METİN TAHLİLLERİ ÇALIŞMA SORULARI
(…) Kendi kendime, yatağımda uzun zaman düşündüm. “Hayri İrdal, dedim, çok şey gördün, geçirdin. Yaşın ancak altmış olduğu hâlde birkaç insanın ömrünü birden yaşadın. Sefaletin, bir köşeye atılmış olmanın her türlü acısını tattın. İkbalin merdivenlerinden çevik ve çâlâk çıktın. Hiçbir zaman ve hiçbir kuvvetin halledemeyeceği meselelerin halloldu. Bütün bunlar hep onun Halit Ayarcı’nın sayesinde oldu. Seni mezbeleden o çekip çıkarttı. Hayatın için, düşüncen ve rahatın için hakikî düşman olan her şeyi ve herkesi o sana dost yaptı. Etrafında sade çirkinlik, fakirlik, sefalet gören bir adam iken birdenbire insana lâyık birtakım asil zevk ve saadetlerin bulunduğunu duydun ve insan ruhunun asilliğini anladın. Yakın sevgisini öğrendin. Karın Pakize’yi bile asil yüzü ile o sana tanıttı; çocuklarını Cenab-ı Hakk’ın sana azap çektirmek için gönderdiği birtakım biçareler zanederken birdenbire ve onun sayesinde evlât sahibi olmanın nimetlerine kavuştun. Bu kadar iyi, temiz, büyük, her mânasıyla büyük bir dostun hâtırası için hiçbir şey yapmayacak mısın? Onun unutulmasına, hâtırasının, bir yığın alayın, iftiranın altında kaybolmasına razı mı olacaksın? Düşün bir kere, Halit Ayarcı’yı tanımadan evvel hayatın ne idi? Şimdi nesin? Düşün, Edirnekapı’daki evi, her gün kapını yoklayan, yahut yolunu kesen ala-caklıları, bir dilim ekmeğin peşindeki çırpınışlarını… Sonra bugünkü rahat ve saadetini düşün!..” (…)
1)a) Yukarıdaki metinde dönemin toplumsal koşuluyla ilgili hangi yansımalar görülür?
Toplumdaki sınıf atlamayı gösteriyor: Hayri İrdal fakirken, borç içindeyken, toplumda hiç yeri yokken; Halit Ayarcı sayesinde saygın bir konuma geliyor. Bu, toplumda yükselmenin çoğu zaman bilgiyle, emekle değil, tanıdıklarla ve görünüşle olduğunu gösteriyor.
İnsanların Değer Yargıları Değişiyor: Hayri, eskiden çocuklarını bir yük gibi görürken, sonra onların kıymetini anlamaya başlıyor. Ama bu değişim içten gelen bir farkındalık değil. Yeni hayatında, toplumda yer edinince onlara bakışı da değişiyor. Yani duygular bile toplumun etkisiyle şekilleniyor. Sahte Başarı ve Yapay Kurumlar Eleştiriliyor:Halit Ayarcı’nın kurduğu Saatleri Ayarlama Enstitüsü gibi kurumlar aslında işe yaramıyor ama toplumda prestij kazandırıyor. Bu da, toplumda bazı başarıların aslında boş bir gösteriden ibaret olduğunu anlatıyor.
Toplumun İkili Yüzü Gösteriliyor: Hayri İrdal’ın önceki sefalet dolu hayatı ile sonraki rahat ve saygın yaşamı arasındaki fark, toplumun insanlara ne kadar farklı davranabildiğini gösteriyor. İnsanların gerçek değeri değil, sahip oldukları statü öne çıkıyor.
Edirnekapı’daki ev” ve “alacaklılar” gibi imgeler, bireyin geçmişteki gerçek sıkıntılarını; bugünkü rahatlık ise Saatleri Ayarlama Enstitüsü gibi anlamsız ama statü sağlayan kurumların getirdiği yapay konforu temsil eder.
“SAATLERİ Ayarlama Enstitüsü”nde bu kurumların toplumda işlevsellikten çok görünüşe dayalı bir düzen yarattığı modernleşme, statü, sahte başarı, bireyin toplumsal dönüşümü ve değerlerin yozlaşması gibi birçok toplumsal sorunu dile getiren bir romandır.
b) Yukarıdaki hangi eleştiri kuramına dayalı bir inceleme olabilir?
