ŞİİR DİNLETİSİ PROGRAMI SUNUM METNİ
Okulumuz öğrencilerinin ve öğretmenlerinin sizler için hazırlamış olduğu Şiir Dinletisine hoş geldiniz.
Şiir, gökkuşağının yedi rengini çocuk gülüşlerinde aramaktır.
Şiir, Anka kuşunun kanadında uçsuz bucaksız gökyüzünü seyre dalmaktır.
Şiir; her daim sessiz bir çığlık, feryat figan haykıran bir fısıltıdır.
Şiir, duygular senfonisidir.
Şiir, Âşık Veysellerin, Nazım Hikmetlerin, Necip Fazılların, Fuzulilerin, Bakilerin, Yunus Emrelerin daha nice nice ozanların sevgi çığlıklarıdır hasret evreninde.
1. Yüce, çok büyük sevdalar vardır, neredeyse hiçbirisi eremez visale, kavuşamaz ve yıllar sonra sadece onların bu kara sevdaları kalır unutulmadan. Bazen Leyla olur yüzünü ayırmaz sevdiğinden, çöllerde de olsa Mecnun gibi, bazen de Mecnun gibi yanar çöl alevlerinde. Kavuşmayı var olmayı değil , beraber “hiç” olmayı dilerler yaradandan.
Nazım’ın ölümsüz mısralarına ……………………… ses verecek, sevdalara dalmak için cesaretimizi toplamaya, boşu boşuna var olmaktansa eğer kara sevdamız uğruna yok olmaya çağıracak bizleri. Söz ……………….’un!
TAHİR İLE ZÜHRE- NAZIM HİKMET RAN
Şiir, aşk acısı çeken gönüllerin son anda sığındığı bir limandır.
Şiir, kâğıtla kalemin son valsidir.
Bazen sessizce yaşarız en çılgın feryatlarımızı, kimsecikler duymasın isteriz, an gelir boğazımızdaki feryada takılır ilan-ı aşkımız , an gelir o sessizliği değişmeyiz en güzel aşk şiirlerine. Bitip yitirir miyiz dersiniz, zamana kurban eder miyiz en gizemli aşkımızı?
Yıllar geçer, takvim yaprakları tükenir ama sürgüne durmuş koca bir ağaç gibi her bahar yeniden yeşerir söylenmemiş derdimiz; ve artık ne deva ararız ne de kabuk bağlayan bir yaraya merhem dileniriz geçip giden zamandan.
…………………………….’ın , o güzel şiirinde karşılıksız bir sevdaya tutulmayı “Seni Seviyordum Sen bilmiyordun!” diyerek seneler önce açmamış bir tomurcuğu belki; belki kitap arasına konmuş bir gül yaprağını anmayı mutluluk saymayı duyacağız. Şimdi yaslanalım arkamıza ve kulak verelim arkadaşımıza eski sevdaların buğusuna yazamasak da onun adını, maziyi anmanın saadetine erelim . Şiiri okumak üzere okulumuz …………………. sınıfı öğrencilerinden Seni SEVİYORDUM’yu sahneye davet ediyorum.
SENİ SEVİYORDUM – İCLAL AYDIN
Nihal Atsız’ın öğretmen olarak çalıştığı okula bir gün bir hanım öğretmen gelir. O zamana kadar kimseye bakmayan, kimseyle pek alakadar olmayan Atsız içeri giren o öğretmene ilk görüşte aşık olur. Evet kelimenin tam anlamıyla bu bir ilk görüşte aşktır. Ve aşık olduğu o meçhul hanım öğretmene bu şiirin giriş kıtasını yazar. Bir zarfa koyar ve öğretmenin dolabına bırakır. Aradan günler geçer ve Atsız mektubuna cevap alamaz. O bir görüşte aşık olduğu kadın o mektubuna ve aşk ile yankılanan şiirine cevap vermemiştir. Atsız’ın büyük bir merakla, hasretle ve dört gözle yolunu beklediği cevap bir türlü gelmek bilmez. Daha doğrusu Atsız, mektubuna hiç bir cevap alamamıştır!. Sonraki bir zaman da kendi dolabını açar ki, bir de ne görsün!. Mektup zarfı bile açılmadan kendi dolabına bırakılmıştır.
