Testler

Paragrafta Konu-Ana Düşünce Test 1

PARAGRAFTA KONU-ANA DÜŞÜNCE TEST 1

1.Edebiyat derslerimizde Divan, Tanzimat, Servet-i Fünun edebiyatlarının bilgiye dayanan yönlerini öğrencilere vererek onları çağdaş edebiyattan mahrum bırakıyoruz. Halbuki çağdaş Türk şiiri, öğrencilerin dil beğenilerini geliştirmek, iç dünyalarını zenginleştirmek için bulunmaz bir kaynaktır. Bu yüzden salt geçmiş şiirine yer vererek günümüzün toplumsal ilişkilerini yansıtan çağdaş şiiri edebiyat dersinden uzak tutamayız. Edebiyattan, dilden zevk alan ve kendi dünyalarını şiirde bulan kuşakları ancak, çağdaş edebiyat dersleriyle yetiştirebiliriz.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Nitelikli bireyler yetiştirmek, şiiri sevdirmekle mümkündür.
B) Günümüz şiirinin, eski şiirden birçok yönüyle üstün olduğu söylenebilir.
C) Öğrencilerin şiiri sevmeleri edebiyat öğretmenlerinin tutumuna bağlıdır.
D) Eski şiirin dil özellikleri, öğrenciler üzerinde olumsuz etkiler bırakmaktadır.
E) Gençlerin dil ve şiir zevkine ulaşmaları okullarda günümüz şiirinin okutulmasıyla sağlanabilir.

2.Bugün az da olsa edebiyatı ve sanatı ciddiye alan dergilerimiz var. Sayısız zorluğa karşın inatla çıkan bu dergiler, bir türlü yeterli okur sayısına ulaşamıyor. Bunun değişik sebepleri var. Öncelikle, okuyucuların çoğunun ilgisini, günlük gazetelerdeki tembel işi magazin yazıları çekiyor. Bunun yanı sıra, çeşitli çevirilerin, haftalık magazin yayınlarının, edebiyat zevki adına okurlar üzerinde yaptıkları kötü etki, yabana atılmayacak kadar büyüktür. Ayrıca edebiyat dergisi adı altında çıkan bazı yayınların, tatsız tuzsuz yazılarla dolu sayfaları da okuyucularda olumsuz etkiler meydana getirmektedir.
Bu parçanın bütününde aşağıdakilerden hangisinden söz edilmektedir?
A) Gazetelerin, edebiyat dergiciliği üzerindeki olumsuz etkilerinden
B) Edebiyat dergilerinin hepsinin aynı kalitede olmadığından
C) Günümüz okurlarında, edebiyat zevkinin çok zayıf olduğundan
D) Edebiyat dergilerinin okur kitlesinin azlığından ve bunun nedenlerinden
E) Edebiyat dergilerinin, seçkin bir okur kitlesine sahip olduğundan

3. Her edebiyatseverin gönlünde sayısız şair ve yazar, saraylar kurmuştur ve onların hepsi mükemmel özelliklere sahiptir. Örneğin, mizah ve yergi şairi Halil Nihat Boztepe gençliğinde tam bir Halit Ziya hayranıdır. Mai ve Siyah’ı, Aşk-ı Memnu’yu okuyup yazarına hayran kalmıştır. Bir gün Halit Ziya’nın, oturduğu şehre geleceğini duyunca sabah erkenden Trabzon sahiline koşar ve gemiyi bekler. Gemi gelir, yolcular iner. Halit Ziya yoktur. Arkadaşları sorar: ” Sen Halit Ziya Bey’i tanır mısın?” O da cevap verir: “Hayır, ama çıkanları gördüm. Benim hayalimdeki Halit Ziya yoktu içlerinde.” Oysa Mai ve Siyah yazarı onun gözünden geçip çoktan bir otele yerleşmiştir.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bir insanın dış görünüşüne bakarak sanatçı olduğunun anlaşılamayacağı
B) Okurun, beğendiği sanatçıyı hayalinde çok farlı biçimde canlandırdığı
C) Halit Ziya’nın birçok genç sanatçıyı derinden etkilediği
D) Genç şairin, Halit Ziya’yı görünce hayal kırıklığına uğradığı
E) Her okurun kendine örnek aldığı bir sanatçının bulunabileceği

4. Bir döneme, üstelik insanlık dramıyla dolu, çalkantılı bir döneme tanıklık edebilecek yapıtlar vermeyi hangi romancı istemez ki…Ama bu dönem çok yakın bir dönemse, yaşanan olayların daha dumanı üzerindeyse, epey güçtü yazarın işi. Çünkü gerçekçi yaklaşımların yerini duygusal yaklaşımların alması tehlikesi vardır. Enine boyuna incelenmemiş, eleştirisi yapılmamış, artıları ve eksikleri üzerinde ortak yargılara varılmamış olayların romanını yazmak çok güçtür.
Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bütün romancıların arzusunun, yakın dönem olaylarını anlatmak olduğu
B) Romancının olayları nesnel bir biçimde ortaya koymasının mümkün olmadığı
C) Romancıların yaşadığı dönemi anlatmaması gerektiği
D) Romancıların anlattıkları olayların toplumsal yönlerini öne çıkarmamaları gerektiği
E) Bir olayı, sanatçının kişiliğini katmadan sıcağı sıcağına romanlaştırmasının zor olduğu

