Genel

PARAGRAF

PARAGRAF

Paragraf konusunu şu başlıklar altında işleyeceğiz.

1. Paragrafın Yapısı
2. Paragrafın Konusu, Ana Düşüncesi ve Yardımcı Düşünceler
3. Anlatım Teknikleri
4. Düşünceyi Geliştirme Yolları

Bir düşünce etrafında toplanan cümleler topluluğuna paragraf denir. Bu cümleler belli bir düşünceyi işlemek için bir araya gelir. Paragrafları oluşturan cümleler bu yönüyle bir zincirin halkaları gibidir. Bir zincir nasıl halkaların bir araya gelmesiyle oluşuyorsa paragraflar da aynı anlam etrafında örgülenen cümlelerden oluşur.

1. PARAGRAFIN YAPISI

Her paragraf kendi içinde bir bütünlük gösterir. Paragraftaki her cümle dil ve fikir bakımından birbiriyle bağlantılıdır. İyi bir paragrafta her cümlenin yeri bellidir, eksik veya fazla bir cümle bulunmaz, cümleler kip bakımından uyum içindedir.  Paragraf aslında küçük bir metindir. Kendi içinde giriş, gelişme ve sonuç bölümleri vardır.

Giriş Bölümü:

Paragrafın ilk cümlesidir. Bağımsız bir cümledir, kendisinden önce bir konudan bahsedildiği izlenimi uyandırmaz. Genel bir yargı niteliğindedir. Açıklanmaya elverişlidir. Genelden özele yöntemiyle yazılmış paragraflarda ana fikir bu bölümde belirtilir. Konunun verildiği bölümdür. Çünkü, fakat, oysa, ne var ki, ancak gibi bağlantı ögeleri içermez.

Gelişme Bölümü:

Giriş cümlesinin açıklandığı, yani konunun açıklandığı ana düşüncenin desteklendiği cümlelerdir. Bu bölümde, paragrafın türüne ve ana fikrine göre örnekleme, karşılaştırma, tanık gösterme gibi düşünceyi geliştirme yollarına başvurulur. Gelişme bölümündeki cümleler dil ve fikir bakımından giriş cümlesiyle uyumludur. Bu uyum örneğin, bundan dolayı, ancak, bunun için gibi bağlantı ögeleriyle kurulur. Ana düşünceyi destekleyen yan düşünceler bu cümlelerle ortaya konur.

Sonuç Bölümü:

Anlatılanların bir yargıya bağlandığı cümledir. Giriş ve gelişme cümleleriyle açıklanan, desteklenen fikir bu cümleyle bir amaca bağlanır. Kendinden sonra bir söz söyleneceği izlenimi uyandırmaz.

Paragraf Oluşturma:

Her yazı gibi her paragraf da bir plan içinde oluşturulur. Bu plana aykırı bir cümle paragrafın bütünlüğünü bozar.

Paragrafın ilk cümlesi giriş cümlesidir. Bu cümle bağımsızdır.

Örneğin: “Fakat yazar karakterlerini başarıyla oluşturamamış.” cümlesi olamaz. Çünkü bağlantı ögesi olan fakat ile başlamış. Bu cümle “Yazar karakterlerini başarıyla oluşturmuş.” şeklinde olsaydı giriş cümlesi olabilirdi.

Dağınık olarak verilmiş aşağıdaki cümleleri bir paragraf şekline sokalım.

a.Şiir kapımı çaldı mı elimde ne varsa bırakırım.

b.Sabırla dönüşünü beklerim.

c.Gitti mi hiç zorlamam.

d.Başköşedir onun yeri.

Yukarıdaki cümleler içinde genel yargı bildiren cümle birinci cümledir, bağımsızdır. Dördüncü cümledeki başköşedir sözü ise gelenin değerli olduğunu bildirir. Demek ki geldiği söylenen bir şeyin ardından söylenmeli bu da birinci cümlede vardır. İkinci cümlede geçen beklerim sözü ise giden bir şeyin olduğunu bildirir. Bu da üçüncü cümlede söylenmiştir. Demek ki ikinci cümle üçüncü cümleden sonra gelmelidir. Öyleyse cümleler a-d-c-b şeklinde sıralanmalıdır.