Derin bir teessür, şaşkınlık ve biraz da hayal kırıklığı…
Söz susar, kelam başlar…
Yüreğinin dip dalgaları dile gelir ve şiir olur kelama dökülür.
Şimdi de Atsız’ın dizelerine kulak veriyor ve sahneye ……………………..’yı davet etmek istiyorum!
GERİ GELEN MEKTUP-CEMAL SAFİ
Arkadaşımıza teşekkür ediyoruz. Ne yüce bir ferman değil mi aşk? Kuzusunu otlatan garip çobanın kavalının ucundaki hoş sada bazen, kimi zaman dünyaların sahibi koca padişahların bile kalemlerine mevzubahis kutsal bir nefes. Ne yaşı var, ne mantığı , ne de haddi. Aşkı cümle içinde kullanın desem sizlere şimdi hangimiz bir yükleme yaslayıp bitirebiliriz ki. Şimdi genç bir öğretmenin ağzından Cemal SAFİ’nin o güzel dizelerinde aşkı anlamaya anlamlandırmaya çalışacağız. Müsaadenizle arkadaşlar, okulumuz sınıf öğrencilerinden ………’ı sahneye çağırıyorum. ……………………….. sahne sizin , sahi nedir AŞK!
CEMAL SAFİ – AŞK
Yaşanmamış, bir yanı eksik kalmış , o nadan sevdaların , kabuk bağlamayan yürek yaralarının adıdır bazen aşk. Geriye dönüp ağıt yakmaktan doğan güneşe dönemeyişimiz yüzümüzü, başımızı kaldırıp göremeyişimiz önümüzü bazen. Aşk “yok say” demektir bazen hiçlik ateşinin içinde buz tutarken sevdiğimizin ismi , özümüzü yakmak pahasına buğusuna kapılıp kalıvermek öylece… En sonunda onun adıyla kalmak, saadetini ……………………..dile getiriyor.
BİR ADIN KALMALI GERİYE-CAHİT SITKI TARANCI
Bazı kavuşmalar ışık sevmez, yeşil baharlarda göz göze olamazsın kimi kere sevdiğinle, vuslat mahşere kalır yazık. Yanı başında bulamadığın sevdiğini bazen gördüğün her yerde; rüzgarlarda, denizde, kuşlarda börtü böcekte aratır aşığa. Dünya gözüyle gözüne bakamadığı sevdiceğinin nefesiyle yaşar, gözleriyle görür ama hayaliyle başka bir alemde hiç olacağın zamanı bekleyişe geçersin. Dersin de dersin… Cahit Sıtkı’nın dizelerine …………………………………hayat veriyor.
DESEM Kİ – CAHİT SITKI TARANCI
Gören gözü ama eden, Yavuz’u zebun eden, hasretinden prangalar eskiten, yağdığı çölü rahmete boğan o kutsi hissiyattın adıdır aşk. Ayakları yere bastırmaz an olur, kah bakarsınız en derin hülyaların kucağına atar sizi. Yaşadığını unutturur, başka bir aleme sürükler sizi , elinizle kolunuzla hem de , hem de hiç dönmeyesiye, dönmek istemeyesiye. Oysa ne söz verilen türkü gelir, ne de Sirkeci Garı’nda bir gececik sabahlanır. Tüm zulmüne rağmen katran karası bir şekerdir aşk.
Köşenin ardına “Emperyal Oteli’ne” götürüyor bizleri şimdi……..