2)
I. Metin
1914 de İstanbul’da doğdum (Beykoz). Babam Riyaseticumhur armoni orkestrası şefi ) klarnetist Veli Kanık. Anne tarafımdan da sanatla uğraşanlar varsa da hep amatör kalmışlardır. Çocukluğum umumiyetle İstanbul’da geçti. Cihangir’de ve İstanbul’un muhtelif semtlerinde oturduk. Annem bir eşraf kızıdır. İlk tahsilimi Galatasaray’da yaptım. Sonra babamın işi Ankara’ya nakledilince Ankara Lisesi’nde okudum. Edebiyat merakım ilk mektepten başladı. İlk mek-tebin daha ilk sınıflarında iken ileri sınıflarda okutulan bazı derslere karşı -bu arada tahrir dersi de vardır. Bilhassa buna karşı- bir zorluk duyacağımı tahmin ederdim. Lakin sonradan bu tahrir benim en çok sevdiğim şey oldu. Daha ufak yaşta tarih, edebiyat kitapları okurdum. Yaşıma göre hayli ağır olan bu eserlerin de edebiyata hevesim üzerine bir tesiri olmuş olabilir. Gene bu yaşlarda yazı yazmağa başladım. İlk zamanlar yalnız şiir değil başka tarz yazılar da yazıyor-dum. Sonra şiir çalışmalarımın gelişmesinde çok tesiri olan iki arkadaşımdan Oktay Rifat’ı yedinci sınıfta tanıdım. Melih Cevdet ile arkadaşlığımız bir iki sene sonra başlar. O tarihlerden sonra bu iki arkadaşımla aynı meseleler üze-rinde düşündük, konuştuk. Bu arkadaşlık mektepten sonra da devam etti. Şiir tarzlarımız arasındaki yakınlık da bu münasebetin yakınlığından olsa gerektir.,
II.METİN
BEN ORHAN VELİ
Ben Orhan Veli,
“Yazık oldu Süleyman Efendiye”
Mısra-ı meşhurunun mübdii..
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
(…)
Ispanağı çok severim.
Puf böreğine hele
Biterim.
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.
Oktay Rifat’la Melih Cevdet’tir
En yakın arkadaşlarım.(…)Orhan Veli, Bütün Şiirleri (Kısaltılmıştır.)
III. Metin
İSTANBUL TÜRKÜSÜ
İstanbul’da Boğaziçi’nde,
Bir fakir Orhan Veli’yim;
Veli’nin oğluyum,
Tarifsiz kederler içinde.
Urumelihisarı’na oturmuşum;
Oturmuş da, bir türkü tutturmuşum:
“İstanbul’un mermer taşları;
Başıma da konuyor, konuyor aman, martı kuşları;
Gözlerimden boşanır hicran yaşları;
Edalı’m,
Senin yüzünden bu hâlim.”(…)Orhan Veli, Bütün Şiirleri (Kısaltılmıştır.)
IV. Metin
GELİRLİ ŞİİRİ
İstanbul’dan ayva da gelir, nar gelir,
Döndüm baktım, bir edalı yâr gelir,
Gelir desen dar gelir;
Gün aşırı alacaklılar gelir.
Anam anam,
Dayanamam,
Bu iş bana zor gelir.Orhan Veli, Bütün Şiirleri
2) a) Yukarıda Orhan Veli Kanık’ın biyografisiden hareketle Orhan Veli’nin hayatının şiirdeki yansımalarını bulunuz.
İkinci metinde Oktay Rifat ve Melih Cevdet ile olan yakınlığı, biyografide “En yakın arkadaşlarım” ifadesiyle yer bulmuştur. Ayrıca maddi şeylere önem vermediğini belirtmesi, sade ve gösterişsiz yaşam anlayışına uygun düşer.
Üç ve dördüncü metinlerde Çocukluk ve gençlik yıllarını İstanbul’da geçirmesi (Cihangir, Beykoz gibi yerler), şiirlerde İstanbul’a ve Boğaziçi’ne olan bağlılıkla yansımaktadır. Özellikle İstanbul Türküsü’nde bu aidiyet duygusu görülür.
b) Aşağıda Orhan Veli Kanık’ın yaşamından yansımalar içeren metinler verilmiştir. Bunların hangi metinler olduğunu yazınız.