5. Sizi bilmem ama eserleri ikinci, üçüncü kez okumak bende genellikle hayal kırıklığı yaratır. Fakat bazı yazar ve şairler var ki, her okuyuşumda önemli, yeni hazinelerini açıyorlar bana. Ahmet Haşim de bunlardan biri. Eğer tadına varıla varıla okunursa farklı bir dünyanın güzelliklerini ve imkanlarını yaşamak mümkün onun eserlerinde. Onun durduğu yerden ve onun gözüyle baktığınız zaman gerçekten çok zengin ve çok renkli bir dünyayı seyrediyor ve kendinizi farklı hissedebiliyorsunuz.
Bu parçada Ahmet Haşim’le ilgili olarak vurgulanmak istenen özellik aşağıdakilerden hangisidir?
A) İç dünyasının güzelliklerini, zenginliklerini eserlerine yansıtabildiği
B) Eserlerinin okuyucular tarafından beğenilerek okunduğu
C) Okuyucuyla kendi iç dünyası arasında paralellik olduğu
D) Eserlerinin, her okunuşta okuyucuya renkli ve zengin dünyalar sunabildiği
E) Hem yazar hem de şair olarak diğer sanatçılardan fazla sevildiği

6. Ben, şiirin büyük bir işçilik olduğuna şiirle ilk tanıştığım anda inandım. İsterim ki şiir yazarken işçilik parmaklarımı tutmasın, onlara karşı direniş vermesin. Okuduğum bütün şiirlerde, ilk bakışım o şairin işçiliğidir. Şiirlerin çoğu özenli işçilikten yoksun yazılıyor. Hiçbir şairi bu bakımdan kendime örnek almadım. Kimi örnek aldım kendime; çalışmayı. Bütün sanatlarda başarının, çalışmayla daha doğrusu çok çalışmayla elde edileceğine inandım hep.
Bu parçanın bütününde yazarın asıl anlatmak istediği aşağıdakilerden hangisidir?
A) Başka şairlerin her konuda örnek alınmaması gerektiği
B) Gerçek şiirin yoğun bir emek sonucunda ortaya çıktığı
C) Şiirin, diğer sanat dallarından birçok yönden ayrıldığı
D) Günümüzde gerçek anlamda şiirler yazılmadığı
E) Şiirin, yazılması en zor bir tür olduğu

7. Ben kelimelerin de tıpkı insanlar gibi bir ömürleri olduğuna inanıyorum. Ve kelimelerin ecelleriyle ölmeleri gerektiğini savunuyorum. Yani ihtimal kelimesi yaşamaya devam ediyorsa bırakalım yaşasın. Zorla, bir kelimeyi ortadan kaldırmaya çalışmak, dilin akışkanlığını bozar. En kötüsü de kuşaklar arası süreklilik kalmaz. İnsanlar birbirlerinin dilini anlamaz. Ama öte yandan olasılık kelimesi yaşıyorsa o da yaşasın. Duruma göre bazen bu kelimelerden biri uygun düşer, bazen öbürü. Tabii bir de şu var: Eğer bir kelime ölmüşse, artık yaşamıyorsa, onu zorla diriltmeye çalışmak da doğru değil.
Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisi çıkarılabilir?
A) Eski sözcükleri kullanmanın, dilin akıcılığını bozduğu
B) Canlılığını koruyan sözcüklerin kullanımının dilinin doğal akışına bırakılmaması gerektiği
C) Sözcüklerin kullanıldıkça yeni anlamlar kazandığı
D) Kimi sözcüklerin, canlılığını kısa sürede yitirdiği
E) Eski ve yeni sözcüklerin bir arada kullanılmasının iletişimi güçleştirdiği

8. Hayatımın en mutlu günleriydi yazı yamaya başladığım günler. Büyük bir heyecan duyuyordum, ilk kitabım “Cumartesi Yalnızlığı” çıktığında ve kitabevlerince geri çevrildiğinde bile bu heyecanı kaybetmedim. 1000 adet Cumartesi Yalnızlığı, uzun zaman matbaanın yazıhanesinde durdu. Sonra eve taşıdım. Derken yıllar sonra, adım duyulunca hele “Her Gece Bodrum” yayımlandıktan sonra, eski Cumartesi Yalnızlığı’nı yeni fiyat etiketleriyle piyasaya sunduğumda bir anda tükenmesini şaşkınlıkla izlemiştim.
Bu parçada yazarın anlattıklarından çıkarılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yazarın eserlerinin ticaretiyle uğraşmasına bir sakınca yoktur.
B) Büyük eserlerin değeri, yazıldıkları zamandan çok sonra anlaşılır.
C) Yazarlarla ilk kitapları arasında duygusal bir bağ vardır.
D) Okurlar kitap alırken kitabın içeriğinden çok yazarın ismini ön planda tutmaktadır.
E) Okurlar, yazarları gerçek yaşamda tanıdıklarında onların hayallerindeki kişi olmadıklarını görürler.

CEVAPLAR: 1.E, 2.D, 3.B, 4.E, 5.D, 6.B, 7.B, 8.D

paragrafta konu ana dusunce test 1 indir.

Yazdır

Yazar hakkında

Süleyman Kara

Öğrenci ve öğretmenlere faydalı olmak için onlara kaliteli edebiyat sitesi olan edebiyat sultanını sundum.

Yorum yap