1– “Ruşen, trenin acı düdüğünü duyunca masum bir hayalden apansız uyanır gibi irkildi. İstasyon merdivenlerini koşar adım birer ikişer indi. Elindeki çiçekleri hırpalamamak için ceketi arasına sardı. O sıra trenin son vagonunun demir raylardan süzülerek hızla ilerlediğini gördü. Öndeki vagonlara doğru koştu. Trende yolcular yer kapma telaşında idi. Bir yandan pencerelere göz gezdiriyor, bir yandan da koşuyordu. Kaç pencere sonra dedesinin alaca renkli kazağını görür gibi oldu. Artık gücü kalmamış, tren de iyice hızlanmıştı. Pencereye yetişemeden tren gözden hızlıca uzaklaştı. Ceketinin altındaki çiçek buketini yokladı. Heyecanla bütün çiçeklerin hırpalandığını, tek tük yapraklarını döktüğünü gördü. O sıra her gidenin bu yapraklar gibi hayatından koptuğunu düşündü.”
Yukarıdaki hikâyede yer alan kahramanları, hikâyenin geçtiği zamanı ve hikayedeki olayı bir cümle ile aşağıdaki tabloya yazınız. ( 20 P )
| Hikâyelerin kahramanı | Hikayenin Geçtiği Mekan ( Yer ) | Hikâyedeki Olay ( Bir Cümle İle Açıklayınız. ) |
|
|
|
|
2- Yukarıdaki hikâyede geçen altı çizili kelimelerin anlamlarını hikâyeden hareketle yazınız. ( 10 P )
Apansız:
İstasyon:
3- “Bütün o parlak ışıklar, sağa sola savrulup giden şimşekler ve dalga dalga büyüyerek her şeyi yutan karanlık noktalar yavaşça kayboldu. Korkarak gözlerini açtı. Saatlerdir balyozla dövülüyormuş gibi zonklayan başının sol yanındaki ağrının kalmadığını hissetti. Bundan önceki krizlerde olduğu gibi şiddetli bir mide bulantısı yoktu; ama yüzünün sol yanındaki, sol kol ve bacağındaki uyuşukluk devam ediyordu. Kalktı. Perdelerin sıkı sıkıya kapatılmasıyla iyice karartılmış küçük odayı yavaşça geçti.”
Yukarıdaki hikâyenin anlatıcısını ve bakış açısını yazınız. ( 10 P )
4- Türk edebiyatının Tanzimat Döneminde Ahmet Mithat Efendi tarafından yazılan ilk hikâye örneğini yazınız. ( 10 P )
5- “Soğuk, aydınlık bir kış gecesiydi, sokaklarda hemen hemen kimse yoktu, durmadan dinlenmeden, kendi kendime “Niçin, niçin böyle oldu, niçin böyle olsun?” diye sora sora yürüyordum. Bir müddet sonra yoruldum, küçük bir kahveye girdim. Tanımadığım birtakım adamlar tütün ve nefes kokan bulanık hava içinde gülerek, bağırarak konuşuyorlar, oyun oynuyorlardı. Ben de bir köşeye çekildim. O zamana kadar gece vakti evimden dışarıya ancak sinema, tiyatro gibi şeyler için çıkardım. Zaten böyle bir itiyadı bir türlü anlayamamıştım. Fakat şimdi yadırgamıyor, hatta bir nevi sıcaklık duyuyordum. “Burası bizim arafımız olsa gerek…” diye düşündüm, sonra yavaş yavaş etrafımdakilere bakmağa başladım…”
“Bir Yol” adlı hikâyeden alınan yukarıdaki metinde çocuğunu kaybetmiş bir babanın yıllar boyunca gidip geldiği yolun kendisinde bıraktığı hissiyat ile eşyanın ve çevrenin insan tabiatına etkisi anlatılmaktadır. Eserde kişinin iç dünyası anlatılmaktadır.” Bu açıklamaya göre hikâyenin mensup olduğu hikâye anlayışını yazınız. ( 10 P )
6- “Muzaffer, o sabah çok yorgun kalkmıştı. Önceki gece buğday çuvalını öyle yüklemişlerdi ki sırtına, at olsa devrilirdi. Yine de her şeye rağmen sesini çıkartamamıştı. Savaşın üzerinden 5 yıl geçmişti. Türkiye savaşa girmemiş olsa da savaşın etkilerini hala yaşamaya devam eden sayılı ülkelerden biriydi. Sokaklar aç doluyken şükretmekten başka bir şey yapamıyordu. Sabah 7 akşam 10 çalışmaktan başka çaresi yoktu.