Şairin doğrudan kendini anlattığı bu şiir, biyografik bilgileri esprili bir dille verir. Ispanak sevgisi gibi sıradan detaylar bile onun bireysel yönünü ortaya koyar. Aynı zamanda arkadaş çevresi ve dünya görüşü hakkında da bilgi sunan metin:
Yaşadığı ekonomik zorlukları anlattığı şiiri:
İstanbul’a duyduğu derin sevgiyi, dolayısıyla onun hem maddi hem de duygusal yaşamına dair güçlü biyografik veriler sunan metin:
c) Orhan veli’nin hayatından yansımalar bulduğumuz metinler, hangi eleştiri kuramına dayalı bir inceleme ve değerlendirme olabilir?
Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi, kendisi bedbin bir karakterin dış dünya-dan, olaylar ve insanlardan aldığı iyimser izlenimlerle onların arasına karışmak istemesini konu edinir. Öykünün öznesi bir dairede çalışan memurdur. Hayatı birbirine benzeyen günler içinde akıp gitmektedir. Bir gün işten çıktıktan sonra Sirkeci üzerinden Beyoğlu’na kadar uzanır. Geçtiği cadde ve sokaklarda insanların mutlu hallerini görür.Dilenci çocuklar bile ona göre mutludur. Ya evlenenler, kadınlar, erkekler, çocuklar, genç kızlar bu mutluluk tablosunu tamamlar. Kahraman-anlatıcı kendisini de bu tabloya dahil etmek ve mesut insan-ların fotoğrafını çektiğine inandığı bir fotoğrafhanede fotoğrafını çektirmek ister. Fakat öykünün öznesinin garip bir durumu vardır. O vitrinde fotoğrafları yer alan öteki insanlar gibi mutlu görünememektedir. En doğal halinde bile bir hüzün ve gariplik vardır. Müşterisine bir türlü istediği pozu verdiremeyen fotoğrafçı, “-Beyim, mazur görün, sizin fotoğrafınızı çekemeyeceğim,” diyerek işi yarıda bırakır. Sosyal bir varlık olan insan içinde yaşadığı toplumun bir bakıma emrettiği sosyal rolleri oynayarak ayakta kalmaya çalışır. Öykümüzdeki kahramanımızın bu sosyal hayat içinde memur, arkadaş, koca/sevgili, baba, mahalle arkadaşı, asker arkadaşı gibi sosyal rolleri vardır. Sokakta dilenen küçük çocuk o gün her zamanki gibi dilenci rolünü başarıyla oynamak zorundadır. Ona sadaka veren zenginler de kendi rollerini oynarlar. Aslında hepsi büyük bir yalanın içinde gerçek görünmeye çalışırlar. Yazar öykü üstünde bu gerçeğe parmak basar. Anlatıcının samimi oluşu, rol yapmayışı bu oyunu bozmuştur. Fotoğrafçının gerçek ve samimi bir yüzle karşılaşması zanaatını icra etmesini engellemiştir. Hayat bir mesut insanlar fotoğrafhanesi değildir.
3) a)Yukarıdaki metne göre yazar, hikayenin yapı unsurlarını (kişi, zaman, mekan, anlatıcı) nasıl çözümlemiştir?
Kişiler: Öykünün kahramanı, bir devlet dairesinde çalışan, içine kapanık, melankolik ve samimi bir memurdur.
- İç dünyasında derin bir hüzün taşır.
- Diğer insanlar gibi “mutlu görünme” rolünü oynayamaz.
- İnsanların mutluluğuna özenir, ama bu oyunun parçası olamaz.
- Rol yapmadığı için fotoğrafçı onun doğal halini “mutlu” poz olarak yakalayamaz.
Bu da onun toplumun dayattığı sahte mutluluk tablosuna dahil olamayışını gösterir.
Mekan: Öyküde iki temel mekân öne çıkar:
- Sirkeci’den Beyoğlu’na uzanan sokak ve caddeler: Karakterin yürüyüş yaptığı, çevresindeki insanların sahte de olsa mutlu göründüğü yerlerdir.
- Mes’ut İnsanlar Fotoğrafhanesi: Bu yer, toplumun mutluluk maskelerini taktığı, sosyal rollerin sahneye konduğu simgesel bir mekândır.
