Testler

EKPSS LİSANS TÜRKÇE DENEME SINAVI 16

1.”Şöyle yazmalı, böyle yazmalı.” diye kurallar, yasalar koymaya kalkmayın. Sizin için doğru, yararlı olan, başkası için öyle olmayabilir.
Yukarıda söylenenler aşağıdaki genellemelerden hangisini doğrulamaktadır?
A) Hiçbir yazar kendinden önceki birikime sırt çeviremez.
B) Her yazarın yazma biçimi farklıdır.
C) Sınırları belirlenmeyen bir yazma biçimiyle güzel bir eser ortaya konamaz.
D) Eğitimle yazma yeteneği kazanılamaz.
E) Sanatsal bir yazma biçimi, sıradan bir yazma eylemine benzemez.

2. Hatıralarla belgelerin birbirini doğrulaması gerekir, hatıralar o zaman bir değer kazanır.
Aşağıdakilerden hangisi anlamca bu cümleye en yakındır?
A) Kötü olaylar bile hatıraların perdesi altında bir güzellik kazanır.
B) Belgelere geçmiş hatıralar artık kişisellikten çıkıp toplumsal bir nitelik kazanmıştır.
C) İnsanları yaşama bağlayan en sağlam bağ, geçmişte yaşanan güzelliklerdir.
D) Belgelerle doğrulanmayan hatıraların değerli olduğu söylenemez.
E) Hatıralarla yaşayan kişiler, gerçek yaşamla yüz yüze gelmekten korkar.

3. (I) Sabahattin Ali, Sait Faik, derken Memduh Şevket, öykücülüğü sevdirdi bana. (II) Kişinin sevmediği işte başarılı olması mümkün değildir zaten. (III) Bugüne dek yayımlanan on beş öykü kitabımda sanırım kendi biçemim, kendi anlayışım, kendi görüşlerim ağır basar. (IV) Her yazar bir öykünmeden geçer, geçmelidir; ancak etkilenmeden zamanla kurtulması koşuluyla… (V) Gerçek yazarların hemen hepsi geçmiş yazarların eserlerinden etkilenmişler; ama sonra kendi kişiliklerine, niteliklerine kavuşmuşlardır.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangileri anlamca birbirine en yakındır?
A) I. ve II.
B) II. ve III.
C) III. ve IV.
D) III. ve V.
E) IV. ve V.

4. (I) Leautaud’un, Voltaire’e, Stendhal’a yazarlık yönüyle eriştiğini söylemiyorum. (II) Kolay değildir onlara erişmek. (III) Leataud, Voltaire gibi en büyük sorunları kurcalayan bir kişi değildir. (IV) Şimdiye dek gelmiş öykücülerin şüphesiz en büyüğü olan Stendhal gibi bir yaratıcı da değildi. (V) Yine de onların soyundandı; onlar gibi sesini yükseltmeden yazar ve gürültüye pabuç bırakmazdı.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde Leautaud, Voltaire ve Stendhal’in ortak yönlerinden söz edilmiştir?
A) I.     B) II.      C) III.     D) IV.      E) V.

5. Sağlıkla edebiyat arasında sıkı bir bağ vardır. Sağlıklı bir yaşam süren sanatçılar uzun süre yaşamışlar ve önemli eserler vermişlerdir. Goethe, Hugo gibi sanatçılar, sağlıklarına önem verdikleri için hem uzun yaşamışlar hem de ses getiren eserlere imza atmışlardır. Baudelaire, Byron, Balzac ise sağlığına çok dikkat etmemiştir. Dünya edebiyatında daha fazla eser verebilecekken çekilmişlerdir yaşam sahnesinden.
Bu parçanın anlatımında aşağıda verilenlerden hangilerine başvurulmuştur?
A) Örneklendirme-karşılaştırma
B) Açılama-tanık gösterme
C) Öyküleme-karşılaştırma
D) Tartışma-örneklendirme
E) Açıklama-tartışma

6. (I) Kimi yazarlar, güzel yazmak ile az yazmak arasında doğrudan bir ilişki olduğuna inanırlar. (II) Bu inançla, edebiyat dünyasında az kalem oynatırlar. (III) Hâlbuki bu, son derece yanlış bir inanıştır. (IV) Üretken olup da çok güzel eserler yazan sanatçılar da vardır. (V) Edebiyat dünyasında üretken olmak çok zordur. (VI) Bu sanatçıları ve onların güzel eserlerini görmeyenler, az yazarak güzele ulaşabileceklerini düşünerek nefesleniverirler.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A) II.     B) III.      C) IV.     D) V.      E) VI.

7. Kaba saba insanlardan kibar bir davranış beklemek boşunadır.Bunları ne kadar uyarırsanız uyarın, davranışları yine kabadır. Bu tip insanlar kibar davranmak isteseler bile, öyle davranamazlar. Böyle insanları en iyi şu atasözü açıklar: . . .
Bu parçanın sonuna aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Kır atın yanında duran, ya huyundan ya suyundan…
B) Eşeğe cilve yap demişler, tekme atmış.
C) Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.
D) Bal bal demekle ağız tatlanmaz.
E) Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış.

