isterim Saygılarla.

  • Fatih Bey biraz karışık bir roman sanırım kaç yaş grubu için uygun sizce öğrene bilirmiyim

Yorum yap