Zaman:
- Öykü, gündelik ve sıradan bir mesai gününün ardından, karakterin iş çıkışındaki yürüyüşüyle başlar.
Anlatıcı:
Öykü, birinci tekil şahıs anlatıcı tarafından anlatılır.
Anlatıcı, aynı zamanda olayların merkezindeki kahramandır; yani bu anlatım biçimi kahraman bakış açısıdır.
Çatışma: Samimiyet ve sosyal rol çatışması
b) Yukarıdaki metnin türü, hikayedir. Hikayenin özellikleri bağlamındaki yukarıdaki değerlendirme hangi eleştiri kuramına dayalı bir inceleme olabilir?
4) Bu gece yıldızlar ne kadar yakın birbirine
Ve uzaktaki bir kadın sesi.
Geceye karşı, iki pencereden
Tırmanıp hatıralar yokuşuna,
Ne güzel, aynı şeyleri düşünmesi
Geceyi ve yıldızları dinliyorum.
Yalnızlığın mavi camlarında
Vapuru, denizi, iskelesi.
Büyüyen, bembeyaz şarkılar içinde
Uyanık bir İstanbul mahallesi.
Birden karışıverdim aranıza komşular.
Suyunuzda, ekmeğinizde benim de kısmetim varmış.
Demeyin bu insan kimin nesi?
Yar etmiş içimde ayrı ayrı, baksanıza,
Hepinizin ağlaması, gülmesİ
Geceleri bir kıvılcıma
Soğuyan bunca külleri eşmesi?
Komşular, duyuyor musunuz komşular.
Şırılşırıl akıyor içime,
Garipler sokağının çeşmesi
Yukarıdaki metne göre “Garipler sokağının çeşmesi” ile sanatçı eski bir İstanbul Mahallesindeki Garipler Sokağını hatırlamış olabileceği gibi içinde geçmişteki güzellikleri hatırladığı için oluşan gurbet duygusunu dile getiriyor olabilir. Böylece içine şırıl şırıl akan şeyin geçmişin güzelliklerinin içimizde yarattığı burukluğu ifade etmiş olabilir.
Aynı zamanda şairin şiirde seçtiği kelimeler arasında anlam ilişkisi vardır. Bu, tutarlılık ilkesine uygunluğu gösterir. Bağdaşıklık ise ‘bunca’, ‘hepinizin’, ‘komşular’ gibi ifadelerle şiirde sağlanmaktadır.
“Komşuluk ilişkisi üzerinden anlam birliği kurulmuştur. ‘Komşular’ kelimesi ile başlayan dizeler ve ‘suyunuzda, ekmeğinizde benim de kısmetim varmış’ gibi ifadeler yapı bütünlüğünü sağlar.Garipler Sokağının Çeşmesi’, ‘Soğuyan külleri eşmek’ gibi ifadeler geçmişi, yokluğu ve özlemi simgeler. Bu imgeler hem yapısal bütünlüğü güçlendirir.
a) Yukarıda olduğu gibi dilsel yapıların (kelime düzeyinde) anlam ilişkileriyle çözümlenmesi yönüyle yapısalcı kuramla ilgilidir. Tekrar, yapı ve anlam birliği üzerine yorum yapılmıştır.İmgesel ögelerin çok anlamlılık oluşturmasına dayalı eleştiri kuramının adını yazınız.
5) Esere dönük eleştirinin bir kolu olan yapısalcılık kuramına göre eserin içeriğini, anlamını oluşturan yapıdır ve eserin yapısı çözümlenmelidir. Yapısalcı bir eleştirmen, eseri incelemeye en küçük birim sesten başlar. Kelimelere yüklenen anlamları en küçük yapı olarak gördüğü için dil bilimiyle ilişkilendirerek eseri eleştirir. Yapısalcı bir eleştirmen; sanatçının anlamı belirlemede bir rolü olmadığını, metnin en temel yapısı olan kelimelerin çok anlamlı olması gibi metnin de birden fazla anlamı olduğunu savunur.
Yukarıda hangi eleştiri kuramından söz edilmektedir?
