Testler

EKPSS LİSANS TÜRKÇE DENEME SINAVI 21

1.(I)Dile yeni giren sözcüklerin dil içinde öbür sözcüklerle kaynaşması gerekir. (II) Bunun için de yazarların ve ozanların bilinçli bir dil işçisi olması gerekir. (III) Bu bilincin, çoğu sanatçımızda olduğundan eminim. (IV) Bu anlayışla kılı kırk yaran bir titizlikle seçiyorlar sözcükleri. (V) Bu sözcüklerle yeni söz grupları oluşturarak Türkçeyi zenginleştiriyorlar. (VI) Bu yolda güçlükleri göğüslemekten kaçınmıyorlar.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde yazar, sanatçılarda dil bilinci olduğunun kanıtlarını dile getirmiştir?
A) I., II. ve III.
B) II., III. ve V.
C) III., IV. ve V.
D) III., V. ve VI.
E) IV., V. ve VI.

2. (I) Altı yüz sayfalık bu uzun romanın neredeyse her cümlesinde rastladığımız kısa betimlemeler, yazarın roman üzerinde titizlikle çalıştığını gösteriyor. (II) Gelişigüzel yazılmış, geçiştirilmiş tek cümle yok romanda. (III) Temiz bir Türkçeyle yazmaya büyük özen gösterilmiş. (IV) Farklı anlatım tekniklerinin denenmesi, anlatımda tekdüzeliği önlemiş. (V) Kişilerin ruhsal durumlarını anlatan sayfalar, romanın en başarılı bölümlerini oluşturmuş.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi sözü edilen romanın içeriğiyle ilgilidir?
A) I.      B) II.      C) III.       D) IV.        E) V.

3. I.Şiirde aynı duyguların dile getirilmesi, şairlerin ortak bir kültüre sahip olmalarının bir sonucudur.
II. Bir şiiri okuyan her insan, ondan aynı şeyi kolayca anlamalıdır.
III. İyi şiir, anlatımıyla okuru coşturan, ona güç veren şiirdir.
IV. Şiirde, insanlığın ortak sorunları farklı biçimlerde okura yeniden sunulmalıdır.
V. Şiir daha ilk okuyuşta kendini ele vermeli, okurun farklı yorumlar yapmasına yol açmamalıdır.
Yukarıdaki cümlelerden hangileri birbirine anlamca en yakındır?
A) I. ve IV.
B) I. ve V.
C) II. ve V.
D) III. ve IV.
E) III. ve V.

4. İçeriğin anlatımının önüne geçtiği dize yığınlarına, şiir denemez.
Aşağıdakilerden hangisi bu cümlede anlatılmak istenene anlamca en yakındır?
A) Şiir, duygudan çok, düşünce ağırlıklı olmalıdır.
B) Gerçek şiir, duyguların kontrol altına alınmasıyla yazılır.
C) Okura bir mesaj vermeyi amaçlayan sözler şiir sayılamaz.
D) Söyleyişin, konunun gölgesinde kaldığı yapıtlar şiir değildir.
E) Bir şiirin kalıcılığı, yeni bir söyleyişle ortaya konmasına bağlıdır.

5. Serbest şiir; herkesin, söyleyebileceğini sandığı ama denendiğinde söyleyemeyeceğini anladığı bir niteliğe sahiptir.
Aşağıdakilerin hangisinde bu cümlede anlatılmak istenen düşünce farklı bir biçimde dile getirilmiştir?
A) Serbest şiiri herkes yazamaz; ama hiç kimse yazamayacağını da düşünmez.
B) Serbest şiiri herkes yazabilir, ancak çoğu insan işin içinden kolayca çıkamaz.
C) Serbest şiir zor yazılsa da okura büyük bir keyif verir.
D) Kolay yazılan şiirler, hiçbir zaman, yorucu çalışmalar sonucu yazılan şiirin başarısını yakalayamaz.
E) Serbest şiir, kolay yazıldığı izlenimi verdiği için şairlerin çoğu bu türde şiirler yazmıştır.

