Testler

EKPSS ORTAÖĞRETİM TÜRKÇE DENEME SINAVI 15

1.(I) Şarkı, edebiyatımızda daha çok 18.yüzyıldan sonra görülür. (II) Şarkılar genellikle bestelenmek amacıyla yazılır. (III) Bu yüzden şarkılarda hecenin 11’li ölçüsü kullanılmıştır. (IV) Sade ve canlı bir dille yazılan şarkılarda daha çok aşk ve sevgi üzerinde durulur. (V) Edebiyatımızda şarkının en güzel örneklerini Nedim vermiştir.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangisinde şarkıların hem üslubu hem de içeriğiyle ilgili bilgi verilmiştir?
A) I.      B) II.       C) III.        D) IV.         E) V.

2. (I) Şimdilerde, ünlü bir yönetmenin çektiği”O da Beni Seviyor” adlı sıra dışı film gösterimde. (II) Filmin büyük zorluklar içinde çekildiğini daha ilk başlarda anlıyorsunuz. (III) Film çocukluktan gençliğe adım atan bir kızın çevresinde gelişen olaylarla örülüyor. (IV) Filmin müziği ise olayların anlatılışına ayrı bir güzellik katmış. (V) Sizi yaşadığınız dünyadan alıp filmdeki olayların yaşandığı büyülü mekana götürüyor.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde yorum söz konusu değildir?
A) I.      B) II.       C) III.        D) IV.         E) V.

3. Sanat, bireyin toplumla kaynaşması için vazgeçilmez bir araçtır.
Aşağıdakilerden hangisi, bu cümleyle anlamca aynı doğrultudadır?
A) Sanat, bir toplumun her alanda ilerlemesini sağlar.
B) Sanat eseri, toplumun her kesiminden insanlar tarafından benimsenirse değer kazanır.
C) Bir toplumun bireyleri, sanat sayesinde birbiriyle kaynaşır.
D) Sanat, yaşamdaki tüm olumsuzlukları ortadan kaldırır.
E) İnsanlar düşünü kurdukları dünyaya ancak sanat aracılığıyla ulaşabilirler.

4. Toplum içinde tanınıp bilinmeden kalmak, yazarın kesin yazgısıdır; böyle bir yazgıyı üstlenmek onun gerçek ve başta gelen görevidir adeta. Kuşkusuz, tanınmadan kalmak, her zaman, ısıtılmamış tavan aralarında yaşanacak açlıkların melodram havasında ya da cinnet geçirmek gibi daha az sevimli bir biçimde açığa vurmaz kendini. Bir  kısım yazarların şansları yaver gidip kitapları binlerce, hatta on binlerce baskı yapar, ama tanınmazlık bakımından onların da ötekilerden kalır yanı yoktur. Çünkü yazar denen bir kişinin normal insanlarca gerçekten tanınması, yıllar yılı benimsenmesi mümkün değildir.
Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A) Bir yazarın gerçek anlamda tanınması olası değildir.
B) Eserleri yüzlerce baskı yapan yazarlar da gerçekten tanınmaktan mahrum olurlar.
C) Toplumda tanınmamak yazarın yazgısıdır adeta.
D) Kitapları fazla baskı yapan yazarlar herkesçe çok iyi bilinir.
E) Eserlerinin çok basılıp yayılması bir yazarı tanınmamaktan kurtaramaz.

5. Günümüzde okumayla barışık olmanın sayısız yolları var. Okumayı yaşamsal bir ihtiyaç olarak gören bir insan, evinde zamanın en kıymetli alanlarında da fırsat buldukça okumayla iç içe yaşayabilir. Teknolojinin gemi azıya aldığı bir devirde, okuma için sakin bir ortam olmadığından yakınmak, şık düşmeyen bir bahane sayılmalı. İnsan sokakta, nerede olursa olsun okuyabilir. Görecektir ki içinde boğulup kaldığı hayatın hır güründen azade, önüne onu hep ileriye götürecek rengarenk bir kapı açılmıştır ve alabildiğine anlamsızlaşan hayatının soluk ve çarpılmış suratına anlamlılığın dipdiri kamçısını şaklatmıştır artık. Yeter ki istesin…
Bu parçada anlatılanları en iyi özetleyen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?
A) İşleyen demir pas tutmaz.
B) Bilenle bilmeyen bir olmaz.
C) Çobanın gönlü olsa tekeden süt çıkarır.
D) Lafla peynir gemisi yürümez.
E) Terzi kendi söküğünü dikemez.