6) Böl ayı yıkalım ayın ve Ev’in içindekileri
Atalardan miras biçimleri
Tazeleyelim beyaz badanayı
Döndürelim üzümü üzüm sınırına
Kanı kan sınırına
Anne diyelim kardeş diyelim çocuk diyelim kadınlara
Sıfır yüzdesinde tutalım faizi
Gömmeyelim toprağa
Varlığından utandığımız kızı
Böl ayı kurtar saralı
a) Yukarıda ilk mısrada “…yıkalım ayın ve Ev’in içindeki yapıları” ifadesinde “Ev” kelimesi Kâbe’deki putlara açık bir göndermedir. “ayın içindeki yapılar” ise Ay’a, Güneş’e, yıldızlara tapınma biçimindeki putperestliklere işaret ediyor olmalıdır.” ifadesinde olduğu gibi okurun metnin anlamını tamamladığı, sanatçının eserinde her şeyi söylemediği, okur metindeki boşlukları doldurarak metinden anlam çıkardığı eleştiri kuramının adı nedir?
b) Şüphe içinde kıvrananların ve inanmak için bir mucize isteyenlerin ısrarı,
“Bize ayı böl dediler
Ayı böl bizi inandır dediler” mısralarının şiirde tekrar edilmesiyle karşılık bulurken bu tekrar, birazdan gerçekleşecek mucizenin şok edici, şaşırtıp büyüleyici etkisine de hazırlamaktadır bizi.” ifadesinde olduğu gibi edebiyatın bir duygu işi olduğunu söyleyen, edebiyatın bilgi verme yönünün olmadığını savunan, eserin okuyucuda bıraktığı duygu ve estetik haz yönüyle değerlendirildiği eleştiri kuramı nedir?
7) “Üçlemenin ilk kitabı olan Kilit’in başlangıcında Alpaslan’ı küçük yaşta Sarı Hoca’dan ders alırken görmekteyiz. Alpaslan’ın gelişim sürecinde Sarı Hoca aklı, bilgiyi, düşünceyi temsil eder. Bu akıl, bilgi, duyuş ve düşünüş binlerce yıllık Türk geleneği içerisinden süzülen tecrübelerin vücuda gelmiş halinden başka bir şey değildir. O, bütün Türk milletinin aklı ve bütün Türk milletinin kalbidir. Bu özellikler Sarı Hoca vasıtasıyla Alpaslan’a aktarılacak ve Alpaslan da bu akıl ve bilgi sayesinde mensubu olduğu milleti yarınlara taşıyacaktır. Müslüman bir alperen tipi çizen Sarı Hoca için “Şamanlardan el almıştır” ifadesi de oldukça dikkat çekicidir. Türk tarihinin dini değerler açısından İslamiyet’ten önceki dönemlerine atıfda bulunan bu ifade ile Sarı Hocanın Türk tarihinin tamamını şahsında topladığı anlatıcı tarafından ifade edilmiştir. Devletin üst düzey beyleriyle birlikte hareket etme ve onlara akıl, duygu ve düşünce bağlamında yön vermeleri açısından öne çıkmış bir karakterdir. ‘Sarı Hoca’, şahsi vasıflarından ziyade milletin ortak aklının, duyuş ve düşüncelerinin sembolik bir ifadesidir.
Bu şekilde toplumların bilinçaltını olduğu ve bunun mit, efsane, destanlardan oluştuğunu söyleyen, kollektif bilinçaltının eserlerdeki yansımalarını açıklamaya çalışan eleştiri kuramının adı nedir?