Kalktığı gibi yiyecek aramaya başladı. Uyku sersemi bir süre arasa da sonradan buğday çorbasından başka seçeneği olmadığını fark etti. Kalan buğday çorbasını köşede bekleyen dilenciye verdi. Beli hala çok ağrıyordu ancak bunu dert edemezdi. Hem bu yaşadığı sefil hayata hem de içinde bulunduğu soğuk kışa rağmen Muzaffer 1950 yılından ümitliydi. Onun için bir şeyler değişecekti. Ne de olsa kimi kimsesi kalmamıştı. Kaybedecek daha fazla şeyi yoktu.
Yukarıdaki hikâyede geçim sıkıntısı çeken Muzaffer’in hayatından kısa bir kesit sunulmuştur. Bu hikâye konusuna bakıldığında hangi hikâye anlayışıyla yazılmıştır? ( 10 P )
7-Aşağıdaki cümlelerin anlam bakımından özelliklerini tablodan bularak işaretleyiniz. ( 20 P )
| CÜMLELER | SİTEM | VARSAYIM | ÖNERİ | ÖN YARGI |
| Farz edelim bu yıl tarladan on ton buğday aldık. | ||||
| Tiyatroya gitmişsin, ama bana haber bile vermedin. | ||||
| Yemeğe biraz daha baharat katabilirsin. | ||||
| İnanın bu adam bu işi yapamaz. |
8- Aşağıdaki cümlelerde yapılan yazım yanlışlarını düzeltiniz. ( 10 P )
– Mangala ve semavere kömür koydu; abtes aldı.
– Toplantıya katılmıyan yoktu.
CEVAP ANAHTARI:
1– “Ruşen, trenin acı düdüğünü duyunca masum bir hayalden apansız uyanır gibi irkildi. İstasyon merdivenlerini koşar adım birer ikişer indi. Elindeki çiçekleri hırpalamamak için ceketi arasına sardı. O sıra trenin son vagonunun demir raylardan süzülerek hızla ilerlediğini gördü. Öndeki vagonlara doğru koştu. Trende yolcular yer kapma telaşında idi. Bir yandan pencerelere göz gezdiriyor, bir yandan da koşuyordu. Kaç pencere sonra dedesinin alaca renkli kazağını görür gibi oldu. Artık gücü kalmamış, tren de iyice hızlanmıştı. Pencereye yetişemeden tren gözden hızlıca uzaklaştı. Ceketinin altındaki çiçek buketini yokladı. Heyecanla bütün çiçeklerin hırpalandığını, tek tük yapraklarını döktüğünü gördü. O sıra her gidenin bu yapraklar gibi hayatından koptuğunu düşündü.”
Yukarıdaki hikâyede yer alan kahramanları, hikâyenin geçtiği zamanı ve hikayedeki olayı bir cümle ile aşağıdaki tabloya yazınız. ( 20 P )
| Hikâyelerin kahramanı | Hikayenin Geçtiği Mekan ( Yer ) | Hikâyedeki Olay ( Bir Cümle İle Açıklayınız. ) |
|
Ruşen ( 5 P ) |
Tren İstasyonu ( 5 P )
|
Trene yetişme telaşıdır. ( 10 P )
|
2- Yukarıdaki hikâyede geçen altı çizili kelimelerin anlamlarını hikâyeden hareketle yazınız. ( 10 P )
Apansız: Aniden, ansızın, beklenmedik. ( 5 P )
İstasyon: Trenlerin durarak yolcu indirip bindirdiği yer. ( 5 P )
3- “Bütün o parlak ışıklar, sağa sola savrulup giden şimşekler ve dalga dalga büyüyerek her şeyi yutan karanlık noktalar yavaşça kayboldu. Korkarak gözlerini açtı. Saatlerdir balyozla dövülüyormuş gibi zonklayan başının sol yanındaki ağrının kalmadığını hissetti. Bundan önceki krizlerde olduğu gibi şiddetli bir mide bulantısı yoktu; ama yüzünün sol yanındaki, sol kol ve bacağındaki uyuşukluk devam ediyordu. Kalktı. Perdelerin sıkı sıkıya kapatılmasıyla iyice karartılmış küçük odayı yavaşça geçti.”