6. Şimdi bir heykeltıraş düşününüz. Gevşek ve çürük bir zemin üzerine güzel, mükemmel bir heykel yapmaktadır. Bu heykeli bir an için herkes beğenebilir. Fakat zemin çürük olduğundan bu heykel yaşayamaz. Harçlarla ne kadar kuvvetli dayanak yapılırsa yapılsın yıkılır. Çünkü zemini gevşektir.
Bu parçadan çıkarılabilecek sonuç aşağıdakilerden hangisidir?
A) Önemli eserlerde kaliteli malzeme kullanmak gerekir.
B) Önemli işler, bazı zararları göze almayı gerektirir.
C) Bir eserin kalıcılığı mükemmel olmasına bağlıdır.
D) Her iş öncelikle sağlam bir temele dayanmalıdır.
E) Her eser, büyük bir çabanın sonucunda ortaya çıkar.

7. Çok sayıda romanıyla İstanbul halkının iç mahallelerindeki hayatını hikâye ve karikatürize eden Hüseyin Rahmi Gürpınar, eserlerin bu özellikleriyle geniş ve popüler bir şöhret kazanmıştır. Bu romancı, Türk halkının komedi zekâsını romanlarına işleyerek güldürücü hayat tabloları içinde oluşturduğu çok çeşitli ev ve mahalle tipleriyle, halk arasında geniş sevgi ve ilgi uyandırmıştır.
Bu parçaya göre Hüseyin Rahmi’nin halk arasında geniş bir sevgi ve ilgi uyandırmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Halkın komedi zekâsına hitap ederek ilgi duyduğu tabloları, dikkat çekici şekilde eserine yansıtması
B) Halkın okuma zevkine hitap ederek onları belli bir kültür seviyesine çıkarması
C) Halkla sık sık bir araya gelerek onların sorunlarını iyi tespit edip bunları eserlerine yansıtması
D) Toplumsal gerçekleri eserlerine çarpıcı bir şekilde yansıtmayı bilmesi
E) Halkı kendi sorunlarıyla karşı karşıya getirecek tarzda eserler yazarak gerçekleri halkın görmesini sağlaması

8. Gençliğim, şiir yazmaya başladığım ilk yıllar, bir Anadolu köyünde geçti. Otuzundan sonra zengin insanların oturduğu bir kent mahallesinde yaşadım. Şimdi ise herkesten uzakta dağ havasını teneffüs ediyorum. Ama şiirlerimde ne köy ne zengin mahallesi ne de dağ havası var.
Bu sözleri söyleyen şairler ilgili olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Hayatını değişik yerlerde geçirdiği
B) Tabiatı çok sevdiği
C) Aynı yerde yaşamaktan sıkıldığı
D) Yaşadığı çevrenin, şiirini etkilemediği
E) İnsanlardan uzak yaşamayı sevdiği

9. Ahmet Mithat, döneminde otuza yakın roman ve birçok da öykü yazdı. Eserleri büyük bir heyecanla okundu. Kitleleri okumaya alıştırdı. Ama bugün kaç kişi, onun eserlerini okuma gereği duyuyor? Kaç lise öğrencisi onun adını biliyor? Namık Kemal ise iki roman yazmıştı. Hatta biri yarım kalmıştır. Bugün liseyi bitirip de onun İntibah romanını okumayan çok az kişi vardır. En azından romanının adını duymuştur.
Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
A) Toplumsal konuları işleyen romanlar her dönemde okunur.
B) Namık Kemal ulusal konuları işlediği için Ahmet Mithat’a göre daha çok okunmuştur.
C) Namık Kemal, Ahmet Mithat’a göre daha az, fakat kalıcı eserler yazmıştır.
D) Ahmet Mithat, değeri anlaşılmamış büyük bir sanatçımızdır.
E) Eleştirmenler, Namık Kemal’i Ahmet Mithat’a göre daha çok ön plana çıkarmışlardır.

