Lâleler bezm-i çemende câm-ı ‘işret gösterür
Devletinde husrev-i gül ‘ayşa ruhsat gösterür
Mevsim-i gül ‘îd ile yâr u musâhib düşdiler
Bir birine iki dil-berdür mahabbet gösterür
‘Îdgehde varalum dûlâba dil-ber seyrine
Görelüm âyîne-i devrân ne sûret gösterür
Kaddüñe kul olmaga gelmiş dizilmiş karşuña
Servler turmış çemen sahnında kâmet gösterür
‘Âşıkı bî-sabr u ârâm eyleyüp seyyâh ider
Memleket seyr itdürür ‘aşkuñ vilâyet gösterür
Bî-sütûn-ı gamda Bâkî seng-i mihnet kesmede
Şöyle üstâd oldı kim Ferhâda san’at gösterür
Lügatçe:
1.beyit:
bezm-i çemen : çimen(lik)/yeşillik meclisi.
câm-ı ‘işret : içki kadehi.
hüsrev-i gül : gül padişahı/sultanı.
ayş: yaşama, yiyip içme, zevk ve safa.
ruhsat göster- : izin, müsaade vermek.
Laleler, çimen meclisinde içki kadehini gösterir. Gül sultanı, devletinde eğlenceye müsaade eder.
2.beyit:
mevsim-i gül : gül mevsimi.
‘îd : bayram.
yâr : dost, sevgili, ahbap.
musabib: biriyle sohbette bulunan, konuşan, arkadaş.
dil-ber: gönlü alıp götüren, güzel.
mahabbet: sevgi.
Birbirine sevgi gösteren iki güzel olan gül mevsimi ile bayram arkadaş ve dost oldular
3.beyit:
îd-geh : bayram yeri.
dûlâb: bayramlarda çocukların bindiği dolap, atlıkarınca gibi şeyler.
âyîne-i devrân : dünya, felek, kader aynası.
sûret : biçim, görünüş; tarz, yol; çare.
Bayramda güzel seyrine dolaba gidelim. Bakalım, felek aynası ne suret gösterecek.
4.beyit:
kadd:boy
serv : sevgilinin boyu
sahn:avlu, orta, meydan.
kâmet (boy) göster: görünmek, gösteriş yapmak.
(Senin) boyuna kul olmak için karşına gelip dizilen selviler, çimenlikte durmuş gösteriş yapıyorlar.
5.beyit:
bî- : -sız, -maz.
sabr : sabır, dayanma, katlama; kendini tutma.
ârâm : durma, eğlenme, dinlenme; yerleşme, istirahat etme. seyyâh : yolcu, gezici, gezgin.
vilâyet : bir şeyi kudretle elde etme; dostluk, muhabbet; il, ülke, memleket.
(Senin) aşkın, aşığı sabırdan ve dinlenmeden mahrum ederek memleket seyrettirir, şehir gösterir, (onu/aşığı) gezgin yapar.
6.beyit:
Bisütun: âşık Ferhâd’ın, sevgilisi Şîrîn’in emriyle Kermanşah civarında deldiği dağ.
seng-i mihnet : gam, keder, sıkıntı taşı; bela, musibet taşı.
Üstâd : usta, sanatkâr; bir ilim veya sanat alanında üstün yeri olan kimse.
Ferhâd : Ferhâd ve Şîrîn adıyla meşhur olan eski bir hikâyenin erkek kahramanı olup Şîrîn’in âşıkıdır.
Bâkî, (Ferhat’ın deldiği) gam dağında bela taşını kesmede öyle bir usta oldu ki Ferhat’a sanat öğretir.
