Testler

EKPSS LİSANS TÜRKÇE DENEME SINAVI 23

1.(I) Yazarlık, yılların verdiği birikimin ortaya konmasıyla oluşan bir üretimdir. (II) Yazar; gezdiği yerler, okuduğu kitaplarla ilgili birtakım bilgiler edinir. (III) Tabii bu, hemen gerçekleşen bir durum değildir, yazarın yıllarını alabilir. (IV) Yazar, dünyayla, olaylarla ilgili düşünceleri kafasında sürekli yoğurur. (V) İşte bu yoğrulma sonucu oluşan deneyimlerin dile getirilmesidir yazarlık.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangileri savunulan düşünce yönünden birbirine anlamca en yakındır?
A) I. ve II.
B) I. ve V.
C) II. ve IV.
D) III. ve IV.
E) IV. ve V.

2. Şiirde, geçmişe borcu olmayan hiçbir yenilik yoktur.
Aşağıdakilerden hangisi bu cümleye anlamca en yakındır?
A) Şiirde geçmişi anlatmak, yeniliğe engel değildir.
B) Yeni diye ortaya konan şiirler aslında geçmişin bir tekrarıdır.
C) Şiirde yenilik adına yapılanlarda mutlaka geçmişin izleri vardır.
D) Şiirde başarıya ulaşmak için şairin, geçmiş şiir akımlarını iyi bilmesi gerekir.
E) Geçmişte yazılan başarılı şiirler, yeni yazılmış gibi zevkle okunabilir.

3.I.Yazar, eserinde kendinden uzaklaşmadıkça okuruna yaklaşamaz.
II. Bireysel konuları elen alan eserler toplumda benimsenmez.
III. Bir eserin yetkinliği, daha çok okura ulaşmasıyla ölçülür.
IV. Okurun beğenisini kazanmış için sanatçılar, düşüncelerini bir kenara bırakmalıdır.
Yukarıdaki cümlelerden hangileri anlamca aynı doğrultudadır?
A) I. ve III.
B) I. ve IV.
C) II. ve III.
D) II. ve IV.
E) III. ve IV.

4.Her isteyen, okuduğu eser hakkında düşüncelerini belirtebilir; ama değerlendirme yapacaksa …
Bu cümle düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisiyle sürdürülemez?
A) eleştiriyle ilgili belli bir birikimi olmalıdır
B) birtakım geçerli ölçütlere sahip olmalıdır
C) eleştirinin kurallarının dışına çıkmamalıdır
D) eser hakkında kendi yorumlarını açıkça dile getirmelidir

5. Aşağıdakilerden hangisi üslupla ilgili bir yargıdır?
A) Sezgisi güçlü olan şairlerde konu, hiçbir zorlama olmaksızın kendiliğinden ortaya çıkar.
B) Gerçek şiire ulaşma yolunda çabalayan şairler, eninde sonunda onu yakalayacaktır.
C) İncelediğim bazı şiirlerde yeni tatlar ve duygularla karşılaştım.
D) Bu şiirde hüznün ve mutluluğun iç içe geçtiği dizelerde, kelimeler dupduru bir su gibi akıp gidiyor.
E) Şiire yeni adım atan genç şairleri, okur olarak yüreklendirmemiz gerekiyor.

6.Roman yazarları, sanki boş zamanlarını doldurmak için ara sıra öyküler de yazdılar. Yazdıkları öyküler de kaçınılmaz olarak roman kesitleri gibi oldu. Bu yüzden, bugün roman kesitleri gibi kötü öykü yazan pek çok yazar var edebiyat dünyasında. Bir de öyküyü romana geçmek için basamak gibi görenler oldu. Nice öykücümüzü, roman yazmaları için yönlendirmeye çalışan eleştirmenlerimiz de … O öykücülerimiz de öykülerini uzatırlarsa onları bir araya getirirlerse ortaya roman çıkacağını sandılar. Hâlbuki …
Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi en uygundur?
A) öyküde bir olay tek yönlü olarak anlatılırken romanda birçok yönüyle anlatılır
B) bir romancı kolayca öykü yazabilirken bir öykücü, roman yazmada zorlanır
C) roman ve öykü, birbirinden tamamen farklı yapılara sahip türlerdir
D) öykü ve roman temelde aynı olaya farklı bakış açılarıyla bakar
E) bir yazarın, tek bir tür üzerinde yoğunlaşması onun daha başarılı olmasını sağlar

