Kitap Tanıtımları

Canım Aliye Ruhum Filiz- Sabahattin Ali-Kitap Yorumu

canim-aliye-ruhum-filiz
canim-aliye-ruhum-filiz

Otobiyografiye kulaç atıp yeni bir bakış açısı getiren bu eser Sabahattin Ali ile karısı Aliye, kızı Filiz arasındaki mektuplardan oluşuyor. Ali’yi tanıyanlar için bu eser bir mücevher değerinde. Onu anlamak, onu bilmek, onu okumak, onun zihninde dolanan hayalleri görmek, aşka bakışını sevmek, evlat nedir onda bilmek için okunmalı bu eser. Talihsiz anlarını, Aliye’ye dair oluşan sevgi damlalarının sel olup akmasının onda uyandırdığı duyguları, sevgisinin aşka dönüşmesini, mutsuz anlarında bile cümleleriyle Aliye’ye mutluluğu yaşatma çabalarını, yaşadığı parasızlıktan çıkmak için akıttığı emek damlalarını okumuyor, sanki yaşıyoruz.

  Bir defa tekrar tekrar hapse girmesi onu edebiyattan uzaklaştırmamış aksine edebiyata sıkı sıkıya bağlanmasını sağlamıştır. Eşi ve kızından ayrı yaşaması, onları bir aile babası olarak uzaktan yaşamasına sebep olmuşsa da mutlu son ona epey uzak kalmıştır. Parasızlığına çare bulmaya çalışırken elim bir durum ile öldürülmüştür. İnsanlara dair sonsuz güveni onu bu sefer yüzüstü bırakmıştır.

  Bu kitabın bana göre en önemli özelliği hatta olmazsa olmazı Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali’nin paylaştığı belge ve bilgileri içermesidir. Yani babasının özelini bizimle paylaşması minnete değer.

Eser Sabahattin Ali’nin hayatının her bir karesine şahitlik etmek isteyenlerin uğrayacağı durak diyebilirim. Mesela Sabahattin Ali’nin yine bir yazısından dolayı arandığını öğrendiği vakte dair bilgiler yer alıyor. İşlerini halledip bu işin peşine düşmeyi planlayan Sabahattin Ali, ondan haz etmeyen üst makam sahibi kişilerce belirttiği adreste bulunmadığı gerekçesiyle “kaçak” konumuna düşürülüyor. Halbuki Sabahattin Ali ne kaçıyor ne de saklanıyor. Yeri belli yurdu belli.

Yanlış anlaşılmasın sevdiği de yok değil hani. Hatta bizlerce en bilineni Yedi Meşale topluluğunun kurucularından, edebiyat tarihçisi  ve şair Cevdet Kudret. Uzun yıllar boyunca Sabahattin Ali ve ailesinin yanında  yer almıştır. Tabii arkadaşları ve kalemdaşları bir yana. Ama Aliye de başka bir yana. Onunla ilk mektuplaştığı zamanlardaki aşkı ne ise meçhul zaman bu aşkın üzerine daha da yeni duygular katmış. Aliye’nin yazdığı bir söze karşılık Sabahattin Ali şu sözleri yazmış mektubunda: “Gözlerimi kapadığım zaman senin hayalini görüyorum, diyorsun. Ah Aliye, ben gözlerim açıkken bile hep seni görüyorum. Her şeyde senin hayaline teessüf ediyorum.”

  Ve son. Eser ile ilgili sonuca ulaşmadığım ama gözümü de tırmalayan tek bilgi mektuplarda ay adlarını Roma rakamıyla yazmasının özel bir sebebi olup olmadığıydı. Kurallara göre elbette ki yazabilirdi de benim merak ettiğim başka bir sebebi olup olmadığı.

Yazdır

Yazar hakkında

Aslı Cansız

Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim.

Yorum yap