EMPERYAL OTELİ-ATTİLA İLHAN
Ölüm , her şeyin sonu kapkara bir çığ gelir insana , daha zoru yoktur, ya da öyle sanırız, gönlüne zindan düğümüyle bağlanmış saçlarını çözüp atmak da imkansızdır sevgilinin , zaten öyle mutlusunuz. Kaleminizin yazmadığı her şey aşk, ona söyleyemediğiniz her kelime coşkulu bir sevidir. Hudut çizemediği aşkın serhaddinde bir gezintiye çıkarmak için …………………….geliyor sahneye, “Mihriban” adlı şiir bizlerle…
MİHRİBAN-ABDURRAHİM KARAKOÇ
Onun için her şeye değer, ama sende olan hiçbir şey ona değecek kadar değerli değildir. Karanlıklarda filizlerin kurur, sırf onun ışığından mahrum diye. Güzel bir söz ister bazen , tatlı bir tebessüm , sıcak bir bakış yahut ;fakat dona kalırsın, heybende ona söyleyecek denli güzel lakırdı bulamazsın. Kendin bile olsan dünyada cennet sevdiğine şiir yazmayı ahmaklık sayarsın. Gülüm dediğin an gülün ömrü uzar, yazdığın şiirler ona layık bir kitabın önsözünden ibaret bile olmaz .
Okulumuz öğrencilerinden ………………….“Yeni Bir Sayfada Sana Bakmak” adlı şiirle geliyor. Sahneye davet ediyorum.
YENİ BİR SAYFADA SANA BAKMAK- YILMAZ ERDOĞAN
Ayaklar altına değilse de bazen yüreğinin en derinine gömmek gerekir maşukluğu. “Amin” diyemediğin dua, rengini göremediğin tomurcuk, yaşanmamış güzel sabahların tan vaktinde sevişen kumru sesleridir özlemin. O özlem büyüdükçe sen daha çok çocuk olursun. Anlatır durursun , gülen gözlerindeki ışığa inat karamsar yüreciğindeki hasreti, saçlarında kar taneleriyle bakarsın. Kavuşmak mı? Umrunda bile değil, sen onu yaşarsın, onu saklarsın göz kapaklarının ucunda, herkesten uzak.
Özdemir Asaf’ın “Seni Saklayacağım” adlı şiiriyle …………………………… sahneye davet ediyorum.
SENİ SAKLAYACAĞIM – ÖZDEMİR ASAF
Aşk, uçsuz bucaksız dehlizlerde gezdirip durur peşinden koşanı, dönmek için bir defa bile ardına bakmadan hem de . Gezer durur sanırsak da kendimizi, aslında ruh aynamızın aksiyle söyleşir dururuz. Anahtarsız bir kapıyı açmak için çilingir yapar bazen bizi, kimi zaman da ayağımıza ellerimizle vurdurup zincirleri , yine o kilidin anahtarlarını savurtur denizin en ırak köşesine. Sonra mı, sonra ömrü billah o anahtarı aratır bulamayacağımızı bile bile.
Şimdi de Mevlana Celaleddin Rumi’nin, aşkın ve manevi aşkın derinliklerine dair etkileyici bir bakış sunan şiirini ………………………….seslendirecek.
ETME- MEVALANA CELALEDDİN RUMİ
“Gül hanım” anlamına gelen Mona Rosa, ünlü şair Sezai Karakoç’un en bilindik şiirleri arasındadır. Bu şiirin ardında bir aşk hikayesi vardır. Gizemli bir aşkın temsilcisi olan Mona Rosa şiiri, Sezai Karakoç’un üniversite yıllarından kalan bir aşk hikayesidir. Akrostiş tarzında yazılan bu şiir, Karakoç’un üniversiteden arkadaşı Muazzez Akkaya’ya ithafen yazılmıştır. Sezai Karakoç’un üniversiteden arkadaşı olan Muazzez Akkaya, şairin gizli sevdalandığı biridir. Bir gün cesaretini toplayan şair, gizli sevdasını açıklar ancak Muazzez’den ret yanıtını alır. Aldığı ret yanıtı ile yıkılan Karakoç, yaz tatilinde, Muazzez Hanım’ın konakladığı Gevye’deki yazlığın karşı yazlığında bahçıvan olarak işe girer. Bu süre zarfında aşkını uzaktan uzağa seyreder. Bu aşkı, “Mona Roza” şiiri ile somutlaştırır.