8) İnsanoğlunun en önemli serüvenleri çocuklukta yaşanmaktadır. Bu yaşantıların çoğu ortalama sağlıklı bir insanda bilinçli olarak anımsanamamakta ve bilinçdışının derinliklerinde yatmaktadır. Yetişkin insan davranışları bu bilinçdışı içerik ile sürekli etkilenmektedir. Yaşar Kemal’in romanlarına bilinçdışı içeriğin de bolca yansıdığını görebiliyoruz. Ruhsal yapımızın bu bölmesine ilişkin çocukluk anılarını, çatışmalarını, korkularını, özlemlerini bulabiliyoruz. Yaşar Kemal’in romanlarında sıklıkla çocukluk çağına özgü olan ve genellikle yetişkin yaşamda bilinçdışında kalan zengin ruhsal yaşantıları buluyoruz. Yaşar Kemal çocuklukta yaşadıklarına gerileyemese idi, bilinçdışına inemese idi, ortalama bir kişi gibi çocukluktaki acılarının ve hazlarının, korkularının ve korkuyu yenme çabalarının çoğunu bilinçdışında tutmayı başarsaydı, belki şimdiki düşünsel, duygusal ve bilinçsel zenginliğini bulamayacaktı. “Kimsecik” dizisine dönecek olursak, bu yapıtın ana konularını şöyle sıralayabilirim:
1. Büyük toplumsal çalkantılar, savaşlar ve göçler, 2. Çocuğun psikolojisi. 3. Ülküleştirilmiş baba (…) ve ona olan özlem, 4. Oedipal çatışmalarla ilgili kıskançlıklar, cinayet, suçluluk duyguları, 5. Eşkıya öyküleri, 6. Bunaltı, korku ve bunları yenebilmek için kullanılan savunma düzenekleri, 7. Çocuğu seven ve sayan güçlü kadınlar, erkekler, 8. Yaşamı sürdüren umut ve varoluş savaşım
Eserin Sigmund Freud’un psikanalist yaklaşımından hareketle yazarın hayatı, çevresi, eğitimi, ruh hali, “bilinçaltı” gibi unsurlar çerçevesinde değerlendirilmesi, yazarın kişiliği ve eserde yarattığı karakter ve tiplerle de ilgilenen bu eleştiri kuramının adı nedir?
9) Eser ve eserin ait olduğu türün özelliklerinden yola çıkılarak değerlendirilmesi ve eserdeki kişi, zaman, mekan, olay örgüsü, eserdeki semboller ve metne anlamları gibi unsurları inceleyerek eserin derin anlamları ve eserdeki zenginlikleri eserin kendi unsurlarına bağlı kalarak ortaya çıkarma anlayışına dayanan eleştiri kuramının adı nedir?
10) Eleştirmenin kendisini okuyucu ile özdeşleştirerek metnin kendisinde bıraktığı etki, duygu ve izlenimlerle değerlendirilmesine dayanan eleştiri kuramının adı nedir?
11) “Eser, ait olduğu toplumdan bağımsız düşünülemez.” anlayışından hareketle eserin ait olduğu toplumun koşullarına göre değerlendirilmesine dayanan, eserde toplumsal koşulların yansımasının arandığı eleştiri kuramının adı nedir?
12) “Eser, sanatçısını yansıtır.” görüşünden hareketle eseri değerlendirirken sanatçının yaşamı, psikolojik dünyası ve kişiliği hakkında bilgi edinilen, eserde sanatçının yaşamı, kişiliği ve psikolojik dünyasından izlerin arandığı eleştiri kuramının adı nedir?
13) Toplum ve dış dünya merkezli eleştiri kuramlarını yazınız.
14) Metni anlamak için metnin yazıldığı çağdaki koşul, olay, inanç, dünya görüşü, gelenekle ilgili bilgiler edinilmesi gerektiği eleştiri kuramının adı nedir?
15) Sanatın toplumun yansıtması ifadesinden hareketle metne yansıyan toplumsal koşulların çözümlendiği eleştiri kuramının adı nedir?
16) Metnin yazıldığı dönemdeki ekonomik koşul ve sınıf çatışmalarının esas alındığı, metni toplum ve ekonomi ilişkiler çerçevesinde açıklayan eleştiri kuramının adı nedir?
17)Okur merkezli eleştiri kuramlarını yazınız.
18) “Eserin, okuyucuda bıraktığı duygu ve estetik haz yönüyle değerlendirilir. Eser, her okuyucuda farklı çağrışımlar oluşturur. Bu kurama göre edebiyat bir duygu işidir. Edebiyatın bilgi vermek gibi bir işlevi yoktur.”şeklinde tanımlanan okur merkezli eleştiri kuramının adını yazınız.
19)“Sanatçı, eserinde her şeyi söylemez, okur metindeki boşlukları doldurarak metinden anlam çıkarır. Okur, metnin anlamını tamamlayıp somutlaştırır.” şeklinde tanımlanan okur merkezli eleştiri kuramının adını yazınız.
20)Bilimsel makale türünün üslup özelliklerini yazınız.