8. (I) Kimi sanatçılar, kısa sürede eser üretemezler. (II) Uzun zaman alır böyle sanatçıların eserlerini ortaya koymaları. (III) Çünkü böyle sanatçılar çok titizdir ve güzelliğe düşkündür. (IV) Uzun bir hazırlık döneminden sonra başlarlar eserlerini yazmaya. (V) Eserlerini bitirdikten sonra da defalarca okurlar. (VI) Mükemmeliyetçi bir anlayışları vardır o sanatçıların.
Bu parçada yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangisi çıkarılırsa parçanın anlamında değişme ya da bozulma olmaz?
A) II.     B) III.       C) IV.        D) V.        E) VI.

9. Köy romanlarında, köylüler hep mazlum rolünü üstlenirler. Doğal olarak ağalar da köylülere zulmeden konumundadır. Elbette bunun doğruluk payı büyüktür. Ancak köylülerin hiç mi hiç kabahati yok ezilmelerinde, sıkıntı çekmelerinde, zulüm görmelerinde. Köylüler, kendilerine yapılan haksızlıklara ses çıkarmazsa kendilerine zulmedecek bir ağa elbette çıkar ortaya.
Bu parçadan çıkarılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?
A) İnsanlara eziyet eden kişileri, kötü bir son bekler.
B) Savunmasız insanlara sıkıntı çektirmek erdemli bir davranış olamaz.
C) Haksızlıklara tepki göstermeyenler, günün birinde mutlaka haksızlığa uğrar.
D) Köylerdeki ağalık sistemi, toplumu olumsuz yönde etkilemektedir.
E) İnsanca yaşamak, sadece köylülerin değil her kesiminden insanın temel hakkıdır.

10. Ahmet Hamdi Tanpınar, edebiyatımızın önemli sanatçılarındandır. Roman, öykü, inceleme tarzında dikkate değer eserler yazmıştır. Ne var ki adını şiirleriyle duyurmuştur. Düzyazılarındaki sıkıcı hava, şiirlerinde yerini coşkunluğa, neşeye bırakır. Şiirlerinde divan şiirinin etkisi olsa da dizeleri son derece yalındır.
Bu parçada Ahmet Hamdi Tanpınar ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Şiirlerinin sade bir anlatımının olduğuna
B) Türk edebiyatının büyük sanatçılarından olduğuna
C) Farklı türlerde eserler kaleme aldığına
D) Düzyazılarında uzun cümleler kullandığına
E) Adını şiirleriyle duyurduğuna

11.Kapalı perdeye doğru yürürken içindeki sıkıntıyı hâlâ atamamıştı. Pencerenin yanına gelince birdenbire durdu. Perdeyi aralayıp dışarı baktı. Bir süre bakışlarla, sokağın karşı tarafındaki evleri çatıları arkasına saklanmaya çalışan güneşi seyretti. Yeniden sokağa bakarken yüzünü buruşturdu.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Betimleme
B) Açıklama
C) Öyküleme
D) Karşılaştırma
E) Örnekleme

12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, türü yönünden ötekilerden farklıdır?
A) Ona hiç yabancılık çektirmedik, hep kardeşçe davrandık.
B) İkimize burada genişçe bir oda verdiler.
C) Acımasız eleştirilere dayanamayıp sınıfı sessizce terk etti.
D) Yavaşça, evin arkasına dolandı ve gözden kayboldu.
E) Çocuklar topluca, piknik yapmaya gittiler.

13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde hem sıfat hem isim tamlaması vardır?
A) Evin bahçesinde meyve ağaçları vardı.
B) Deniz, bu tepeden bambaşka görünüyor.
C) Kırmızı laleler, caddelere farklı bir hava katmış.
D) Size hatıra defterimde yer ayırdım.
E) Sanat dergilerinde, genç öykücüler boy gösteriyor.

14. Aşağıdaki dizelerde geçen altı çizili sözcüklerden hangisi, birden fazla yapım eki almıştır?
A) İnce bir yüz belirdi derin maviliklerde
B) Aniden ürpererek doğruldum yatağımda
C) Serpilmeye başladı bir yağmur ince ince
D) Yollar bir şerit gibi ufka bağladı bizi
E) Yatağımın yanında esmer bir duvar vardı

15. Aşağıdakilerden hangisi, öznesi ortak sıralı bir cümledir?
A) Rüzgâr, dalları kımıldatıyor, yaprakları hışırdatıyor.
B) Horoz ölür, gözü çöplükte kalır.
C) Arayan bulur, öyleyse bulamayan aramayandır.
D) Ne varsa doğrudadır, doğruluk şaşar sanma.
E)  Durmak zamanı geçti, çalışmak zamanı geldi.

CEVAPLAR: 1.B, 2.D, 3.E, 4.E, 5.A, 6.D, 7.B, 8.A, 9.C, 10.D, 11.C, 12.B, 13.E, 14.C, 15.A

Yazdır

Yazar hakkında

admin

2 yorumlar

Yorum yap