7. … Romana böyle yaklaşıldığında onun ruhunu kavramak, konu ve şekle ait ayrıntıları, anlatım özelliklerini ve bunların birbirleriyle bağlantılarını anlamak mümkün olacaktır. Romanının bütününe hâkim olan ruhu kavratmak için de metnin kendisinden ve yazarın dünya görüşünden, hayat ve insan karşısındaki tavrından hareket etmek gerekir. Yoksa romanı, ele aldığı konuya göre ya da üslubuna göre incelemek bize onu tam olarak tanıttırmayacaktır. Ayrıca romanda sadece yazarın kişiliğinden, yaşamından izler aramak veya romanın yazıldığı dönemin yansımalarını bulmaya çalışmak onu eksik olarak değerlendirmeye yol açacaktır.
Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) Yazarların tümü, romanlarında kendi hayatlarının özetlerini sunar
B) Bir eleştirmen, bir roman hakkındaki görüşlerini yazmadan önce o romanın yazarının yaşamını mutlaka incelemelidir
C) Bir romanı incelerken onu oluşturan ögeleri bir bütün olarak ele almak gerekir.
D) Her yazar, iletisini ve duygularını romanında eriterek okuruna sunar
E) Okunan bir romanı, iyi anlayabilmek için o romanla ilgili tüm eleştirileri okumak gerekir

8. İnsan, yaşamak denen o sonsuz uğultunun, karmaşanın içinde, bir sanat eserini okuyunca durup kendini dinleyebiliyor mu? Yazılandaki umudun nabzını tutup kendisininkiyle benzerliğini fark edince yenilenebiliyor mu? Kalbinde doğan güneşle, fikrinde tomurcuklanan sorularla yaşama bakışı değişiyor mu? Maviyi, sarıyı, kuşun kanadını, rüzgârı yerli yerine koyup ufkun ötesini düşlüyor mu? İçine bir tat yerleşiyor mu onu okuyunca? Bunlar oluyorsa …
Bu parçanın sonuna, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilemez?
A) sanat eseri tamamen gerçekleri yansıtmıştır
B) sanatçı kendinden bekleneni gerçekleştirmiştir
C) okuyucu sanat eserinin mesajını kavramıştır
D) o zaman sanat eseri hedefine ulaşmıştır
E) sanatçı, eseriyle okurunu etkilemiştir

9.Cicero, bu eserinde yaşlılık sorunları hakkındaki düşüncelerini dört bölümde dile getiriyor. (II) “Yaşlıların yapacağı işler yok mudur?” diye başlıyor sözüne. (III) Ona göre yaşlılar, gençlerin yaptığı işleri yapamazlar, bedensel güçleri yetmez. (IV) “Ama…” der Cicero: “Yaşlılar, fiziksel olmayan daha büyük işler yapabilirler.” (V) Hatta büyük işler çeviklikle değil, bilgi ve düşünce gücüyle yapılır.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi, düşüncenin akışını bozmaktadır?
A) II. B) III. C) IV. D) V. E) VI.

10. Yargılarında yanıldığı olmaz mı eleştirmenlerin? Buna “Hayır, olmaz!” diyecek bir kimsenin bulunacağını sanmıyorum. Eleştirmeni neden ayrı tutalım bu insani özellikten? Onun da bir eserin gerçek değerini gözden kaçırdığı ya da değersiz bir eseri değerli gibi gösterdiği olur bazen. Hatta değer ölçülerini bütünüyle yanlış temeller üzerine kurmuş eleştirmenler de bulunabilir. Ne var ki … Edebiyatın diğer türlerinde de aynı sorun yaşanmaktadır. Kötü romanlar, öyküler, şiirler de yayımlanıyor diye edebiyatın yararsız; hatta zararlı bir şey olduğu söylenmiyor da kötü bir eleştiriden dolayı eleştiri bütünüyle gereksiz sayılıyor.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi e uygundur?
A) yalnızca eleştiri alanına özgü bir şey değilse bu
B) böyle eleştiriler ve eleştirmenler, he yazarları hem okurları eleştiriden soğutmaktadır
C) her eleştirmenin eserleri değerlendirirken şaşmaz ölçülere sahip olması gerekmez
D) eleştirmen, sanatçılara ve eserlere sürekli olumsuz yaklaşırsa hem sanatçı hem de okur tarafından ciddiye alınmaz
E) eleştirmenlerin bir eser üzerine aynı şeyleri söylemelerinin beklenmesi doğru değildir

11. Roman edebî türlerin yenilerindendir. Bundan dört yüz yıl önce yaşamış bir insan için elektrik nasıl bilinmeyen bir şeyse yazı sanatında da roman öyle bir şeydir. Sosyal yaşamın gelişmesi ve kişisel etkileşimler romanı ortaya çıkarmış; şiir gibi, yüzyıllardan beri yazı yaşamını etkilemiş bir türü arka plana itmiş; roman, şiirin tahtına oturuvermiştir sanki. Bugün çok satılan kitaplar listesinde roman, şiirin kat kat önünde yer almakta, toplumsal yaşamın tüm canlılığı şiirlerden daha çok, romanda yer aldığı için okuyucuyu kendine çekmektedir.
Bu parçada romanla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Sonradan gelişen bir tür olsa da kalıcı yer edindiği
B) Toplumsal yaşamdaki gelişmelerin sonucunda ortaya çıktığı
C) Şiir kitaplarına göre daha çok satıldığı
D) Yazınsal türler içinde toplumsal problemlere çözüm üreten bir tür olduğu
E) İçeriği sayesinde okurları şiirden daha çok etkilediği

