Eğitimle İlgili Yazılar Editörün Seçtikleri

Helikopter Aileler

“Helikopter aile” çocuklarına aşırı ilgi gösteren, çocuklarının üzerine titreyen, onları sürekli bir helikopter gibi takip eden aileleri ifade etmek için kullanılan bir deyimdir.

Okullarda öğretmenler sıklıkla ailelerin ilgisizliğinden şikâyet ederler. Eğitim sürecindeki sorunların pek çoğunun arkasında ilgisiz aileleri görürler. Ancak son on yıl içerisinde başka bir aile türü giderek daha fazla şikâyetlere ve buna bağlı olarak araştırmalara konu olmaya başladı: helikopter aileler.

“Helikopter aile” çocuklarına aşırı ilgi gösteren, çocuklarının üzerine titreyen, onları sürekli bir helikopter gibi takip eden aileleri ifade etmek için kullanılan bir deyimdir. Ailelerin bu ilgisi çocukların eğitim hayatları başta olmak üzere beslenme alışkanlıkları, arkadaşları, sosyal yaşamlarını da kapsayacak şekilde tüm deneyimleri üzerine yoğunlaşmaktadır.

Helikopter aile kimdir?

Helikopter aileler bebeklikten yetişkinliğe kadar çocuklarını titizlikle takip ederler. Çocuk parkta oynarken aman düşmesin diye tetiktedirler. Kazara düşecek olsa hemen yetişir ve kaldırırlar. Okula başladığında çantasını sıralarına kadar taşırlar. Ayakkabılarını bağlar, çantalarını hazırlar, ödevlerini takip eder, hatta bazısını kendileri yaparlar.  Çocukları iyi yetişsin diye sportif etkinliklerden sanatsal etkinliklere oradan başka bir takım kurslara koştururlar. Çocuklarının gelişimini, sağlığını, eğitimini, arkadaşlarını kısacası her şeyini kendileri kontrol etmek isterler. Böylelikle Anne-baba olma görevinin hakkıyla yerine getirdiklerine inanırlar. Ama bütün bunları yaparken çocukların ilgilerine ve ne istediklerine yeteri kadar kulak vermezler.

Helikopter aileler neden sürekli çocuklarının tepesinde uçar?

Çocuklarını aşırı ilgiyle bunaltan aileleri bu şekilde davranmaya iten çeşitli nedenler vardır. Bu nedenlerden bazıları bireylerin kendilerinden, bazıları çevrelerinden ve toplumdan bazıları ise toplumsal ve teknolojik gelişmelerden kaynaklanmaktadır. Bu nedenler şu şekilde sıralanabilir:

Aileler çocuklarının istenmedik (korkutucu) bir durumla karşılaşmasından korkarlar. Bebekken hasta olmak, çocukken oyun oynarken her hangi bir kazadan zarar görmek aileler için korkutucudur. Düşük not almak, okulda bir çalışmaya seçilememiş olmak, bir işe kabul edilmemiş olmak bu ailelere felaketmiş gibi görünür.

Unutulmamalıdır ki bütün bunlar hayatın bir parçasıdır. İstenmeyen durumlar aslında bireylerin gerçek hayatı anlamaları ve karşılaştıkları sorunların üstesinden gelebilmeleri için çok iyi birer öğretmendir. Bu zor durumlarla kontrollü bir şekilde yüzleşemeyen bireyler gerçek hayatta bir zorlukla karşılaştıklarında yanlarında ailelerini istemektedirler. Ne yazık ki bu her zaman mümkün değildir. Hatta kendi ailelerini kurduklarında anne babalarına olan ihtiyaçları yarardan çok sorunlara neden olabilmektedir.

Aileler çocuklarının geleceğini garanti altına almak isterler. Dünyanın yaşadığı ekonomik krizler, iş bulabilme kaygısı aileleri çocuklarının geleceği konusunda kaygılandırır. Onlara iyi bir gelecek sağlamak için birinci sınıftan itibaren çocuklarıyla titizlikle ilgilenirler. Bu ilgiye ödevlerini yapmaktan, arkadaşlık ilişkileri ve envai çeşit sosyal etkinlik dâhildir. Çocuklar kendileri için neyin iyi olduğunu bilemediklerinden onların ilgilerinin ve ne istediklerinin bir önemi yoktur. Zaten düşünmelerine de gerek yoktur. Çünkü onlar için en iyisini düşünen bir aileleri vardır.