* Nesnel, ciddi, ağır başlı, resmi bir dil kullanılır. Düşünceyi geliştirme yolları olan tanımlama, karşılaştırma, örnekleme, karşılaştırma, sayısal verilerden yararlanma, tanık göstermelerden yararlanılır. Alana özgü terimler kullanılır. Açıklayıcı, tartışmacı anlatım türlerinden yararlanılır. Bu metinlerde dil, göndergesel işlevde kullanılır.
21) Makale türünün bölümleri nelerdir?
Başlık – Özet – Giriş- Yöntem ve gereçler – Bulgular – Tartışma ve sonuç – Kaynakça
22)Makalede
Araştırma sonuçlarına yer verilen bölüm:
Araştırma sonuçlarının birbiriyle ilişkilendirildiği, sonuçların diğer araştırma sonuçlarıyla karşılaştırışdığı bölüm:
Araştırma sonuçlarının değerlendirildiği bölüm:
Araştırmanın amacı, kullanılan yöntem ve gereçler, bulguların belirtildiği bölüm:
benzer konularda araştırma yapanların makaleye ulaşmasını kolaylaştıran bölüm:
23) Aşağıdaki parçada tanıtılan sanatçılarımız kimlerdir?
a)“Akşam şairi” olup Fecri Ati Dönemi’nin en önemli şairidir. Şiir türüyle ilgili görüşlerini Piyale şiir kitabının ön sözünde “Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar” başlığı altında açıklamıştır. Buna göre “Şiirde anlam aramak boşunadır. Şiirde anlam aramak, bir güvercini eti için öldürmeye benzer. Hiç et parçası, o güvercinin güzel sesinin yerini tutar mı?” Yani şiirde anlam kapalıdır ve herkes kendine göre bir anlam çıkarır. Şiirde önemli olan, müziktir. Bu müzik de kelimelerin sıralanışından doğan ahenkle sağlanır, demek istemiştir. Düzyazılarında daha sade bir dili vardır. Tedavi için gittiği Frankfurt ile ilgili gözlem, izlenim, deneyimlerini “Frankfurt Seyahatnamesi” adlı gezi yazısında anlatmıştır. Güneşin batışıyla birlikte doğada oluşan manzarayı anlatır gibi görünen ama derin yapıda ölüm temasıyla karşılaştığımız “Merdiven” şiirinin şairidir.
b) İstanbul’daki halkı yaşamı , gelenekleri, kılık kıyafetiyle güçlü bir gözlem yeteneğiyle anlatan sanatçı, Serveti Fünun Dönemi’de yaşamasına rağmen dilinin sadeliği ve toplumsal meselelere yer vermesiyle onlardan ayrılır. Yani Servet-i Fünun Dönemi bağımsız yazarlarındandır. Anı, fıkra, sohbet türünde eserleri vardır. Kitapta da “Şehir Mektupları” adlı eserinden alınan orta oyuncusu olan Kavuklu Hamdi’yi tanıtan bir yazısını okumuştuk. Sözü edilen sanatçı kimdir?
24)a) Ahmet Rasim’in girişte Kavuklu Hamdi’yi tanıttığı ve orta oyunun geçmişteki önemine vurgu yaptığı, gelişme bölümünde Kavuklu Hamdi’nin oyunculuğa başlaması , mizahi yönünün anlatıldığı, sonuç bölümünde ise geleneksel tiyatronun yok oluluna ve Kavuklu Hamdi’nin sade yaşamını anlattığı “Kavuklu Hamdi” metninin türü nedir? Bu türü tanımlayınız.
b) Ahmet Haşim’in İstanbul’dan trenle Avrupa ülkesine giderek yolculuk boyunca geçtiği yerleri ve yaşadığı şeyleri, söz gelimi Balkan kırları, Avurya’da köşkler, şık köşkleri tertemiz tarlalar, kendisine musallat olan bir sineği, müze ev, istasyon, oradaki yaşam, profesörlerin itibarı, Goethe’nin ünlü eseri “Faust”u yazdığı ve yazarken dökülen mürekkep lekelerinin bulunduğu masayı, anlattığı metnin adını türünü yazınız. Bu türün divan edebiyatındaki karşılığını yazınız.
25) a)“Seyfi Baba” isimli metin ile “Parasız Yatılı” metnini ortak ve farklı yönleriyle karşılaştırınız.