Paragrafta Düşüncenin Akışını Bozan Cümleler:

Her paragraf belli bir konu etrafında döner. Paragraf içinde bu konuyla ilgili olmayan bir cümlenin bulunması akışı bozar. Akışı bozan cümle konuya farklı bir bakış açısından bakan bir ifade olabileceği gibi, konuyla çelişen bir ifade de olabilir. Böyle durumlarda parça içindeki bağlantı ögelerine dikkat etmek gerekir. Çünkü bağlantı ögelerinin önceki cümleyi sonraki cümleye bağlama işlevi akışı bozan cümleyi ele verecektir.

Örnek: (I) Çağdaş anlamda çocuk edebiyatının asıl işlevi çocukları eğitmek değildir. (II) Doğrudan eğitme, ders kitaplarına özgü bir iştir. (III) İyi bir çocuk kitabının yaşlara göre belirlenmiş nitelikleri vardır. (IV) Yazınsal çocuk kitaplarından yazar, çocuğa iletmek istediklerini doğrudan değil, dolaylı olarak verir. (V) Bu tür kitaplar sezdirme, duyumsatma yoluyla çocuğun doğruya, iyiye, güzele karşı duyarlılık kazanmasını sağlar.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır? (2008-ÖSS)
A) I.       B) II.       C) III.       D) IV.       E) V.

Çözüm: Parçada I, II, IV ve V numaralı cümlelerde çocuk edebiyatında, çocuk kitaplarında asıl amacın çocukları eğitmek olmadığı, bu kitaplarda iyiyi, güzeli sezdirme yolunun benimsendiği üzerinde durulmuştur. III. cümlede ise “iyi bir çocuk kitabının niteliğinden” söz edilmektedir. Bunun parçada anlatılanlarla ilgisi yoktur. III. cümle parçanın akışını bozuyor. Cevap C

Parçayı Bölümlere Ayırma:

Parçadaki düşüncenin akışını bozan etken, parça içinde farklı bir düşüncenin bulunmasıdır. Bazı parçalarda birbirini izleyen iki konu bulunur. Bu durumda farklı bir konuya geçildiği yerden parça iki paragrafa ayrılmalıdır.

(I)Romancı hangi görüşte olursa olsun kolaya kaçmaz. (II) Her eserinde mutlaka özgün bir fikir, ileriye doğru tutulmuş bir ışık bulundurmak zorundadır. (III) İnsanlara, daha doğrusu insan sorunlarına bu açıdan bakmamışsa kendisine o romanı neden yazdığı sorulabilir. (IV) Bu sorunun karşılığını romancı hiçbir çağda kolay verememiştir. (V) Bir romandan herkes kendine göre bir anlam çıkarıyorsa o zaman sanat yapıtı gerçek amacına ulaşmış sayılır. (VI)  Çünkü bir sanat yapıtı herkese aynı şeyi söylemez.

Bu parçada beşinci cümleye kadar romancının insanlara yararlı olmak gibi bir amacının olması gerektiğinden söz edilmiş. Beşinci cümleyle birlikte romanda belli bir anlamın olmaması gerektiği, okura göre anlam değişmesinin doğal olduğu anlatılmış. Parça beşinci cümleyle birlikte başka bir paragrafa bölünmelidir.

Paragrafa Cümle Ekleme:

Bir parçanın içine başka cümlelerin eklenmesinin istendiği cümlelerde önce parçanın konusu tespit edilir ve eklenecek cümle için hem yapıca hem anlamca uygun yer aranır.

Aşağıdaki parçaya “İşte roman için de aynı şey gereklidir.” cümlesini ekleyelim.

(I)Bir ressamın tablosuna bakarak o dönemin giysileri hakkında pek şey öğrenilebilir. (II)Ama ressamın tablosunun anlamı ve değeri kesinlikle burada değildir. (III) Bir romanda belli bir dönemde belli bir ülkedeki yaşamla ilgili bilgiler bulabilirsiniz elbette. (IV) Ama biz romanı bu amaçla okumuyoruz…(V)

Parçayı incelediğimizde birinci ve ikinci cümlede ressamla tablosu arasındaki ilgiden söz edilmiş. Üçüncü cümlede ise romanla yaşam arasındaki ilgiye geçilmiş. Demek ki tablodan romana geçen bir ara cümle gerekiyor parçaya. O da verilen cümledir. Yani o cümle III numaralı yere gelmelidir.