Oysa yapılması gereken tam tersidir. Çocukların akademik gelişimi kadar sosyal gelişimleri de önemlidir. Çocukların kendilerini keşfetmelerine izin verilmelidir. İlgi ve yetenekleri doğrultusunda kendilerini geliştirmeleri ve sevdikleri mesleği yapmaları çocuklar için daha iyidir.

“Ben ezildim, çocuğum ezilmesin.” düşüncesiyle çocuklarına her türlü imkânı sağlamak isterler. Kendileri çocukluklarında yeteri kadar sevilmemiş, ezilmiş, dışlanmış ya da çeşitli zorluklar nedeniyle hayallerini gerçekleştirememiş aileler çocukları için her türlü imkânı sağlamak isterler. Bunun için bebeklikten itibaren çocuklarının her istediklerini vermeye çalışırlar. Ne var ki çoğu zaman bunu yaparken tam tersi bir sonuç ortaya çıkar. Çocuklar zorluk görmemiş, her istediklerinin olacağını sanan şımarık bireyler olarak yetişir. Oysa varlık kadar yokluk, sevinç kadar hüzün, kazanmak kadar kaybetmek hayatın bir parçasıdır. Hayatı anlamlı kılan ve bireyi olgunlaştıran bütün bu duyguların sağlıklı bir düzeyde yaşanmasıdır.

Aile ve çevre baskısı ve “El âlem ne der?” düşüncesi aileleri çocuklarının üzerine titremeye sevk eder. Diğer ailelerin çocukları için yaptıkları aileler üzerinde acaba biz mi görevimizi eksik yapıyoruz baskısı oluşturur. Her gördükleri iyi örneği çocuklarına uygulamak isterler. Bunu yaparken çocuklarını onların gerçeklerini görmezden gelmeye başlarlar. Zamanla çocuklar amaç olmaktan çıkar ve bir araca dönüşür. Bütün bu çabalar bazen bir gösteriş şekline bürünür. Sonuç olarak olan çocuklara olur. Çocuklar ihmal edilir ve yoğun ilgi altında ezilir. Ancak unutulmamalıdır ki kötü örnek, örnek olamaz. İnsanlar başkalarının tüm gerçekliğini göremez, sadece dışa yansıyan kadarını görebilirler. Bu nedenle aileler başkalarına ne dediğine, ne yaptığına aldırmadan çocukları için gerçekte en iyisi neyse öyle davranmak gerekir.

Helikopter aile olmanın sonuçları nelerdir?

Çoğu helikopter ailenin niyeti iyidir. İlgili aileler çocuklarının gelişimine çok şey katar. Ancak, bu ilgi korkular, kaygılar, bastırılmış duygular ve çevre baskısı tarafından kontrol edilmeye başladığında çocuklar için neyin iyi neyin kötü olduğunu ayırt etmek zorlaşır.

İlgili aile olmak çocukların sevme, sevilme duyguları ve öz-güven kazanmaları için çok önemlidir. Ancak helikopter ailelerin çocuklarına verdiği en büyük ve üstü kapalı mesaj “ailem bana güvenmiyor” dur. Aile sürekli çocuğun arkasını topluyorsa çocuk kendi yaptıklarının sorumluğunu almayı nasıl öğrenecek. Yıktığı şeyleri düzeltmeyi nasıl öğrenecek. Örneğin eşiyle tartıştığında ya da kavga ettiğinde ailesini yeniden nasıl toparlayacak.

Helikopter ailelerin çocukları öz güvensiz olur.

Helikopter ailelerin çocukları akranlarıyla sağlıklı ilişkiler kurmakta zorlanırlar.

Bazı helikopter aileler çocuklarına bir arkadaş gibi yaklaşırlar. Halbuki anne baba arkadaş olamaz, arkadaş olursa anne baba olamaz.

Bazı helikopter aile çocukları ailelerine karşı olumsuz tutum geliştirir, onların yaptıkları en küçük iyilik ve yardımlara bile kızarlar. Bu da anne-baba ve çocuk arasındaki ilişkiyi olumsuz etkiler.

Sonuç olarak helikopter aile konusunu belki de en iyi özetleyecek deyim “kaş yapayım derken göz çıkarmak” tır. Her aile çocuğunun iyiliğini ister. Ancak iyi bir çömlek ustası özenerek yaptığı çömleğin sağlam ve dayanıklı olmasını sağlamak için fırına girmesine razı olmalıdır.

Yazdır

Yazar hakkında

Mehmet Nuri Öztürk

Yorum yap