6. Bu vadide bulun yayladayız. Haziranın son günleri olmasına rağmen hâlâ soğuk ve her taraf yine bembeyaz. Burası neredeyse yılın yarıya yakınını kar altında geçiriyor. Dağlardan şırıl şırıl akarak gelen irili ufaklı derecikler bu yaylada buluşup ilerideki çaya misafir oluyor. Bir hayal ülkesini andıran bu yerde biraz soluklanıp yolumuza devam ediyoruz.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) İnsana özgü nitelikler doğaya aktarılmıştır.
B) Benzetmeye başvurulmuştur.
C) Örneklere ağırlık verilmiştir.
D) Niteleyici sözcüklere yer verilmiştir.
E) Çeşitli duyulardan yararlanılmıştır.

7. . . ; ancak Jules Verne’in, güçlü bir sezgiye dayanan, geleceğe ilişkin düşlerini anlattığı romanlarını bunun dışında tutmak gerekir. Çünkü bunlar, gerçekle hiç bağı kurulamayan düşler değil, yaşanan zamanı iyi okuyarak yıllar sonrası hakkında verilen öngörülerdir. Jules Verne, düş dünyasını konuşturarak kendi zamanındaki insanlara olanaksız gelen şeyler yazmıştır. Ama  yıllar sonra onun yazdıkları yapılabilirlik sınırına gelmiştir.
Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi en uygundur?
A) Jules Verne, ortaya koyduğu eserlerle bilim-kurgu edebiyatının kurucusu olmuştur.
B) Her romancı, düş dünyasında kurguladıklarını yazıya yetkin bir biçimde aktaramaz.
C) Romanda anlatılanlar, düş gücüyle oluşturulsa bile akla yatkın olduğunda okur tarafından ilgi görür.
D) Düş unsuruna bolca yer verilen eserler insan zihnine egzersiz yaptırmak yönünden yararlıdır.
E) Düş gücü üzerine temellenmiş eserler, okurun yaşamdan kopmasına neden olur.

8. (I) Atasözleri, geçmişte yaşamış insanların uzun deneyimleri sonucu oluşmuştur. (II) İnsanlar, atasözleri aracılığıyla az sözle çok şey anlatmak istemişlerdir. (III) Bu bakımdan atasözlerinde anlam yoğunluğu yakalama esastır. (IV) Deneyimleri içerdiğinden atasözlerini gençlere öğretmeli ve bu sözlerin kullanımını daha da yaygın hâle getirmeliyiz. (V) Sınırlı sözcükle geniş düşünceler anlatmak elbette kolay değildir. (VI) Bu yüzden atasözleri, söz söyleme gücünün geliştiği toplumlarda daha yaygındır.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A) II.     B) III.     C) IV.      D) V.     E) VI.

9. Herhangi bir şairi, Ahmet Haşim’i, Tevfik Fikret’i, Cahit Sıtkı’yı düşünün. Bu şairler şiir yazmaya para kazanmak, zengin olmak için mi başlamışlardır? Romancıların çok para kazandıkları, geçimlerini romanlarının geliriyle sağladıkları söyleniyor; acaba roman yazmaya geçimini sağlamak için başlamış olan bir yazar var mıdır? Yapıtları para getirirse her sanatçı bundan hoşlanır, en azından, geçimini sağlamak için harcadığı zamanı da sanatına ayırabileceği için sevinir; ama hiçbir zaman bunu para kazanmak için yapmaz.
Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilemez?
A) Sanatçı, geçimini sağlamak için yapıt veren kişi değildir.
B) Sanat her zaman paranın ve şöhretin önündedir.
C) Ekonomik gücü zayıf olan sanatçılar, sanatı geçim kaynağı olarak görür.
D) Sanatçı, eserlerini sadece sanat düşüncesiyle ortaya koyar.
E) Sanatçılar, sanatı her şeyin üstünde tutar.

10. (I) Yüzyıllar boyunca denizciler yıldızlara bakarak buldular yollarını. (II) Yıldızların konumları kadar yaydıkları küçücük ışıkları da önemliydi. (III) Ancak zamanla denizcilerin yol göstericileri, denizi karadan aydınlatan deniz fenerleri oldu. (IV) Kaynaklara göre Türkiye’de modern anlamda deniz fenerlerinin kurulması, İstanbul Boğazı girişinde meydana gelen bir deniz kazasından sonraya rastlar. (V) 1755 yılında Mısır’a ticaret eşyası götürmekte olan bir kalyon, geceleyin Kumkapı’da karaya oturur. (VI) Dönemin padişahı da bunu duyar duymaz Ahırkapı’daki ilk feneri yaptırır.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragrafın numaralanmış cümlelerden hangisiyle başlaması uygun olur?
A) II.      B) III.      C) IV.      D) V.      E) VI.

