Testler

EKPSS LİSANS TÜRKÇE DENEME SINAVI 27

EKPSS LİSANS TÜRKÇE DENEME SINAVI 27
1.
I. Sanatçı, gerçekleri değil, kurmaca dünyayı aktardığı ölçüde başarılı olur.

II. Sanatçı, gerçekleri kendi hayal süzgecinden geçirerek aktarır.
III. Sanatın işi eğip bükmek değil, gerçeğe ayna tutmaktır.
IV. Sanat, gerçekliğin birebir kopyası değil, onun sanatçının iç dünyasında yansımasından ibarettir.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangileri anlamca birbirine en yakındır?
A) I. ve III.
B) II. ve III.
C) I. ve IV.
D) III. ve IV.
E) II. ve IV.

2. Tarihiyle övünebilen ve çalışma kararlılığı gösterebilen milletler, geleceğe güvenle bakmakta elbette haklı olacaktır.
Bu cümlede vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bir milletin temelini, geçmişiyle övünen çalışkan insanlar oluşturur.
B) Geçmişiyle övünmeyen milletlerin, varlığını devam ettirmesi mümkün değildir.
C) Milletler geçmişini öğrenmek için her türlü çalışmayı göze almalıdır.
D) Bir milleti ayakta tutan, o milletin tarihine duyduğu güven ve çalışma azmidir.
E) Çalışmayı seven ve geçmişiyle barışık olan milletler gelecekte saygıyla anılır.

3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir öneri söz konusudur?
A) Sanatçı, romanda anlatıcı olarak uzak anlatımı, yani üçüncü tekil kişiyi seçmiş.
B) Gençlere, ille de güzelliği aramalarını öğütlemek istemiyorum.
C) Sanatçı, kişilerine karşı nesnel olabileceğine inanmıyor.
D) Yazar, olayları üçüncü değil de birinci kişi ağzından anlatırsa daha yerinde olur.
E) Romanın bütününde açıklayıcı ve yorumlayıcı anlatımdan sürekli kaçınmak istedim.

4. Yunan’dan önce Babil’dir bilimin ana vatanı. Bilimin kurucularından birisi geleceği bilmek isteyen ve savaşlara kâhininden aldığı bilgilerle katılan hükümdarlar, öteki de bu kehaneti yıldızlardan alma umudundaki müneccimler tabii ki. Her yıl yıldızların hangi konumda olacaklarını önceden görebilmek adına yılın her günü kataloglar hazırlanmıştır. Babilli müneccimler bunları yapmış, ama esas atmaları gereken bilimsel adımı felsefecileriyle ünlü Yunanlılara kaptırmışlardır.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Bilimin Babil’de doğduğuna
B) Hükümdarların bilimin doğmasında etkili olduğuna
C) Bilimin felsefeden doğduğuna
D) Bilimsel alandaki gerçek gelişmelerin Yunanlılar tarafından gerçekleştirildiğine
E) Geleceği yıldızlardan okumak isteyen müneccimlerin yıldızları yakından gözlediklerine

5.
1.Sıcaklar arttıkça serin yerler aramak, âdeta tabii bir ihtiyaç hâline geliyor.
2. Beklenen cevap gelince derhâl yazılacağı tabiidir.
3. Bir milletin kendi varlığını müdafaa etmesinden daha tabii ne olabilir?
4. Bu kapağın altında tabii meyve suyu vardır.
5. Yurttaşlarım arasında bana bu yabancılığı çektirmemek isteyenler de oldu tabii.
*Yapmacık olmayan, doğal
*Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan.
* Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi
*Elbette, doğallıkla, doğal olarak, işin gereği olarak

“Tabii” sözcüğünün cümlede kullanımları ve anlamları verilmiştir. Bir eşleştirme yapıldığında hangi cümle dışarıda kalır?
A) 1 B) 2 C) 3 D) 4 E) 5

