SORULAR
1. Artarak gönlümün aydınlığı ger saniyede
Bir mehâbetli sabah oldu Süleymâniye’de
Bir geliş var!.. Ne mübârek, ne garîb âlem bu!..
Hava boydan boya binlerce hayâletle dolu…
Yukarıdaki şiirin nazım birimi, ölçüsünü, sadece birinci dörtlüğün kafiye örgüsü, birinci dörtlüğün kafiye ve redifini bulunuz.
Kafiye örgüsü(4):
Şiirin ölçüsü(2):
Kafiye ve redif(8):
2. Kişiler: Öykünün kahramanı, bir devlet dairesinde çalışan, içine kapanık, melankolik ve samimi bir memurdur.
• İç dünyasında derin bir hüzün taşır.
• Diğer insanlar gibi “mutlu görünme” rolünü oynayamaz.
• İnsanların mutluluğuna özenir, ama bu oyunun parçası olamaz.
• Rol yapmadığı için fotoğrafçı onun doğal halini “mutlu” poz olarak yakalayamaz.
Bu da onun toplumun dayattığı sahte mutluluk tablosuna dahil olamayışını gösterir.
Mekan: Öyküde iki temel mekân öne çıkar:
• Sirkeci’den Beyoğlu’na uzanan sokak ve caddeler: Karakterin yürüyüş yaptığı, çevresindeki insanların sahte de olsa mutlu göründüğü yerlerdir.
• Mes’ut İnsanlar Fotoğrafhanesi: Bu yer, toplumun mutluluk maskelerini taktığı, sosyal rollerin sahneye konduğu simgesel bir mekândır.
Zaman:
• Öykü, gündelik ve sıradan bir mesai gününün ardından, karakterin iş çıkışındaki yürüyüşüyle başlar.
Anlatıcı:
• Öykü, birinci tekil şahıs anlatıcı tarafından anlatılır.
• Anlatıcı, aynı zamanda olayların merkezindeki kahramandır; yani bu anlatım biçimi kahraman bakış açısıdır.
Çatışma: Samimiyet ve sosyal rol çatışması
Ziya Osman Saba’nın “Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi” adlı hikayesi hakkında yapılan yukarıdaki eleştiri, hangi eleştiri kuramına göre yapılmıştır? (3)Nedenini bir cümleyle yazınız. (3)
3. “Parasız yatılı imtihanlarının çocukları hep erken gelir. Hiç gecikmezler.” Bu sözün sizde uyandırdığı çağrışımları, anlamları en az iki cümle olarak yazınız. 6
4. Kimsesizlik bu sefer tak dedi artık canıma!
— Seni bir terleteyim sımsıkı örtüp bu gece!
Açılırsın, sanırım, terlemiş olsan iyice.
İhtiyar terleyedursun gömülüp yorganına…
Alarak ben de geniş bir keçe mangal yanına,
Başladım uyku aramaya, fakat ne gezer!
Sızmışım bir aralık neyse yorulmuş da meğer
Ortalık açmış, uyandım. Dedim, artık gideyim,
Ama önce şu fakir insanı memnun edeyim.
Bir de baktım ki tek onluk bile yokmuş kesede;
Mührüm boynunu bükmüş duruyormuş sâde!
O zaman koptu içimden şu sonsuz hasret:
Ya utanmaz bir adam olaydım ya da param olsa idi!
a.Yukarıda “Seydi Baba” adlı metnin türünü yazınız. (4)
b. “Seyfi Baba” metninin yazarını yazınız. (5)
5.“Okulun öğrenci giriş kapısıydı bu. İçerden uğultular geliyordu. Yağmur taş duvarların arasından çıkan aykırı yeşillikleri parlatmıştı.
– Bizden de erken gelenler olmuş. Geç meç kalmış olmayalım?
Hademe giyimli bir kadın onlara doğru yürüdü, taşlı yoldan. Bezgin, alışık bakışlarıyla anne, kızın üstünden dışarıda bir şeye bakıyordu. Anne, saygılı sordu:
—Geciktik mi acaba? Çocukların çoğu gelmiş.
Hademe kadın ilgisiz,
—Parasız yatılı imtihanlarının çocukları hep erken gelir. Hiç gecikmezler.”
a.Yukarıdaki metnin türünü yazınız. (4)
b.Yukarıdaki iki metnin ortak yönlerini üç madde yazınız.( 12)
c.Yukarıdaki iki metnin farklılıklarından iki madde yazınız. (12)
Genç yaşımda felek vurdu başıma
Aldırdım elimden iki gözümü
Yeni değmiş idim yedi yaşıma
Kayıb ettim baharımı yazımı.
Bağlandım köşede kaldım bir zaman
Nice kimselere dedim el’aman.
On onbeş yaşıma girince heman
Yavaş yavaş düzen ettim sazımı.
Üçyüz onda gelmiş idim cihana
Dünyaya bakmadım ben kana kana
Kader böyle imiş çiçek bahane
Levh-i kalem kara yazmış yazımı.
Geçirdim ömrümü hevayı heves
Derdim bir kimseye değildir kıyas
Her zaman, her vakit kalbimde bu yas
Çarh-ı devran güldürmedi yüzümü.
