1. Toplumsal değişim, teknoloji ve sosyal medyanın dili nasıl etkilediğini kendi düşüncelerinizden hareketle açıklayınız. (15 puan)
Naim Efendi, mektubun yalnız bu kadarcık yerini okuduktan sonra tekrar gözlüklerini çıkardı, mahfazasına koydu.
Mahfazayı tekrar çekmecenin üzerine bıraktı ve büyük bir saffetle adeta yalvarır gibi Servet Bey’in yüzüne baktı ( )
“Ne dersiniz ( ) Acaba bunu da yaptılar mı?” dedi.
Servet Bey, müstehzi bir tavır takınmıştı:
“Olabilir a, bunda o kadar harikulade ne var ( ) efendim?” diye cevap verdi.
Bunun üzerine Naim Efendi, ellerini kavuşturdu, gözlerini yere dikti ve damadı izahatını bitirip gidinceye kadar artık bir kelime söylemedi.Servet Bey’in izahatı ise hayli uzun sürdü. Fakat Naim Efendi dinlemiyor ( ) işitmiyordu. Sanki idrak ve şuuru üzerine Servet Bey’in, “Olabilir a, bunda o kadar harikulade ne var?” cümlesi bir yumruk gibi inmiş ve onu benliğinin
Ta içerilerine doğru itmişti ( )
2. Parçada ayraçlarla belirtilen yerlere sırasıyla hangi noktalama işaretleri getirilmelidir? (5 x 3 = 15 puan)
Aşağıda Necip Fazıl Kısakürek’in Otel Odaları adlı şiirinden bir parça verilmiştir.
Bir merhamettir yanan daracık odaların
İsli lâmbalarında, isli lâmbalarında.
Gelip geçen her yüzden gizli bir akis kalmış,
Küflü aynalarında, küflü aynalarında.
3. Bu dizelerde kullanılan ahenk unsurlarından ikisini belirleyiniz. Belirlediğiniz unsurları dizelerden hareketle açıklayınız.(15 puan)
4. Küçürek hikâyenin özellikleri dikkate alınarak bir küçürek hikâye yazınız. (15 puan)
Aşağıdaki soruları metinden hareketle cevaplayınız.
İhtiyar adam bir gün şaşkınlıktan Ayşe’yi karşısına almış, bu on bir yaşındaki bebeğe saatlerce para hesapları yapmış, bakkal defterleri, senetler, kâğıtlar göstermişti. Fakat artık çocuklar, saygıyı da kaldırmışlardı. Şimdi, onların hepsi birer küçük Hayriye Hanım’dı. Kızdıkları zaman tıpkı annelerinin çehresine benzeyen yüzleriyle bağrışıyorlardı: “Bir doğruluktur tutturdun. Bizi düşünmedin. Dilenci çocuklarından beter ettin. Herkes, çocuklarının bir dediğini iki etmezken kardeşimizin düğününde bizi hizmetçi gibi gezdirmeye nasıl razı olacaksın?”
Eve gelin olarak gelen Ferhunde Hanım, parayı ve eğlenceyi çok sever. Leylâ ve Necla’yı da bu hayata alıştırır. Fikret, evdeki bu gidişi beğenmez; yaşlı ve evli bir adamla evlenir; evden uzaklaşır. Şevket, Ferhunde’nin aşırı isteklerini karşılamak için zimmetine para geçirir, ödeyemez ve tutuklanır.
…
Oğlunun hapisten çıktıktan sonra pek kolay belini doğrultamayacağı muhakkaktı. Bu yüz karasıyla nereye başvurur, kimden ne isteyebilirdi? Hâsılı Şevket, bundan sonra kolu yahut bacağı kopmuş bir insan gibi ömrü oldukça sürünecek bir alildi. İhtiyar adam bunu böyle bildiği hâlde pek meyus olmuyor, “Ne yapalım, bir kazadır oldu. Elverir ki çocuğum sağ olsun. Bana bu lâzım” diye kendisini teselli ediyordu.