Parçadaki Cümlelerin Yerlerini Değiştirme:
Cümlelerin yanlış yerde bulunması parçanın anlam bütünlüğünü bozar. Bu tip sorularda paragraftaki olayların ya da bilgilerin veriliş sırasına dikkat edilmelidir.

(I)Ödül her şeyden önce yaptığı işin onaylandığını hissettiriyor. (II) Ancak kimi zaman da bunların tam tersi olabiliyor. (III) Mesleğinizde sürekliliğinizi sağlıyor. (IV) Sizi güdülüyor, kendinize ve işinize olan güveninizi artırıyor. (V) Kişi ödülün mutluluğuyla sorumsuzca davranabiliyor.

Parçayı incelediğimizde bir anlam karışıklığı seziyoruz. Birinci cümlede ödülün olumlu işlevine değinilmiş. İkinci cümlede bunları tersi olur denmiş oysa “bunlar” sözüyle neyin kastedildiği belli değil. Daha sonraki iki cümlede de ödülün olumlu yönlerinden söz edilmiş. Son cümlede ise ödülün olumsuz etkisi söylenmiş. Öyleyse “bunların tersi” denen durum ödülün olumsuz yönüdür ve bunu ifade eden ikinci cümle, son cümleden önce gelmelidir. Yani ikinci cümleyle dördüncü cümle yer değiştirmelidir.

2. PARAGRAFIN KONUSU, ANA DÜŞÜNCESİ ve YARDIMCI DÜŞÜNCELER

Konu: Paragrafta söz edilen, üzerinde durulan, hakkında söz söylenen kavram ya durumdur. “Bu parçada neyin üzerinde duruluyor?” sorusunun cevabı bulununca konu bulunmuş olur.

Başlık: Başlık, bir yazının konusunun, daha yalın ve derli toplu biçimde ifade edilmesidir. Yazının başlığına bakarak konusu, içeriği anlaşılır.

Ana fikir: Paragrafta yazarın vermek istediği mesajdır. Yazarın ele aldığı konuyu yorumlayış tarzına, konuya bakış açısına ana düşünce denir. Ana fikir konuyla ilgilidir, yazarın bakış açısını yansıtır.

En kapsamlı düşünce, en geniş yargı, asıl anlatılmak istenen, vurgulanmak istenen, çıkarılacak en geniş düşünce birbirine yakın ifadeler ana fikir cümlesi ile ilgili sorulardır.

Ana fikir cümlesi kesin yargı, sonuç bildirir.

Ana fikir cümlesi kapsamlı olmalıdır. Parçanın bir bölümü için doğru ve geçerli olan yargılar ana fikir olmaz.

Parçada yer alan örnekler ve ayrıntılar ana fikir olmaz.

Ana fikir, okurların ya da başkalarının bakış açısını değil, yazarın bakış açısını yansıtmalıdır.

Parçada bir belirleme, saptama, tespit varsa, ana fikir de bu nitelikte olmalıdır. Eğer bir parça, öğüt, öneri niteliği taşıyorsa ana fikirde de öğüt anlamı olmalıdır. Öğüt verme niteliği taşımayan bir parça için öğüt anlamlı bir cümle yazmak yanlıştır.

Parçanın konusuyla ilgili onunla aynı doğrultuda bir yargı bildirir.

Parçadaki görüşleri, anlatılanları kapsar.

Parçayı bir cümle halinde söylediğimizde ortaya bu cümle çıkar.

Ana fikir cümlesi ile ilgili bazı anahtar kelimeler: Kısaca, öyleyse, özetle, hepsi bir yana, asıl önemlisi, bence, kanımca.

Paragrafta söylenenlerle söylenmek istenenler farklıdır. Söylenenler konuyu, söylenmek istenenler ise ana düşünceyi verir. Bu yüzden ana düşünceyi bulmak için “Yazar bize ne demek istedi?” sorusunu kendimize sormalıyız.

Yardımcı düşünceler:

Ana fikri açıklayan ve destekleyen düşüncelere yardımcı düşünce denir. Paragrafta işlenen düşünceyi destekleyip açıklayan, bu düşüncenin sınırlarını çizen düşüncelerdir.

