Roman Yorum-Özet

Dedemin Bakkalı-Özet

Yayınevi : Taze Kitap
Yazar : Şermin Çarkacı
1.Baskı :Kasım 2016
18.Basım: Ekim 2020
Sayfa sayısı: 200

Şermin Yaşar’ın dilinden yine mükemmel bir kitap. Çocuk kitabı diyebilirdim ama hiç de değil. Çünkü bu kitap her türlü kesime hitap edebilen bir kitap. Anlatım dili bir çocuğun ağzından. Gayet eğlenceli, komik, okurken kahkahaların eşlik ettiği bir kitaptı benim için. Yazar burada kendi çocukluğunda yaşadığı anıları anlatıyor. Ama ne anılar !
Kitapta anlatılanlar birinci şahıs ağzından, bir çocuğun ağzından, anlatılıyor. Efendim, Şermin’i her gören “Büyüyünce ne olacaksın?” diye sorular soruyor. İlk başta biraz umursamasa da sonradan ciddi ciddi bu soruyu düşünüyor ve etrafındaki insanların yani akrabalarının mesleklerini inceleyip kendine uyar mı uymaz mı diye düşünüyor. Annesine bakıyor, ev hanımlığını düşünüyor ama bu meslekte her gün evde sıkılacağı için ev hanımı olmak istemiyor. Babasına bakıyor, o da işçi. Babası tüm gün yorulduğu için ve her gün aynı saattte işe gidip gelmesinden sıkıldığı için işçi olmak da istemiyor. Dayısına bakıyor, o da öğretmen. Dayısı da her sene aynı dersleri anlattığı için ve öğrencilerle uğraşmak zor olduğu için öğretmen de olmak istemiyor. Bir dedesine bakıyor, kahveci. Kahvecilikten de kar edebilmesi için kahveci de olmak istemiyor. Veeee en son diğer dedesine bakıyor, bakkal.

Fıstık gibi iş, acayip para var sürekli kasa dolu. Dedesi de işini seviyor, yoksa neden sabah namazıyla dükkanı açıp akşam kapatsın ki? Hem de hiç sıkıcı değil, sürekli insanlar gidip geliyor vs. Ve sonunda Şermin bakkal olmaya karar veriyor. Kendisi bir bakkal kuramayacağı için dedesine çırak olma teklifi ediyor. Dedesi de şu görevler neticesinde çalışabilirsin diyor ; Bakkalı süpürmek, tezgahı silmek, rafları kontrol etmek, biten ürünleri dizmek, ekmek dolabının içini temizlemek, çöpleri boşaltmak, kapının önüne su dökmek ve külah yapmak.

Bu görevlerin hepsini yerine getiren kız, bakkalı büyütmek ister. Köşeyi dönmek için ise insanların dikkatini çekecek şeyler düşünüyor. Mesela vişneli soda yapmayı deniyor, insanlar bunun tadını çok beğenir diyor fakat dedesinden azar yediği için vişneli soda işi de tutmuyor. Ve böyle insanların alacağı şeyleri ne kadar tasarlayıp icat etse de dedesinden ve büyüklerinden hep azar yiyip “Kime çektin sen?” lafını duyuyor. Büyüklerine sinirlendiği için kendine bir defter tutup 10 maddede ” Çocukların Yetişkinlerle İletişimde Dikkat Etmesi Gereken Hassas Konular ” yazıyor ve bu maddelerin hepsi çok masum ve çocukça. Burdan anlıyoruz ki çocukların hayal dünyası çok geniş fakat biz yetişkinler kısıtlamalar sonucu onların geniş mi geniş dahiyane fikirlerini göz ardı ediyoruz. Çocuklara değer verip onları dinlemeliyiz ki yeni gelen nesiller de sonraki nesilleri dinleyebilsin. Sonuçta dinlemek kadar güzel bir şey yok.

Derken derken Şermin her yaz dedesine çıraklık yapar ve az önce de bahsettiğimiz gibi kendi müthiş fikirlerine ailesi tarafından “Kime çektin sen?” lafından bıktığı için okuyup adam olmayı kafaya koyar. Ve Şermin okur, başarılı olur yıllar ve yıllar sonra yazar olur. Ailesi artık Şermin’e “Akıllı kızım aaaynıı bana çekmiş.” der. Yaa işte böyle bir dünya.
Altı çizilmiş cümleler;
“Çocuk kalbi affeder ama asla unutmaz!”
“Bir paket yemek tuzu gönderdim. ‘Bunu babannene ver, şimdilik tuzu alsın, ruhunu arkadan gönderirim.’ dedim toramana.”
“Yetişkinler böyledir, gereksiz şeylerle kendilerini üzmeye bayılırlar.”
“Benimle konuşmayı birazcık deneseydiniz, ne demek istediğimi anlardınız.”
Kalın sağlıcakla…
Yazdır

Yazar hakkında

Fatma Zehra Karataş

Yorum yap