6. Gençlik yıllarımda çok okuduğum yazarlardan biri de Erol Güngör’dü; kitapları elimden düşmez, gazete ve dergilerdeki yazılarını kaçırmamaya çalışırdım. En karmaşık konularda bile düşüncelerini son derece rahat ifade ederdi. Çok zaman kafa karışıklığından onun yazıları sayesinde kurtulmuşumdur. Şu günlerde de sık sık “Erol Bey yaşasaydı bu konuda acaba neler yazardı?” sorusunu sormadan edemiyorum.
Bu parçada yazar, Erol Güngör ile ilgili aşağıdakilerden hangisinden söz etmemiştir?
A) Hayata veda ettiğinden
B) Kitaplarını ilgiyle okuduğundan
C) Düşüncelerini çok rahat bir biçimde dile getirdiğinden
D) Bugün bile onun neler söyleyebileceğini merak ettiğinden
E) Eserlerinin, Türkçenin en güzel örneklerinden olduğundan

7.Orhan Kemal’in hikayeleri çağdaşları arasında özel bir yere sahiptir. Kurguları pek de özgün değilmiş gibi görünür. Ama olayları neredeyse somut bir biçimde canlandıran yalın ve çarpıcı anlatımı, kahramanlarının hep birebir gerçeklik izlenimi uyandıran o canlı konuşmaları, davranışları ve yüzleri bu öykülere yalnız gerçekçilikle açıklayamadığımız ve benzerlerine çok az rastlanan bir üstün nitelik kazandırır.
Bu parçadan Orhan Kemal’in öyküleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A) Çağdaşları arasında kendine özgü bir yerinin olduğu
B) İlk bakışta kurgusal açıdan özgün değilmiş hissi uyandırdığı
C) Yalın ve çarpıcı bir anlatıma sahip olduğu
D) Kahramanlarının davranışları ve konuşmalarıyla gerçek kişilerden farksız olduğu
E) Konularının yaşanmış olaylardan yola çıkılarak oluşturulduğu

8. Sırtını mağrur ve dik bir yamaca dayayan, arka bahçeleri zeytinlikler arasındaki Sokakağzı sessiz, sakin bir koy. Kumsal ise alabildiğine uzun; bu bölgedeki en güzel kumsalmış bu. Suyun yanı başına oturduk. Rüzgar oldukça ılık ve püfür püfür esiyor. Bazen yelkenli, bazen şilep ve tankerler süzülüyor Ege’nin ağırbaşlı sularında. İnsan burada sonsuza dek yaşayabilir.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Sade bir anlatımı vardır.
B) Ayrıntıların seçiminde farklı duyulardan yararlanılmıştır.
C) Kişileştirmeye başvurulmamıştır.
D) Karşılaştırmadan yararlanılmıştır.
E) Anlatımda beğeni duygusu ağır basmaktadır.

9. Kişinin herhangi bir tutkusu; coşkuyla, hırsla sarıldığı bir sevdası yoksa ne beklenir ondan? Bu yüzden “Tutku ile aşk büyük işlerin kanatlarıdır.” sözüne itimat ederim. “Büyük işler” ille de ülkeler fethetmek, şehirler kurmak değildir elbette. Bir “düş”ün peşine takılıp Bodrum’u sayısız ağaç ve çiçekle donatan Halikarnas Balıkçısı’nın iflah olmaz çabası da “büyük işler”dir ve insanın ancak yaşamı pahasına soyunabileceği bir tutkuyla elde edilir.
Bu parçada yazar, aşağıdakilerin hangisi vurgulamaktadır?
A) Dünyadaki bütün başarıların ardında büyük tutkuların olduğunu
B) Kişinin, tutkusu ne kadar büyükse çabasının da o kadar büyük olduğunu
C) Büyük insanların büyük tutkulara sahip olduğunu
D) Herkesin elde etmek için uğraş verdiği bir tutkusunun olması gerektiği
E) Bir şeye tutkuyla bağlanan insanın, kendini mutsuzluğa mahkûm ettiğini