Yardımcı düşünceler “değinilmemiştir, söylenemez, ulaşılamaz, çıkarılamaz, beklenemez, bağdaşmaz, yanlıştır, değildir, yer verilmemiştir ” gibi olumsuz soru kökleriyle sorulur.

3. ANLATIM TEKNİKLERİ (ANLATIM BİÇİMLERİ)

Yazarın duygu ve düşüncelerini ya da bir olayı anlatırken kullandığı yöntemlerdir.

1.Açıklama:

Yazar okuyucuya bir konuda bilgi vermek istiyorsa ya da bir konu hakkında edindiği izlenimleri okuyucuyu bilgilendirmek amacıyla aktaracaksa bu anlatım yolunu seçer. Bu yolu kullanan yazarın amacı anlatacaklarını en kısa yoldan okura iletmek olduğu için yazar dolaylı söyleyişlere sapmaz. Açık ve anlaşılır bir dil kullanır. Ders kitaplarında ve ansiklopedilerde daha çok bu anlatım yolu kullanılır.

Örnek:

Birinci Dünya Savaşı 1914 yılında başlamış,1918 yılında sona ermiştir. Bu savaş o zamana kadar dünyamızın gördüğü en büyük ve yıkımlı savaştır. Bu savaş devam ettiği yıllarda değil bittikten sonra da birçok insanın ölümüne sebep olmuştur. Bu savaş sonunda bazı imparatorluklar yıkılmış, yeni yeni devletler ortaya çıkmıştır.

2. Tartışma:

Bir düşünceyi savunmak veya onun yanlışlığını ortaya koymak amacıyla yazılır. Bu anlatım tekniği bir düşüncenin ispatı tarzında yapılabileceği gibi taraf olunmayan düşünceyi söyleyip onun yanlışlığı da ortaya konmaya çalışılarak da yapılabilir.

Bu anlatım biçimde karşılaştırma, sebep-sonuç, tanık gösterme, örneklendirme cümleleri çokça kullanılır.

Bu tür yazılarda yazar kendi düşüncesini karşıt bir düşünceye karşı savunuyor izlenimi verir. Böylece okuru tartışmanın içine sokar ve savunduğu düşüncenin okur tarafından da savunulmasını sağlar. Çoğu zaman devrik cümlelerle yazıya akıcılık kazandırır. Yazar  karşısında biri varmış gibi bir tavırla, ona cevap veriyormuş gibi üslupla yazısını sürdürür.

Örnek:

Yazar duygularını eserine aktarmalıymış. Ben o zaman niye roman okuyayım. Romanda bana o yazarın duygularını değil gördüklerini yani gerçek hayatı anlatması gerekir. Bakın şaheserlerde hep gerçek hayat var. Suç ve Ceza, Goriot Baba, İhtiyar Adam ve Deniz… Bu eserleri okurken siz de olayların içinde yaşamıyor musunuz? Sizi olaya çeken gerçektir de ondan. Eserden gerçekliği çekince geriye bir şey kalmaz. Gelin ey romancılar bize gerçeği anlatın.

3.Betimleme (Tasvir):

Yazarın gözlemlerini okurun gözünde canlanacak biçimde anlatmasına betimleme denir. Betimlemede görsellik hakimdir. Bu yüzden varlıklar arasındaki renk ve biçim ayrılıkları üzerinde ayrıntılarıyla durulur.

Betimleme çeşitleri:

Fiziksel Betimleme: Varlığın görünen özelliklerini olduğu gibi aktarıp onun dış çizgileriyle resmedilmesidir. Nesnel özellik gösterir.

Örnek:

Uzun boyluydu, yetmiş seksen kilo arasında olabilirdi. Birkaç günlük sakalı vardı. Saçları dağınık ve siyahtı. Ceketinin kolları kısalmış, pantolonunun da rengi kirden pek anlaşılmıyordu.

Ruhsal Betimleme:

Kişinin iç dünyasının, ruhsal durumunun ortaya konmasına denir. Burada yazar, kişinin duruş ve davranışlarından veya fiziki özelliklerinden yola çıkarak ruhsal durumunu bize aktarır.

Örnek:

Gözleri fıldır fıldır dönüyordu, bunu belli etmemek için başını eğik tutmaktaydı. Belli ki oradan ne gibi bir kazanç sağlayabileceğini düşünüyordu. Dudağını ısırması da bu düşüncelerinin biri tarafından anlaşılmaktan korkuyor olduğunu gösteriyor.