11. Türk romanında insan, bir bütün olarak değil, herhangi bir yönüyle vardır. Örneğin ya iyidir ya kötü; ya bilgedir ya cahil. Oysa, . . . Batılı romancılar bunun farkına vardıkları içindir ki romanlarında insanın bütün yönlerini başarılı biçimde yansıtmışlardır. Böyle olunca da bütün insanlığa seslenmişlerdir.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi en uygundur?
A) insanı konu edinmek isteyen yazar, romanında farklı kişiliklere sahip kahramanlara yer vermelidir
B) türü ne olursa olsun her sanat eseri insanı anlatmak için ortaya konur
C) insanlar, okudukları eserlerde kendilerinden izler görmek ister
D) yazar, toplumun her kesiminden insana yer verdiği eserleriyle, kalıcılığı yakalar
E) insan, tek yönlü bir varlık değildir

12. Ünlü sanatçının öykülerini ilk okuduğumda çok sıkılmış, anlaşılmaz bulmuş ve kendi kendime, şimdi bunlar da öykü mü yani demiştim. 1980’li yılların sonuydu. O günlerde Borges’in Ölüm ve Pusula’sını okumuş, onun öyküleri hakkında da aynı şeyleri söylemiştim. Sonraki yıllarda her iki yazarı yeniden okudum ve ikisine de hayranlık duydum. Artık ben, bir sanat eserinin niteliği ile ilgili bir şey söyleyeceksem onları bir kez daha gözden geçirmem gerektiğine inanıyorum. Demek ki …
Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi en uygundur?
A) kitaptaki ilgi çekici yönleri görebilmek ilk okuyuşta mümkün değildir
B) yazarın okunması, okurun isteklerine yanıt verebilmesine bağlıdır
C) okur, bir eseri her okuyuşunda onda kendi hayatından izler bulur
D) okurun; sanatçının kişisel özelliklerini bilmesi, esere ön yargısız yaklaşmasını sağlar
E) bir eser hakkında, ilk okuyuştaki izlenimlere göre kesin yargılara varmaktan kaçınılmalıdır

13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde niteleme sıfatı kullanılmamıştır?
A) İş yerinin duvarındaki tabloların çok değerli olduğunu söyledi.
B) Sıcak havalardan dolayı öğle saatlerinde ortalıkta kimseleri bulamazsınız.
C) Gölgelik bir yere arabamızı park ettikten sonra pastaneye girdik.
D) Eski mahallemize çocuklar için oyun alanları yapılacak.
E) Tepedeki kurumuş otlar, bilinmeyen bir sebeple tutuşunca itfaiye geldi.

14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ikileme, bir isim tamlamasının tamlayanı görevindedir?
A) Odasını her zaman derli toplu tutmaya özen gösterirdi.
B) Bulunduğumuz bölgede irili ufaklı birçok göl vardı.
C) Yol çalışması yüzünden her yer, toz toprak içinde kalmıştı.
D) Buralarda kış aylarında hemen hemen kimse olmaz.
E) Uzun süredir çocukların sesi sedası çıkmıyor.

15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, aynı anlama gelen kelimelerin bir arada kullanılması anlatım bozukluğuna yol açmıştır?
A) İnsanlar, bu yörede geçimlerini daha çok, tarımla uğraşarak sağlıyor.
B) Bu yaz yapılacak şenliklere yurt dışından da birçok turistin katılması bekleniyor.
C) Deniz kenarına kurulmuş olan bu küçük kentte sonbahar bir başka güzel oluyor.
D) Yazlıkçılar, kasımın sonuna doğru bu kıyı kentini terk ederler.
E) Usta sanatçı, bir metne bağlı kalmadan, doğaçlama olarak oyununu oynadı.

 

CEVAPLAR: 1.E, 2.E, 3.C, 4.D, 5.A, 6.C, 7.B, 8.C, 9.C, 10.C, 11.E, 12.E, 13.A, 14.C, 15.E

Yazdır

Yazar hakkında

admin

8 yorumlar

Yorum yap