Eski elbiselerinden birini gazla temizleyip ütületmiş, kunduralarından birine pençe vurdurarak bir dolaba saklamıştı. Bu, onun yalnız Şevket’i görmeye gideceği günlere mahsus yabanlık kıyafeti idi. Hapishane memurlarının nedense oğlunun hatırını saydıklarını, ona arkadaşlarından başka türlü muamele ettiklerini görüyordu. Perişan bir kılıkla hapishaneye giderek onu küçük düşürmekte mana yoktu.
Şevket hapse girince evdeki altı kişinin geçinmesi Ali Rıza Bey’in otuz buçuk liradan ibaret olan tekaüt aylığına kalmıştı. Kızlardan hiç olmazsa birine, nasıl olursa olsun, bir koca bulmak için yalvarıyordu. Fakat davetlerde, gezmelerde, çocukların etrafında pervane gibi dönen erkeklerin en kötüsü, evlenme lâkırdısı olduğu gibi ya kendini naza çekiyor ya bir daha görünmemek üzere savuşuyordu. Ali Rıza Bey’e pek söylemiyorlardı ama galiba kızların geçirdikleri hayat neticesinde çok dile gelmiş olmalarının da bunda tesiri olacaktı. İhtiyar adam, bunu zaman zaman karısının:
“Çocuklarımın nesi var? Bu zamanda hani dans etmeyen, sosyeteye gitmeyen kız?…” gibi müphem şikâyetlerde bulunmasından anlıyordu.Ferhunde bu hayata daha fazla dayanamayacağını söyleyerek evi terk eder. Bunun sonucunda üçüncü yaprak da kopmuş olur. Daha sonra Necla da kendini zengin gösteren bir Suriyeli adam ile evlenir. Fakat mutlu değildir ve babasından yardım istemek için mektup yollar. Ali Rıza Bey ise onun bu isteğini reddeder ve yaşamına devam etmesini söyler. Böylece dalın dördüncü yaprağı da kopar. Leyla, zengin bir avukat ile beraber yaşar; Ali Rıza Bey bunu bir arkadaşından öğrenir. Namusuna düşkün olan Ali Rıza Bey, Leyla’yı evden kovar. Leyla, avukatın Taksim’de tuttuğu eve yerleşir. Böylece dalın son yaprağı da kopmuş olur. Nihayetinde Ali Rıza Bey, Leyla’nın eve gelmesini kabul eder ama kendisi evden ayrılacaktır.
5. Metnin konusunu ve ana çatışmasını yazınız. ( 15 puan )
6. Bu metindeki altı çizili kelimelerin ve kelime gruplarının dizelerde kazandığı anlamı belirleyiniz.(10 puan)
7. Aşağıda verilen cümlelerdeki yazım yanlışlarını düzelterek yanlarına yazınız. (15 puan)
İstanbul Üniversitesi’nin son çalışmaları büyük ses getirdi.
Buraya kadar yanlız başına nasıl gelmiş?
Denizli İli sınırlarında bulunan önemli bir merkezdi.
Güney doğu yönünden esen rüzgârlar sıcaklığı arttırıyor.
DİNLEME BECERİSİ
YAŞ OTUZ BEŞ
(CAHİT SITKI TARANCI)
CEVAP ANAHTARI
NOT: DİNLEME İKİ KEZ YAPILACAKTIR.
S-1) Dinlediğiniz şiirin gerçek hayatla olan ilişkisini değerlendiriniz. (20 P)
S-2) Dinlediğiniz şiire hâkim olan duyguyu dizelerden örnek vererek yazınız. (20 P)
S-3) Dinlediğiniz şiirin dil ve anlatım özelliklerini yazınız. (20 p)
S-4) Şiirde geçen ‘Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar? İfadesiyle anlatılmak istenen nedir? (20 P)
S-5) Şiirde imge olarak örnek verilebilecek ifadelerden iki tanesini açıklayarak yazınız. (20 P)
12.sinif edebiyat sorumluluk sinav sorulari B indir
12.sinif edebiyat sorumluluk sinav cevaplari B indir