10. İnsanoğlunun ilgisi hep başkalarında olan yönündedir. Yani şu taklitçilik ve rekabet noktasında. Moda dediğimiz tutku toplumun yapısında var zaten. Çoğu zaman biz kendi isteğimiz doğrultusunda değil bize

sunulanların arkasındaki beklentiye göre hareket ediyoruz. Kısacası yönlendiriliyoruz. Bizi yönetiyorlar. İnsanın hür seçimi de bu arada güme gidiyor. Buna hayır demek zorundayız.
Bu parçada yazar aşağıdakilerden hangisine “hayır” demek gerektiğini söylemektedir?
A) Tutkularımızı kontrol altına almaya
B) Bireysel özgürlüğün kısıtlanmasına
C) Toplumun değer yargılarına uymaya
D) Başkaları tarafından yönlendirilmeye
E) Batılıların yaşam tarzlarını benimsemeye

11. Yazar bindiği atın dizginlerini bir çeker iki çeker, at, başını almış gitmişse artık onu yenemez. Bir konu ne istiyorsa ne kadar olacaksa yazar onun istediğini yerine getirmek zorundadır. Ben burada kesiyorum, diyemez. İstese de kesemez zaten. Büyük yazarlar roman bitmeden, onun kadar olacağını, nerede duracağını kestiremediklerini söylerken boşuna konuşmuyorlar.
Bu parçada yazar aşağıdakilerden hangisi vurgulamaktadır?
A) Hiçbir yazarın ayrıntılı bir plan yapmadan roman yazmaya başlamaması gerektiğini
B) Yazarın, romanda kahramanların kaderlerine hükmetmesinin yanlış olduğunu
C) Yazarın romanda konu dışına çıkıp okuru yönlendirmesinin doğru olmadığını
D) Yazarın, romanın konusunu bir yerden sonra dilediği şekilde yönlendiremeyeceğini
E) Bir konunun değişik yazarlar tarafından işlenmesinin, olumsuz bir durum olmadığını

12. Aşağıdakilerden hangisinde “kadar” edatı, cümleye “yaklaşık, tahmini olarak” anlamı katmıştır?
A) Neriman’ın bu kadar akıllı olduğunu bilmezdim.
B) Bacak kadar çocuğa vurulur mu hiç?
C) Dünkü geziye yüz kadar öğrenci katılmıştı.
D) Senin kadar görgüsüz birine rastlamadım.
E) Avuç içi kadar araziye fabrika kurmaya çalışıyorlar.

13. Aşağıdaki cümlelerde altı çizili tamlamaların hangisinde tamlayan, bir ismin neyden yapıldığını veya neye benzediğini bildirmemiştir?
A) Cam kavanozlara bal koymak için tenekeyi getirdi.
B) Bembeyaz elbisesiyle pamuk prenses
C) Müzik dünyasında kadife sesiyle ünlenmişti.
D) Ne pırlanta çocuktur o, bir bilsen!
E) Evin yandan görünüşü kartal yuvasını andırıyordu.

14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ekeylem vardır?
A) Onu daha önce buralarda gördünüz mü çocuklar?
B) Çile adlı şiir kitabını okumalısın.
C) Yemek masasının üstü oldukça kirliymiş.
D) Bu konu hakkında detaylı bilgi için Selçuk Bey’le görüşsün.
E) Bu iğne ahırdaki ineği iki günde iyileştiriverdi.

15.
Bir tren geçer hızla her akşam
Bu uçsuz bucaksız bozkırlardan
Hüzündür vagonların taşıdığı
Ben mi çok büyütüyorum dersin
Kalınca bir başına anlarsın
Bu dizelerde aşağıdakilerden hangisinin örneği yoktur?
A) Soru eki
B) Vasıta eki
C) Çoğul eki
D) Ekeylem
E) Eşitlik eki

CEVAPLAR: 1.E, 2.D, 3.D, 4.C, 5.D, 6.E, 7.E, 8.C, 9.D, 10.D, 11.D, 12.C, 13.E, 14.C, 15.E

Yazdır

Yazar hakkında

admin

4 yorumlar

  • Hocam 14 dogru 1 yanlisim yani 13.75 netim var.Yanlis olan sorum ise 5.soru.5.soruda bence bir hata var hocam cunku 2.cumle ile eslestirme kisminda verilen anlamlardan biri ile ayni

    • *Yapmacık olmayan, doğal (3)
      *Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan. (2)
      * Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi (1)
      *Elbette, doğallıkla, doğal olarak, işin gereği olarak (5)

Yorum yap