Gerçek entelektüel önce ülkesinin haklarını düşman bir dünyaya haykırmakla görevlidir.
Karanlıkları devirmek ve aydınlık bir çağın kapılarını açmak için en mükemmel silah: Kalem.
Hayatımı iki kelime hülasa eder: Öğrenmek ve öğretmek.
Gerici- İlerici… Düşünce hürriyeti bu mülevves(iğrenç) kelimelerin esaretinden kurtulmakla başlar.
Argo, yaralı bir vicdanın sesi, hafızasını kaybeden bir neslin uydurma dilidir.
İzm’ler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleridir.
Obskürantizm(bilmesincilik) heyulası yok edilmedikçe herhangi bir diriliş hayaline kapılmak çılgınlıktır.
Gerçek bilgi disiplinli ve denenmiş bilgidir.
Her toplum bir kitaba dayanır: Ramayana, ‘’Neşideler Neşidesi’’ veya Kur’an. Senin kitabın hangisi.
Felaketimizin kaynağı kültür yokluğu. Bizi helak eden ne ahlaksızlık ne bencillik ne kafamızın ağır işlemesi.
Okumak iki ruh arasında aşikane bir mülakattır.
Okuma, içimizdeki meçhul alemin kapılarını açan bir anahtardır.
Kitap zekayı kibarlaştırır.
Kitap meçhule açılan bir kapıdır.
İdeolojiler tahribe yeltendikleri imanın yerine sahtelerini ikame etmek için uydurulan birer ersatz’dır.(yedektir.)
Akıl, devlerin değil cücelerin silahı.
Gerçek akıl, ilahi bir mevhibedir; aşka, sonsuza, feragata kanatlandırır bizi. İnsanı maddeye ve rakama zincirleyen bu miskin meleke, yabancı bir Tanrı’dır: Düşmanlarımızın Tanrısı.
Dört asır önce içtimaiyi ahlakın dışına iten Avrupa şimdi de ferdi hayatı ahlakdışı ilan ediyor.
Her kitap, tılsımlı bir saray. Kapıları ilk gelene açılmaz.
Her kitapta kendimizi okuruz.
Kitaplar, kadınlar, şehirler, metruk kervansaraylar gibi boş. Onları dolduran senin kafan, senin gönlün.
Yanıldığını kabul etmek, yeni bir hakikatin fethiyle zenginleşmektir: Parçadan bütüne, karanlıktan aydınlığa geçiş.
Bana hakikati değil, kendini ver. Kendini, yani rüyanı. Olmak istediğin gibi görün, olduğun gibi değil.