Bir vefasız zalım yâre bağlandım
Tarih üçyüzotuzbeşte evlendim
Sekiz sene bir arada eğlendim
Zalım kâfir yetim koydu kuzumu.
Ele geniş, bana dünya dar oldu,
Tahammülsüz gönlüm bi karar oldu
Günüm zindan, gecelerim zâr oldu
Kader ile bölemedim kozumu.
Veysel der dünyaya ben niye geldim
Her zaman ağladım, ne zaman güldüm
Gönlüme teselli kendimde buldum
Sabır ile teskin ettim özümü.
Aşık Veysel Şatıroğlu
a.Yukarıda Aşık Veysel Şatıroğlu’na ait şiir verilmiştir. Bu şiirlerden hareketle Aşık veysel’le ilgili hangi bilgilere ulaşılabilir? 7
b. Yukarıdaki şiir hakkında eleştiri yazısı yazacak olsaydınız hangi eleştiri kuramı esas alarak yazardınız?( 3) Niçin? (3)
7.Babam o zaman Musul’daymış. Ben, iki buçuk yaşında kadarmışım. Yaz o kadar şiddetli olmuş ki şehirde barınmak mümkün olmamış; babam, annemle beni bu köye getirmeye mecbur kalmış. Kendisi her sabah atla Musul’a iner, akşamları güneş battıktan sonra dönermiş. Annem hastaymış. Beni bile gözü görmeyecek kadar hasta.
a.Yukarıdaki metinde kullanılan anlatıcı bakış açısını yazınız. (4)
b.Yukarıdaki metinde kullanılan anlatım tekniğini yazınız. (4)
8.“Feride’nin sesini dinlemek, gecenin içinde parıldayan ela gözlerini görmek öyle bir saadetti ki genç adam bir şey düşünmüyor, hatta onun bir başkasının karısı olduğunu, bu saadetin bir ay, bir buçuk ay sonra yeniden bir rüya olacağını aklına getirmiyor. Bir tek korkusu vardı: İçeriden onun geldiğini fark etmeleri. Her korktuğu gibi bu da başına geldi. Onları kapının yanında ilk göre Nermin oldu. Genç kız, çıngır çıngır bağırarak Kamran’ın geldiğini haber verdikten sonra yanlarına koştu. “
a.Yukarıdaki metinde kullanılan anlatıcı bakış açısını yazınız. (4)
b.Yukarıdaki metinde kullanılan anlatım tekniğini yazınız. (4)
c. Yukarıda metinde altı çizili ifadeler sıfat tamlaması ve zarftır. Bunların genel olarak kullanıldığı anlatım biçimini (türünü) yazınız. (2)
9. Kendi kendime, yatağımda uzun zaman düşündüm. “Hayri İrdal, dedim, çok şey gördün, geçirdin. Yaşın ancak altmış olduğu hâlde birkaç insanın ömrünü birden yaşadın. Sefaletin, bir köşeye atılmış olmanın her türlü acısını tattın. İkbalin merdivenlerinden çevik ve çâlâk çıktın. Hiçbir zaman ve hiçbir kuvvetin halledemeyeceği meselelerin halloldu. Bütün bunlar hep onun Halit Ayarcı’nın sayesinde oldu. Seni mezbeleden o çekip çıkarttı. Hayatın için, düşüncen ve rahatın için hakikî düşman olan her şeyi ve herkesi o sana dost yaptı. Etrafında sade çirkinlik, fakirlik, sefalet gören bir adam iken birdenbire insana lâyık birtakım asil zevk ve saadetlerin bulunduğunu duydun ve insan ruhunun asilliğini anladın. Yakın sevgisini öğrendin. Karın Pakize’yi bile asil yüzü ile o sana tanıttı; çocuklarını Cenab-ı Hakk’ın sana azap çektirmek için gönderdiği birtakım biçareler zannederken birdenbire ve onun sayesinde evlât sahibi olmanın nimetlerine kavuştun. Bu kadar iyi, temiz, büyük, her mânasıyla büyük bir dostun hâtırası için hiçbir şey yapmayacak mısın? Onun unutulmasına, hâtırasının, bir yığın alayın, iftiranın altında kaybolmasına razı mı olacaksın? Düşün bir kere, Halit Ayarcı’yı tanımadan evvel hayatın ne idi? Şimdi nesin? Düşün, Edirnekapı’daki evi, her gün kapını yoklayan, yahut yolunu kesen alacaklıları, bir dilim ekmeğin peşindeki çırpınışlarını… Sonra bugünkü rahat ve saadetini düşün!..” (…)
Saatleri Ayarlama Enstitüsü, toplumda modernleşme, statü, sahte başarı, bireyin toplumsal dönüşümü ve değerlerin yozlaşması gibi birçok toplumsal sorunu dile getiren bir romandır.
Ahmet Hamdi Tanpınat’a ait “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” romanı üzerine yapılan yukarıdaki değerlendirme, hangi eleştiri kuramı esas alınarak yapılmıştır?(3) Nedenini bir cümleyle yazınız. (3)
metin tahlilleri 2.donem 2.yazili sorulari A İNDİR
metin tahlilleri 2.donem 2.yazili cevaplari A