İzlenimsel Betimleme: Betimlemede yazarın duygu ve düşüncelerini de aktarmasıdır. Önemli olan anlatılan varlık olmakla birlikte yazarın o varlıkla ilgili kanılarını, beğenilerini de aktarmasıdır.

Örnek:

Ağaçlar yeni yeni yapraklanıyordu. Çimenler yeni sulanmış ve mis gibi kokuyordu. İnsanın içine bir hareket etme arzusu veriyordu. Bakımlı gül fidanlarının üstündeki su damlaları insana tarif edilmez bir mutluluk veriyordu.

Bir insanın ruhsal veya fiziksel yönlerinden yapılan betimlemelere portre denir.

4. Öyküleme:

Belli bir zaman diliminde gelişen olayların anlatıldığı yazılarda kullanılan anlatım yoludur. Bu tür yazılar olaya bağlıdır. Anlatımda devam eden ve değişen bir olay ve zaman söz konusudur.

Öyküleme ile betimleme arasındaki fark: Öykülemede olay, kişi, zaman ve mekan ögeleri vardır. Olaylar akış halindedir. Betimlemede ise zaman akış halinde değildir ve olay yoktur. Betimlemede belli bir zamanda durur nitelikteki eylem veya varlıklar tanıtılırken öykülemede olaylar akış içerisinde verilir. Yani  betimlemeyi fotoğraf veya resme, öykülemeyi ise filme benzetebiliriz.

Örnek:

Yokuşu koşarak inmeye başladı, bu arada gözlerinden sicim gibi yaşlar akıyordu. Yanından geçtiği insanlar da garip garip ona bakıyordu. Biraz sonra dükkana geldi, ağladığını belli etmemeye çalışarak önlüğünü takıp tezgahın arkasına geçti.

4.DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI

Bir yazıda yazarın düşüncesini daha iyi aktarabilmek için başvurduğu bazı yollar vardır. Bazı yazılarda yazar anlattıklarıyla ilgili örnekler vererek, bazılarında başkalarından alıntılar yaparak, bazılarında ise kavramları birbiriyle karşılaştırarak  düşüncesini açar. Yazarın kullandığı bu yollara düşünceyi geliştirme yolları denir. Yazar paragrafta ele alınan düşünceleri temellendirmek ve bunların okur tarafından anlaşılmasını kolaylaştırmak için bu yollardan faydalanır. Bu yollarla düşünceler somut hale gelir ve konunun anlaşılması kolaylaşır. Bu yollar şunlardır:

1.Tanımlama:

Bir varlık ya da kavramın ne olduğunun açıklanmasıdır. Tanımlamada esas olan tanımlanan varlık ya da nesnenin özelliklerini ve onu benzerlerinden ayıran yönleri belirlemektir. Tanımlaması yapılan varlığı tanınmayanlardan ayırt etmek onun sınırlarını belirlemektir. Tanımdan hareketle yazının devamına yön verilir. Genellikle nesnel olmaları sebebiyle tanımlar yanlış anlaşılmaktan uzaktır. Bu anlatım tekniğinden daha çok; düşünce, tartışma, açıklama paragraflarında yararlanılır Tanımlamalar çoğu zaman paragrafların giriş bölümünde yapılır.

Örnek:

“Tembellik, bataklığın içinde sönen bir güneş gibi ruhun günden güne erimesi, büyük işler karşısında bütün şevkini ve hareketini kaybetmesidir. İçimizde yanan alevin büsbütün sönerek ruhumuzu karanlıklar içinde bırakması, fırtınaların kıyıya attığı kırık bir tekne haline getirmesidir. Tembellik, işten nefret etmektir. Yerinden kımıldamamak, yarını düşünmemek, ruhun daima kendini aşan kudretini söndürerek hayvanlar gibi yaşamaktır. Acıkınca yemek, uykusu gelince yatıp devrilmektir. Bu sebepten tembellik işsiz kalmaktır. Kahvehanelerde gece yarılarına kadar miskinler gibi pineklemek, sokaklardan geçenleri yarı uykulu gözlerle gözetlemek, cami avlularında sinek avlamak, köşelerde yolcu saymaktır. Tembellik, can sıkıntısından ölmektir. Hayatını renksiz, şekilsiz ve ışıksız ölü bir külçe haline getirmektir. Hiçbir yerde zevk duymamak, hiçbir şeyden neşe almamaktır. Kendini avutmak için oyun kağıtlarına ömrünü vermek, aptalca alışkanlıklara esir olmaktır. Azap içinde günlerini saymak, vücudunu ağır bir yük gibi sürüklemektir.”

