Şiirler

LÂLELER BEZM-İ ÇEMENDE CÂM-I İŞRET GÖSTERÜR

Yazan admin

Lâleler bezm-i çemende câm-ı ‘işret gösterür
Devletinde husrev-i gül ‘ayşa ruhsat gösterür

Mevsim-i gül ‘îd ile yâr u musâhib düşdiler
Bir birine iki dil-berdür mahabbet gösterür

‘Îdgehde varalum dûlâba dil-ber seyrine
Görelüm âyîne-i devrân ne sûret gösterür

Kaddüñe kul olmaga gelmiş dizilmiş karşuña
Servler turmış çemen sahnında kâmet gösterür

‘Âşıkı bî-sabr u ârâm eyleyüp seyyâh ider
Memleket seyr itdürür ‘aşkuñ vilâyet gösterür

Bî-sütûn-ı gamda Bâkî seng-i mihnet kesmede
Şöyle üstâd oldı kim Ferhâda san’at gösterür

Lügatçe:
1.beyit:
bezm-i çemen : çimen(lik)/yeşillik meclisi.
câm-ı ‘işret : içki kadehi.
hüsrev-i gül : gül padişahı/sultanı.
ayş: yaşama, yiyip içme, zevk ve safa.
ruhsat göster- : izin, müsaade vermek.

Laleler, çimen meclisinde içki kadehini gösterir. Gül sultanı, devletinde eğlenceye müsaade eder.

2.beyit:
mevsim-i gül : gül mevsimi.
‘îd : bayram.
yâr  : dost, sevgili, ahbap.
musabib: biriyle sohbette bulunan, konuşan, arkadaş.
dil-ber: gönlü alıp götüren, güzel.
mahabbet: sevgi.

Birbirine sevgi gösteren iki güzel olan gül mevsimi ile bayram arkadaş ve dost oldular

3.beyit:
îd-geh : bayram yeri.
dûlâb: bayramlarda çocukların bindiği dolap, atlıkarınca gibi şeyler.
âyîne-i devrân : dünya, felek, kader aynası.
sûret : biçim, görünüş; tarz, yol; çare.

Bayramda güzel seyrine dolaba gidelim. Bakalım, felek aynası ne suret gösterecek.

4.beyit:
kadd:boy
serv : sevgilinin boyu
sahn:avlu, orta, meydan.
kâmet (boy) göster: görünmek, gösteriş yapmak.

(Senin) boyuna kul olmak için karşına gelip dizilen selviler, çimenlikte durmuş gösteriş yapıyorlar.

5.beyit:

bî- : -sız, -maz.
sabr : sabır, dayanma, katlama; kendini tutma.
ârâm : durma, eğlenme, dinlenme; yerleşme, istirahat etme. seyyâh : yolcu, gezici, gezgin.
vilâyet : bir şeyi kudretle elde etme; dostluk, muhabbet; il, ülke, memleket.

(Senin) aşkın, aşığı sabırdan ve dinlenmeden mahrum ederek memleket seyrettirir, şehir gösterir, (onu/aşığı) gezgin yapar.

6.beyit:

Bisütun: âşık Ferhâd’ın, sevgilisi Şîrîn’in emriyle Kermanşah civarında deldiği dağ.

seng-i mihnet : gam, keder, sıkıntı taşı; bela, musibet taşı.

Üstâd : usta, sanatkâr; bir ilim veya sanat alanında üstün yeri olan kimse.

Ferhâd : Ferhâd ve Şîrîn adıyla meşhur olan eski bir hikâyenin erkek kahramanı olup Şîrîn’in âşıkıdır.

Bâkî, (Ferhat’ın deldiği) gam dağında bela taşını kesmede öyle bir usta oldu ki Ferhat’a sanat öğretir.

Yazdır

Yazar hakkında

admin

Yorum yap