Ortak yönler:
Bir hikaye anlatımı vardır.
Kişi, zaman, mekan, olay örgüsü gibi yapı unsurları vardır.
Öyküleyici ve betimleyici anlatım türlerine yer verilir.
Diyalog, iç konuşma, iç çözümleme gibi anlatım tekniklerine yer verilir.
İkisinde de anlatıcı vardır ve olabildiğince sade, açık ve halkın konuşma diline yer verilir.
Farklı yönler:
– Seyfi Baba ‘nın biçimi manzum , “Parasız Yatılı” nın biçimi ise mensurdur.
– Seyfi Baba’da kafiye, redif ve ölçü vardır. Parasız Yatılı da bu yoktur.
b)Bu iki metnin yazarını ve türünü yazınız.
Seyfi Baba yazarı: Seyfi Baba türü:
Parasız Yatılı yazarı: Parasız Yatılı türü:
26) a)Aşağıda verilen şiir parçasını kafiye ve redif bakımından inceleyiniz.
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.
b) Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
— — . .
Sallanma zo kalkışta ne mendil, ne de bir kol.
— — . .
Yukarıda örnekten haraketle açık ve kapalı hecelere göre — ya da . belirlemelerini yapınız ve şiirin hangi ölçüyle yazıldığını yazınız.
27) a) Annesinin ısıtan kokusunu duymak için iyice sokulmuştu sırtına. Geceyi dinlemişti uzun süre. Uyumak istemiyordu. İlk kez gecenin uzunluğunu öğrenmeye başlamıştı.
Yukarıda kullanılan anlatım tekniğinin adını ve anlatıcı tipini yazınız.
b) “Annesi durmadan konuşuyordu. Böyle konuşkanlığının olduğu geçmişteki tek günü, hastaneye hastabakıcı olarak aldıkları gündü. Çocuk, o zamanlar üçüncü sınıftaydı. Önlüğü ağarık bir kara olmuştu.
Kış basmıştı. Bu, köşedeki kömürcüden kömür alma günlerinin başlamasıydı.
Mangal yakmayı öğrenmişti. Kapıda ilk çırayı ateşleyip kömürleri dikine onların üzerine yerleştiriyordu.”
Yukarıda kullanılan anlatım tekniğinin adını ve anlatıcı tipini yazınız.
c) Annemin ısıtan kokusunu duymak için iyice sokulmuştum sırtına. Geceyi dinlemiştim uzun süre. Uyumak istemiyordum. İlk kez gecenin uzunluğunu öğrenmeye başlamıştım.
Yukarıda kullanılan anlatım tekniğinin adını ve anlatıcı tipini yazınız.
d) Aşağıdaki tanımı verilen anlatım tekniklerinin yazınız.
Metin kişisinin duygu, düşünce ve iç dünyasını birinci ağızdan, düzenli bir sırayla kendisinin anlatması tekniği:
Metin kişisinin duygu, düşünce ve iç dünyasını üçüncü ağızdan, düzenli bir sırayla kendisinin anlatması tekniği:
Metin kişisinin duygu, düşünce ve iç dünyasını birinci ağızdan, düzensiz bir sırayla , dil bilgisi kurallarına dikkat etmeden kendisinin anlatması tekniği:
Bir kelime, kelime grubu ya da cümlenin, davranış kalıbının metinden birden çok kez tekrarlanması tekneği:
e) Modern anlatım tekniklerinin adını yazınız.
Yeni metinde önceki metnin konusunu taklit etmektir.
Yeni metinde çoğunlukla masal, efsane, destan, halk hikayesi gibi geleneksel anlatım türlerinin üslubunu taklit etmektir.
Bir sözü tam tersini kastedecek şekilde kullanmaktır.
Bir metinde anı, öykü, mektup, ansiklopedi maddesi, mektup gibi değişik metin türlerinin kullanılmasıdır.
Yazarın metnin içine dahil olup metni nasıl kurguladığını okuyucuyla paylaşmasıdır.
Not: Metin verilip bu metinde kullanılan anlatım tekniği ve anlatım türü sorulabilir.
Bir cümle verilip bu cümleden ne anlaşıldığı sorulabilir.
METİN TAHLİLLERİ İKİNCİ DÖNEM İKİNCİ ÇALIŞMA SORULARI indir