Üniversitesinin mezuniyet töreninde Mona Roza şiirini okuyan Sezai Karakoç, şiirini Muazzez Akkaya’nın tam karşısında okur. Şiir bittikten sonra tüm salon Karakoç’u ayakta alkışlar. Törene katılanlar, şiirin tekrar tekrar okunmasını ister. İstekleri kırmayan Karakoç, üst üste 3 kez aynı şiiri okur. Karakoç, sahneden ineceği esnada yanına Muazzez Hanım gelir ve teklifinin geçerli olup olmadığını sorar. “Senin aşkın benimkine yetişemez.” Yanıtını veren Karakoç, böylelikle Muazzez Hanım’a hayır yanıtını verir. Bu cevabın üzerine Muazzez Hanım bayılır. Yaşamı boyunca hiç evlenmeyen Karakoç, içinde bir bebek gibi büyüttüğü aşkını mısralarında yaşatmıştır.
Karakoç’un bu güzel şiirini okumak üzere Okulumuz öğrencilerinden ……………………..’ı sahneye davet ediyoruz şimdi.
MONA ROSA – SEZAİ KARAKOÇ
Hür olmak , hudutsuz nefes almak, bakmak doğan güne; saadetin tarif edilmemiş halleri. Yeter mi peki? İnsanlar, yaşadığı eve benzeyen, ekmek kaygısına yola koyulan, istemediği ayrılıklara koşan, belki de yalın ayak yoksul çorak topraklarda yorulan insanlar. Verdiği sözlere ömrü yetmeyen babalar, ya da yazdığı senaryonun aktörü olamayan delikanlılar, yaşanmışlıklar, yaşanamamışlıklar, hayaller, cam kırıkları, yokluk, özlem, nefret ve tüm halleriyle insan oğlu.
Edip Cansever’in Mendilimde Kan Sesleri adlı şiiriyle…………………………’i sahneye davet ediyorum.
MENDİLİMDE KAN SESLERİ -EDİP CANSEVER
Günün birinde, sürekli özlediğiniz, görmek için can attığınız o insan artık sizin için hiçbir anlam ifade etmemeye başlar. Aklınızdan çıkaramadığınız birinden aklınıza dahi gelmeyen birine dönüşür. Aşık olunan kişinin aşığının gözünde sıradanlaşmasını en etkileyici şekilde anlatan bir şiirle Nazım Hikmet’in o güzel dizelerine kulak veriyoruz.
Bence Artık sen de Herkes Gibisin şiirini okumak için ………………………………………….geliyor.
BENCE ARTIK SEN DE HERKES GİBİSİN-NAZIM HİKMET
Kendi hayatımızı yeterince kendimiz olarak yaşayabiliyor muyuz , sıradan akışın içinde suya kendi adımızı yazabiliyor muyuz, başkalarının geçtiği yollar daha mı ehemmiyetli geliyor, yoksa ıssızlıklar mı ürkütüyor ömür daim çocuksu kalbimizi. Biz olmayı becermeye azmetmişken kendimizi mi kaybediyoruz, hayatlar adıyorken başkalarına , yoksa kendi içimizi mi üşütüyoruz ateşlerin dibinde.
İsmet Özel in güzel dizlerini seslendirmek üzere……………………………yı davet ediyorum
SEBEBİ TELİF ŞİİRİ-İSMET ÖZEL
İnsan yeşilini göreceği baharları umarak mı sever ağacı, başağına can verecek yağmurlarla geleceği için mi düşkündür buluta. Yoksa kavuşmak için mi şiirler yakar yanı başında bulamadığı öteki yarısına. Ölüm denilen düğün değil midir bütün kulluğumuzun, dualarımızın sebebi, öleceğimizi bilerek açsak da gözümüzü güzel olan değil midir yaşamak? Ona giden yollar kapalı da olsa o yolu düşünmenin saadetini sunmak için ……………………………………….. geliyor.
BİLİYORUM SANA GİDEN YOLLAR KAPALI -CEMAL SÜREYA
siir dinletisi sunum programi metni İNDİR