Yukarıdaki hikâyenin anlatıcısını ve bakış açısını yazınız. ( 10 P )
Anlatıcı: Üçüncü Kişi ( 5 P ) Bakış Açısı: İlahi ( Hakim ) Bakış Açısı ( 5 P )
4- Türk edebiyatının Tanzimat Döneminde Ahmet Mithat Efendi tarafından yazılan ilk hikâye örneğini yazınız. ( 10 P )
Letaif-i Rivâyât ( 10 P )
5- “Soğuk, aydınlık bir kış gecesiydi, sokaklarda hemen hemen kimse yoktu, durmadan dinlenmeden, kendi kendime “Niçin, niçin böyle oldu, niçin böyle olsun?” diye sora sora yürüyordum. Bir müddet sonra yoruldum, küçük bir kahveye girdim. Tanımadığım birtakım adamlar tütün ve nefes kokan bulanık hava içinde gülerek, bağırarak konuşuyorlar, oyun oynuyorlardı. Ben de bir köşeye çekildim. O zamana kadar gece vakti evimden dışarıya ancak sinema, tiyatro gibi şeyler için çıkardım. Zaten böyle bir itiyadı bir türlü anlayamamıştım. Fakat şimdi yadırgamıyor, hatta bir nevi sıcaklık duyuyordum. “Burası bizim arafımız olsa gerek…” diye düşündüm, sonra yavaş yavaş etrafımdakilere bakmağa başladım…”
“Bir Yol” adlı hikâyeden alınan yukarıdaki metinde çocuğunu kaybetmiş bir babanın yıllar boyunca gidip geldiği yolun kendisinde bıraktığı hissiyat ile eşyanın ve çevrenin insan tabiatına etkisi anlatılmaktadır. Eserde kişinin iç dünyası anlatılmaktadır.” Bu açıklamaya göre hikâyenin mensup olduğu hikâye anlayışını yazınız. ( 10 P )
Bireyin İç Dünyasını Yansıtan Hikaye Anlayışı ( 10 P )
6- “Muzaffer, o sabah çok yorgun kalkmıştı. Önceki gece buğday çuvalını öyle yüklemişlerdi ki sırtına, at olsa devrilirdi. Yine de her şeye rağmen sesini çıkartamamıştı. Savaşın üzerinden 5 yıl geçmişti. Türkiye savaşa girmemiş olsa da savaşın etkilerini hala yaşamaya devam eden sayılı ülkelerden biriydi. Sokaklar aç doluyken şükretmekten başka bir şey yapamıyordu. Sabah 7 akşam 10 çalışmaktan başka çaresi yoktu.
Kalktığı gibi yiyecek aramaya başladı. Uyku sersemi bir süre arasa da sonradan buğday çorbasından başka seçeneği olmadığını fark etti. Kalan buğday çorbasını köşede bekleyen dilenciye verdi. Beli hala çok ağrıyordu ancak bunu dert edemezdi. Hem bu yaşadığı sefil hayata hem de içinde bulunduğu soğuk kışa rağmen Muzaffer 1950 yılından ümitliydi. Onun için bir şeyler değişecekti. Ne de olsa kimi kimsesi kalmamıştı. Kaybedecek daha fazla şeyi yoktu.
Yukarıdaki hikâyede geçim sıkıntısı çeken Muzaffer’in hayatından kısa bir kesit sunulmuştur. Bu hikâye konusuna bakıldığında hangi hikâye anlayışıyla yazılmıştır? ( 10 P )
Toplumcu Gerçekçi Hikaye ( 10 P )
7-Aşağıdaki cümlelerin anlam bakımından özelliklerini tablodan bularak işaretleyiniz. ( 20 P )
| CÜMLELER | SİTEM | VARSAYIM | ÖNERİ | ÖN YARGI |
| Farz edelim bu yıl tarladan on ton buğday aldık. | X ( 5 P ) | |||
| Tiyatroya gitmişsin, ama bana haber bile vermedin. | X ( 5 P ) | |||
| Yemeğe biraz daha baharat katabilirsin. | X ( 5 P ) | |||
| İnanın bu adam bu işi yapamaz. | X ( 5 P ) |
8- Aşağıdaki cümlelerde yapılan yazım yanlışlarını düzeltiniz. ( 10 P )
– Mangala ve semavere kömür koydu; abtes aldı.
Abdest ( 5 P )
– Toplantıya katılmıyan yoktu.
Katılmayan ( 5 P )
11.sinif turk dili ve edebiyati 1.donem 1.yazili sorulari AC İNDİR