10. (I) Bir sanatçı önce kullanacağı malzemeyi seçer. (II) Sonra da bu malzemedeki estetik dışı ögeleri ayıklar. (III) Örneğin, yontucu, mermeri fazlalıklardan arındırarak eserini ortaya çıkarır. (IV) Şairin malzemesi de dildir. (V) Her şairin dili kendine gözgü bir kullanımı vardır.(VI) O da tasarladıklarını dil aracılığıyla kısa ve öz olarak anlatır.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A) II.       B) III.       C) IV.        D) V.        E) VI.

11. Eleştirmenlikte yıkıcı olmak yapıcı olmaktan daha kolaydır. Ne yazık ki birçok eleştirmen birinciyi tercih ediyor. Sanatçıların eserlerini, ön yargılarıyla kıyasıya eleştiriyorlar. Oysaki eleştirmenin görevi sadece eleştirmektir, ön yargı gözlüğünü hiç takmadan. İşe o zaman gerçek eleştiri boy atacaktır.
Bu parçada vurgulanan düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
A) Eleştirmenlerle yazarların iletişim kuramadıkları
B) Duyguların karışmadığı eleştirinin gerçek eleştiri olduğu
C)  Eleştirmenlerin, bir eseri istedikleri gibi eleştirebilecekleri
D) Eleştirmenlerin, sanatın gelişmesine katkıda bulunmadıkları
E) Yıkıcı eleştiri yapan eleştirmenlerin başarılı olamadığı

12. İnsanın kendini anlatmasından daha zor ve daha sıkıcı bir şey yoktur.
Bu cümlede aşağıdakilerden hangisinin örneği yoktur?
A) Bağlaç
B) Zamir
C) Zarf
D) Sıfat 
E) Edat

13.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “yaşlı” kelimesi, bir isim tamlamasının niteleyicisi durumundadır?
A) Yaşlı yolcular sık sık oturup dinleniyordu.
B) Yaşlı adamın bir dediğini iki etmiyorlar bu evde.
C) Orta yaşlı, kumral adam çok neşeliydi.
D) Yaşlı yarış atı binicisiz kalmıştı.
E) Genç görünümünün altındaki yaşlı adamı fark etmedik.

14.
I. Söylediğin sözler çok güzeldi.
II. Hayır, sen hayal değil, gerçeksin.
III. Yanında fazla parası yokmuş.
IV. Bu pınarın suyu çok soğuktur.
V. Dün sana kim telefon etti?
Yukarıdaki cümlelerin hangisinde ek fiil yoktur?
A) I.      B) II.         C) III.         D) IV.          E) V.

15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde dolaylı tümleç (yer tamlayıcısı) kullanılmıştır?
A) Bizi, bu kışın ortasında, kurtlar yiyecek diye çok korkuyorum.
B) Bu evden çıkınca kendimi daha iyi hissediyorum.
C) Kurtlar, bir çiftçinin koyunlarına güpegündüz saldırmış.
D) Selim, babasının söylediklerini can kulağıyla dinliyordu.
E) Uzaktan görenler burayı bir orman sanıyor.

CEVAPLAR: 1.D, 2.B, 3.C, 4.D, 5.C, 6.D, 7.A, 8.D, 9.C, 10.D, 11.B, 12.E, 13.D, 14.E, 15.C

Yazdır

Yazar hakkında

admin

Yorum yap