Bu paragrafın ilk cümlesinden başlanarak tembellik kavramının tanımı yapılmıştır. Ancak paragrafta, bu kavramın tanımı tek cümlede değil de farklı farklı cümlelerde verilmiştir. Bunun sebebi tembelliğin farklı kılıklarda insanların karşısına çıkmış olduğunu göstermektir. Paragrafta tanımlamadan yararlanılarak bu kötü alışkanlığın zararlarına dikkat çekilmiş, ondan uzak durulması gerektiği konusunda  okurlar uyarılmıştır.

2. Karşılaştırma:

Kişi ve nesnelerin benzer veya farklı yönlerini incelemek için kıyaslamaya karşılaştırma denir. Aralarında ilişki bulunan varlık ya da kavramları ortak veya farklı yönleriyle ele almaktır. Varlık ve kavramlar karşılaştırma yapılırken pek çok yönden kıyaslama yapılır. Bu sayede dile getirilen düşünce, varlık veya kavram daha somut biçimde anlatılmış olur. Karşılaştırmanın kullanıldığı paragraflarda sık sık “gibi, pek, daha, çok” gibi derecelendirme bildiren kelimelerle “bunun yanında, oysa, ne var ki, ise, bununla birlikte” gibi kelimelerden de yararlanılır.

Örnek:

“Çocuk için okuduğu öykünün yazarı yoktur; öykü vardır yalnız ortada. Şeker gibi, dondurma gibi yutulurcasına tüketilen öykü. Yetişkin okur ise bir yapıta kendi bilgi birikimi, çağının bakışı ve beğenisi ile yaklaşır. Sözgelişi çocuk kendini öykü kahramanlarıyla özdeşleştirerek onların eylemiyle sürüklenmek ister. Oysa yetişkinlerin okumasında bu durum ancak okuma sürecinin bir yönü olabilir. Çünkü onlar için okuma çok yönlü bir etkinliktir.”

Bu parçada çocuklarla yetişkinler okuma eylemine bakışları yönüyle karşılaştırılmışlardır. İkisinin okumadan farklı şeyler anladığı üzerinde durulmuştur.

3. Örneklendirme:

Bir düşüncenin somut hale getirilerek daha anlaşılır kılınması için anlatılan konuyla ilgili örnekler verilmesine örnekleme denir. Okur örneklerden yola çıkarak yazarın görüşlerini daha kolay algılar. Örnek bazen yazı içinde çok az bir yer tutar, bazen ise yazar bir olayı, bir fıkrayı örnek olarak aktarır, bundan çıkardığı bir sonuç cümlesiyle anlatmak istediğini ortaya koyar. Örnekler ileri sürülen düşünceyle ilgili kanıt niteliği taşır, düşünceyi daha inandırıcı ve akla yakın hale getirir.

Örnek:

“İster ünlü olsun ister ünsüz, her yazar dile kendi ölçüsünde bir katkıda bulunur. Örneğin, Shakespeare ve Virgilius, kendi dillerini geliştirmek için çok çalışmış, çok şey yapmışlardır. Ancak kendilerinden önceki yazarlar bu dilleri onların işlemesine hazır hale getirmeselerdi, onlar da bu dilleri bu ölçüde geliştiremezlerdi.”

Yazar parçanın ilk cümlesinde anlatmak istediğini söylemiş, sonra bunu kanıtlamak için iki ünlü sanatçıyı örnek göstermiştir.

4. Tanık Gösterme:

Bazen yazar, ileri sürdüğü düşüncenin doğruluğunu göstermek için o konuda söz sahibi ve kendisiyle aynı düşüncede olan bir uzmanın görüşlerine yer verir. Bu anlatım yoluna tanık gösterme denir. Burada tanıklığına başvurulan kişi, yetkin ve alanında söz sahibi olmalıdır. Aksi halde sıradan bir kişinin tanık gösterilmesi pek bir anlam ifade etmez.

