Sonrası
Ahmet Telli’ye
Höyküren bir gök yarılmasıyla
Eylül artığı zamanlara ışıyan yıldırım,
Kumdan söz devşiren Bedevi remilcilerden
Klezmer ezgilere,
Sönüyor çöldeki vaha,
Dindi beni büyüten yağmur.
Uzanıp da bulamazken içimin kanayan gözünü,
Şaşılacak kadar çok ağlayabilirim
Suda izi kalmış bir ozan devriliyor.
Semtimize kimsenin uğramayıp
Kapımızdan kimselerin geçmediği,
Gölgeli günlerin bizi yoklayan ayak sesi…
Kuşların ve yalnızlıkların dönüp durduğu ıssızlıkta
Sana denk bir ateş için
Kaç orman harlamalı?
Kaç saguyla yuğmalı seni o kör şaman?
Sevincin bir sesi vardı,
Umudun ve bilendikçe insan olmanın…
Baş önde yürünüp varılmasa da oraya,
Seninle eskiyen yolların güzelliği…
Şairini arayan şiirler dövecek kapıları
Rüzgarla başıboş salınacak,
Sevgi defterlerinin sararmış sayfaları
Yıkıntılar birikse de üst üste yüreklerde
Bu göçebeliğe kimseler ikna olmayacak.
Değme güzel çiçeklerin rüşvetidir sonrası,
Seninle bir çukura sığmadan
Toprağa yayılan o koskoca yaşam.
Uzak vadilerin yabanıl otlarından
Evladını yitirmiş yıkılası şehirlere,
Haberinle her şey soluk soluğa…
Her dilde bir ağıt bırakan,
Kemendiyle yıldızlara asılmış,
Büyük ve güzel bir ömürdü yaşanan.