12. Bu öykülerde inceden inceye dokunmuş, her yönden dengeli bir olay örgüsü var. Yazar, özenle seçilmiş sözcüklerle, okuru, öykülerinde kurguladığı yaşamların içine kolayca çekiyor. Yazarın, önceki eserlerinden alışık olduğumuz imgelerle desteklenmiş anlatımı, bu öykülerde de kendini gösteriyor. Böylece okur, öyküleri okurken kendine yabancılık çekmiyor. Alışık olduğu bir öykü evreninde dolaşırken yine yazarın önceki eserlerinden tanıdığı anlatımın tadına varıyor.
Bu parçada sözü edilen öykülerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Tutarlı bir kurguya sahip oldukları
B) Yazarının yaşamından kesitler sunduğu
C) Yazarın öteki eserleriyle ortak özellikler taşıdığı
D) Her sözcüğün bir elemeden geçirilerek kullanıldığı
E) Düş gücünden yararlanılarak oluşturulduğu

13. (I) En temelde, bizi biz yapan şeylerden biri de, var olduğumuzun farkında olmamız. (II) Bu farkındalığın diğer yüzü ise, varoluşumuzun muvakkaten olduğu, bir gün var olmayacağımız bilinci; yok oluşun her an kapımızı çalabileceği gerçeği. (III) Ölüm, kestirilmesi güç olduğu kadar kontrol etmesi de imkansız bir olgu. (IV) Ölüm farkındalığı, fanilik bilinci insan olmanın büyük bir dezavantajı gibi görünüyor. (V) Yine de bu farkındalığa ve korkuya cevaben insanların başardıkları, inandıkları, evrildikleri yönler takdire şayan değil mi?
Yukarıda numaralanmış cümlelerden hangisi yükleminin türü bakımından diğerlerinden farklıdır?
A) I B) II C) III D) IV E) V

14. (I) Öz saygı, değerli bireyler olduğumuza inanmamızı, kendimiz hakkında iyi hissetmemizi sağlıyor, üstelik sosyal rollerimiz de bu duygu ile paralel gidiyor. (II) Evrene anlamlı katkılarda bulunabilen bireyler olduğumuza inandıkça en derin korkularımızın üstesinden gelmesek bile üzerini örtebiliyor, kısmen de olsa bu gerçeği düşünmekten kaçınarak yaşamlarımıza devam edebiliyoruz. (III) Kültürlerimizden neyin doğru neyin yanlış olduğunu, yanlış yapanların cezalandıracağı gibi doğru yapanların ödüllendirileceğini öğrenirken kültürel rol ve değerlerle kendimizi nitelendiriyoruz (doktor, avukat, yardımsever, vb) ve nihayet güvenli bir sembolik gerçekliğe inanarak ölümlü bedenimizin dışında da var olmayı öğreniyoruz. (IV) Öz saygı ise bu yolda bize en temel psikolojik direnç olarak metanet sağlıyor. (V) Var oluşsal dehşetin yarattığı kaygıyı bastırmadaki rolünü göz önünde bulundurursak özsaygı eksikliği yaşayan insanların kaygı ile mücadele etmekte daha çok zorlandığını söylemek mümkün. (VI) Sonuç olarak, özsaygının bizi derinlerimize işlemiş fizyolojik ve psikolojik korkularımızdan koruyabileceğini görebiliyoruz.
Yukarıda numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) I. ve II. cümlede birleşik sözcük kullanılmıştır.
B) V. ve VI. cümlede yazım yanlışı yanlışı yapılmıştır.
C) III. cümlede bulunan fiiller etken ve geçişlidir.
D) IV. cümlede sıfat tamlaması kullanılmıştır.
E) II. ve VI. cümlede belirtili nesne vardır.

15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı yapılmıştır?
A) Huşu duygusunu yaşamaya eğilimli insanlar diğerleri tarafından daha alçakgönüllü olarak değerlendirilir, cömert davranışlarda bulunur ve yardımseverdir.
B) Hiç daha ince, daha uzun olsaydım diye başlayan cümleler kurdunuz mu; bir çatlak ya da selülit yüzünden daha az sevilebileceğinizden korktunuz mu?
C) Tüm yaralarımızı veya mutluluklarımızı içimizde tutar ve nihayetinde yalnız, izole hissetmeye ve kendimizin yeterince iyi olup olmadığımızdan emin olamamaya başlayabiliriz.
D) Hayatımızın bir bölümünde iyileşmek, hayatımızın başka bir alanında da iyileşmeye yol açabilir.

CEVAPLAR: 1.B, 2.C, 3.B, 4.E, 5.D, 6.C, 7.C, 8.A, 9.D, 10.A, 11.D, 12.B, 13.D, 14.B, 15.A

Yazdır

Yazar hakkında

admin

5 yorumlar

Süleyman Kara için bir cevap yazın X