TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİ 11.SINIF 2.DÖNEM 2.YAZILI SINAV SORULARI (BEP)
YAPRAK DÖKÜMÜ
(…)
Ali Rıza Bey, filozof adamdı. İnsan olanın başına her şeyin gelebileceğine ihtimal verirdi. Fakat doğruluk ve namusunun bir gün çocukları tarafından bir büyük ayıp, affedilmez bir kabahat gibi başına kakılacağını hiç aklına getirmemişti. Dert, sade elbise derdinden ibaret de değildi. Ev eşyası, hemen baştanbaşa değişiyordu. Eski kırık oda takımları, kerevetler, masalar, sandalyeler satılıyor, yerine yenileri geliyor, bazı odaların
duvarları kâğıtlanıyordu.Bunlar para ile olan şeylerdi. Ali Rıza Bey, Şevket’in bütün bu masraflara dayanmak için neler yaptığını, neler çektiğini düşünmeye bile cesaret edemiyordu. Birkaç defa, ne olursa olsun oğlu ile konuşmak istemişti. Fakat artık babasıyla göz göze gelmekten çekinen Şevket, mey’us ve suçlu bir tavırla başını önüne eğmiş: “Biliyorum baba, fakat zaruri,” demiş ve ondan kaçmıştı.
Hayriye Hanım, sandığından, sepetinden ne varsa ortaya dökmüş, son kalan bir iki parça elmasını mezata götürmüştü. Bütün bunlar evde yine kimseyi memnun etmiyor, her akşam çığlıklar kopuyor, ayılıp bayılmalar oluyor, elinde sarf edilecek para bulundukça Ali Rıza Bey’i adam yerine saymayan Hayriye Hanım, başı sıkıştığı zaman: “Ayol, evin erkeği değil misin? Ben âciz bir kadınım… Elimden ne gelir?…
Bir çare bul…” diye kocasının üstüne koşuyordu.
İşin asıl fena tarafı Ali Rıza Bey’in, gelini Ferhunde’yi de gözü tutmaması idi. Oğlunun saadeti ve ailenin şerefi namına bu kadına söylenecek bazı sözler vardı. Fakat bir bakışta onun konuşulamayacak bir insan olduğunu anlayınca vazgeçti ve artık kendini vak’alara bırakmaktan başka çare görmedi.
Ali Rıza Bey, Hayriye Hanım’ı düşündü. O şimdi, mutlaka aşağıda, kör bir lamba ışığında, kirli
tabak yığınları arasında didiniyor (…) olmalıydı. Ali Rıza Bey, en müşkül zamanında kendisini yalnız
bırakan bu kadına uzun zamandan beri dargındı. Fakat buna rağmen bu gece ona acıyordu.
Bu zayıf kadın, bu beş çocuğu yetiştirinceye kadar neler çekmişti? Vazifesini bitirmiş bir insan
sükûnetiyle bir köşeye oturacağı, rahat bir nefes alacağı bir zamanda böyle mutfak köşelerinde didinip çırpınması, her gün bir sıkıntı içinde kendini helâk etmesi çok acı bir akıbetti.
Ali Rıza Bey, içinden Şevket’e de biraz kırgındı; fakat bu gece onu da affediyor ve çocuğa çıldırırcasına acıdığını duyuyordu. O gün, birkaç defa karşılaşmışlardı. Pek dikkatli bakmamakla beraber oğlunu çok mey’us ve şaşkın görmüştü. Bir aralık tenha bir köşede Ali Rıza Bey’e yaklaşmış, “Baba, bir parça beni dinler misin?” demişti. Fakat sesi birdenbire gözyaşlarıyla dolmuş, yukarıdan birisinin, “Şevket… Şevket…” diye kendisini çağırmasını bahane ederek kaçmıştı.
Çocuk, acaba ne söylemek istemişti? Ali Rıza Bey bunu bilmiyordu. Fakat öyle sanıyordu ki
konuşmuş olsalardı şimdi bu saatte, bu ayrı ayrı yerlerde ikisi de daha ferah ve daha az karamsar olacaklardı.
(…) Reşat Nuri Güntekin
1,2 ve 3.soruları yukarıdaki metne göre cevaplayınız.
1. Romanın kahramanları kimlerdir? ( 15 puan)
2. Romandaki olaylar nerede ve ne zaman yaşanmıştır? ( 15 puan)
3. Yukarıdaki metinde geçen sözcüklerin anlamlarını yazınız. (5×4= 20 puan)
Masraf:
Fena:
Şaşkın:
Bahane:
4. Aşağıdaki bilgilerden doğru olanların başına “D”, yanlış olanların başına “Y” yazınız.
(5×3=15 puan)
a) ……… Batılı anlamda tiyatro türü Türk edebiyatına Tanzimat Dönemi’nde girmiştir.
b) ……… Tiyatro metinleri sahnede canlandırılmak amacıyla kaleme alındığı için diğer edebî türlerden yapı olarak farklı özellikler gösterir.
c) ……… Tiyatro metinleri ele aldıkları konu ve konuyu işleyiş biçimlerine göre trajedi ,dram ve komedi olmak üzere başlıca üç türe ayrılır.
ç) ……… Dekor; sahnenin arkasında duran ve gerektiğinde oyunculara sözlerini fısıltıyla hatırlatan görevlidir.
d) ……… İnsanları güldüren, güldürürken de düşündüren tiyatro türüne dram denir.
Tiyatro Oyunu İzlemenin Hayatımıza Katkıları
Tiyatro oyunlarında farklı hayatlar, farklı karakterler ve olaylarla karşılaşırız. İzlediğimiz karakterin yaşadığı zorluklar, sevinçler veya hayal kırıklıkları sayesinde kendimizi onun yerine koyarız.
Sahnedeki diyaloglar, karakterlerin yaşadığı duygular ve toplumsal olaylar; biz izleyicilerde farkındalık oluşturur. Tiyatro oyunlarında kullanılan etkileyici konuşmalar, güçlü ifadeler ve beden dili, bizlere farkında olmadan katkı sağlar. Günlük hayatın yoğun temposundan ve stresinden uzaklaşmanın en keyifli yollarından biri de tiyatro izlemektir.
Sahnedeki olaylara odaklanmak, gerçek hayattan kısa bir süreliğine kopmak ve sanata zaman ayırmak, ruhumuzu rahatlatır ve zihinsel olarak bizi dinlendirir.
Tiyatro, sadece bireysel değil, toplumsal mesajlar da verir. İnsan hakları, adalet, çevre sorunları, aile ilişkileri gibi birçok konuda düşündürür ve toplumsal farkındalık oluşturur.
Tiyatro izlemek sadece bir eğlence değil; kişisel, sosyal ve zihinsel gelişimimiz için büyük bir fırsattır.
5. Yukarıdaki metne göre neden tiyatro izlemeye gitmeliyiz?( 5×3=15 puan)
6. Aşağıdaki cümlelerde yazımı yanlış olan sözcükleri bulup doğrularını yanlarına yazınız.
(5×4=20 puan)
A) Rüzgâr ve Can bugün akşam bize geliceklerdi.
B) ayasofya’yı görüp de ona hayran olmamak mümkün değildi.
C) Yaşadığı sürece kimseden yardım görmemişdi.
D) Kızılay’ın gönderdiği yardım afrika’ya ulaştı.
E) Bursa Ulu cami gördüğüm en güzel camiydi.
11.sinif edebiyat 2.donem 2.yazili sorulari a (bep) indir