Tanık göstermede amaç, ileri sürülen düşüncenin doğruluğunu kanıtlamak ve düşünceyi daha somut hale getirmektir. Bu sebeple yazar, kendi düşüncelerini daha inandırıcı kılmak ve daha belirgin hale getirmek için alanında uzman bir kişinin sözlerini alıntılayarak verir. Paragraflarda tanıklığına başvurulan kişinin sözleri genellikle tırnak içine alınır.

Örnek:

Andre Gide bir yazısında şöyle der: “Sanatçının konusu insandır. Bir insan yaşamı o insanın düşlerinin de kaynağıdır.” Bu söze katılıyorum. Çünkü yaşananlarla düşler iç içedir. Sanatçı, yazar, ozan da insan yaşamını, insan düşlerini bir yapıtta gerçeğe dönüştürendir. Başkasına, geleceğe bakandır. Kendi yaşadıklarına herkesi ortak edendir.

Parçada yazar Gide’in bir sözünü tanık göstererek kendi görüşlerini aktarmıştır.

5. Benzetme:

Bir kavramı ya da varlığı, başka bir kavram ya da varlığa ait özelliklerle anlatmaktır. Benzetmede nitelik bakımından zayıf olan varlık veya kavram, kuvvetli olana benzetilerek anlatılır.

Örnek:

İç Anadolu, temmuz sıcağında canlılarda adım atacak hal bırakmayan kavurucu bir çöl gibidir. Hele öğlen vakti uçsuz bucaksız bozkırlara baktığınızda güneşin sıcağını emen toprağın bir süre sonra onu buğu halinde göğe doğru verdiğini görürsünüz. Ne kadar dinç olursanız olun bu manzarayı gördüğünüzde kendinizde dışarı çıkacak cesareti bulamazsınız.

Bu parçada İç Anadolu’nun yazın kavurucu derecede sıcak olduğunu anlatmak için benzetmeye başvurulmuştur. Paragrafın ilk cümlesinde yazar, İç Anadolu’yu çöle benzeterek söz konusu yöreyle ilgili düşüncelerini daha etkili ve somut biçimde anlatmıştır.

Not: Benzetmenin söz konusu olduğu paragraflarda varlıklar veya kavramlar birbirine benzetilerek anlatılır. Bundan dolayı benzetme ile karşılaştırmanın karıştırılmaması gerekir. Benzetmede yalnızca aralarında benzerlik ilgisi bulunan varlıkların, kavramların ortak noktaları ortaya konur. Karşılaştırmada ise varlıkların hem ortak hem de farklı yanları birlikte verilir.

6. Sayısal Verilerden Faydalanma:

Yazar savunduğu fikri kanıtlayabilmek için istatistiki bilgilerden, anketlerden ya da grafiklerden faydanalabilir.

Örnek:

Dünyada akıllı telefona sahip olma oranı çok hızlı bir şekilde yükselmektedir. Türkiye ve gelişmekte olan birkaç ülkede buna dahildir. 40 ülkede gerçekleştirilen araştırmaya göre; Iphone ve Android gibi internet erişimi olan telefonlara sahip olanların oranı % 43’tür. Akıllı telefona sahip olma oranının yüksek olduğu ülkeler arasında % 88 ile Güney Kore, % 77 ile Avustralya, % 74 ile İsrail, % 72 ile Amerika ve % 71 ile İspanya gelmektedir. Türkiye % 59 ile dünyada akıllı telefona sahip olma oranında 12. sırada yer almaktadır. Akıllı telefona sahip olmada Afrika ve Güney Asya ülkeleri son sıralarda yer almaktadır. Pakistan % 11, Uganda ve Etihopya % 4’lük orana dâhildir. Türkiye’de 2013 yılında akıllı telefon sahip olma oranı % 17 iken bu rakam 2015 yılında % 59’lara ulaşmış, iki yıl kadar kısa bir süre içinde 42 puanlık bir yükseliş meydana gelmiştir.

Yazdır

Yazar hakkında

Süleyman Kara

Öğrenci ve öğretmenler için faydalı olmak için onlara kaliteli edebiyat sitesi olan edebiyat sultanını sundum.

Yorum yap