EDEBİ SANATLARI ETKİNLİKLERİ 1
Aşağıdaki dize, beyit ve dörtlüklerde bulunan söz sanatlarını yazınız.
| 1 | Kocaman bir gurbettir Anadolu Kuş kanadıyla selam gönderilir | ||
| 2 | Fidan boylum, uzak durma yakın gel |
| |
| 3 | Kuzucuğum ağlamasın Yüreğimi dağlamasın | ||
| 4 | Hiç kalmadı umudum Eridim yudum yudum | ||
| 5 | Yaldızlı perçemlerin ıslandıkça uzuyor. Yalnızlık damla damla şakağımdan sızıyor. | ||
| 6 | Sonra tül perdeler arasından Bir ay doğdu vadiye | ||
| 7 | Seni seven âşık n’eylesin malı? Yumdukça gözünden döker mercanı |
| |
| 8 | Süzülüp akasya dallarından gün Erir damla damla ayaklarımda | ||
| 9 | Bir gönül macerası anlatıyor dalgalar Mavi sular söylüyor, kalbimin ninnisini | ||
| 10 | Tuna Nehri, “Akmam.” diyor. |
| |
| 11 | Merkez-i hâke atsalar bizi Kürre-i arzı patlatır çıkarız. | ||
| 12 | Güz mü geldi rengin soldu Ne tez yaprak döktün ömrüm | ||
| 13 | Binlerce göz o büyük insanı görmek için bekliyordu. |
| |
| 14 | Bir kız vardı yok gibi öyle güzel |
| |
| 15 | Yıldızlar görse bendeki güzelliğini Birer birer düşerler içimdeki denize |
| |
| 16 | Bir tencere kaynar ocakta |
| |
| 17 | Nalların geçtiği yolları Kaplamış şimdi motorlar |
| |
| 18 | Sevgilim baksana bir yanda gülen Bir yanda gözünün yaşını silen Kimi benim gibi erir derinden Kimi senin gibi bahtiyar olur | ||
| 19 | Bizim de kalbimizi kımıldatır yerinden Toprağa diz vuruşu dağ gibi zeybeğin |
| |
| 20 | Ne efsunkâr imişsin ah ey didâr-ı hürriyet Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esaretten |
| |
| 21 | İçmiş gibi geceyi bir yudumda, Göğün mağrur bakışlı bulutları. | ||
| 22 | Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal! Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal! |
| |
| 23 | Âheste çek kürekleri mehtap uyanmasın Bir âlem-i hâyale dalan âb uyanmasın |
| |
| 24 | Tarihin dilinden düşmez bu destan Nehirler gazidir, dağlar kahraman Her taşı yakut olan bu vatan Can verme sırrına erenlerindir | ||
| 25 | Ben ki toz kanatlı bir kelebeğim Minicik gövdeme yüklü Kaf Dağı | ||
| 26 | Bî-baht olanın bağına bir katresi düşmez Bârân yerine dürr ü güher yağsa semadan | ||
| 27 | Ne siyah eylemiş bu nasiyeyi Saçımı bembeyaz eden bahtım |
| |
| 28 | Bir gün doludizgin boşanan atlarımızla, Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla. | ||
| 29 | Ay suda bestelerken en güzel şarkısını Küreklerim de suya en güzel şarkısını yazdı | ||
| 30 | Gülen çehremi görüp Sanmayın beni bahtiyar Her kahkahanın içinde Bir damla gözyaşı vardır | ||
| 31 | Yârin dudağından getirilmiş Bir katre alevdir bu karanfil, Gönlüm bunu acısından bildi! | ||
| 32 | Dağlara yaslanıp yatan güneşi Yaralı, hastadır, yorgundur sandım | ||
| 33 | Zavallı eşek, ah ederek: Batıl isteyü haktan ayrıldım Boynuz umdum kulaktan ayrıldım | ||
| 34 | Gülmek ol goncaya münasiptir Ağlamak bu dil-i hazine gerek |
| |
| 35 | Bir destanım vardır zamana uygun Yattıkça yat kardeş sakın uyanma Bir meşhur cevaptır sen kazan sen ye El içinde beyhude ateşe yanma | ||
| 36 | Bak göğün balkonlarından, geçmiş seneler Eski zaman esvaplarıyla eğilmişler | ||
| 37 | Hayatın deminde hüsranı içtim Canıma can bilip canımdan geçtim |
| |
| 38 | Çeşme, festivale katılanları bu yıl oldukça iyi ağırladı. |
| |
| 39 | Akşam arada kaldı Fitil yarada kaldı Gül yüzlüm, kömür gözlüm Acep nerede kaldı | ||
| 40 | Akıyordu su Gösterip aynasında söğüt ağaçlarını Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını |
EDEBİ SANATLARI ETKİNLİKLERİ 1 CEVAPLAR
Aşağıdaki dize, beyit ve dörtlüklerde bulunan söz sanatlarını yazınız.
| 1 | Kocaman bir gurbettir Anadolu Kuş kanadıyla selam gönderilir | Anadolu, gurbete benzetilmiştir. | Teşbih |
| 2 | Fidan boylum, uzak durma yakın gel | Boy fidana benzetilmiştir. | Teşbih |
| 3 | Kuzucuğum ağlamasın Yüreğimi dağlamasın | Bebek kuzuya benzetilmiştir. Ancak bebek söylenmediği için istiare yapılmıştır. | Açık istiare |
| 4 | Hiç kalmadı umudum Eridim yudum yudum | Şair kendisini eriyen bir nesneye (buz, şeker vs.) benzetmiştir. Benzetilen söylenmemiştir. | Kapalı istiare |
| 5 | Yaldızlı perçemlerin ıslandıkça uzuyor. Yalnızlık damla damla şakağımdan sızıyor. | Yalnızlık su veya kana benzetilmiş, ancak su veya kan kullanılmamıştır. | Kapalı istiare |
| 6 | Sonra tül perdeler arasından Bir ay doğdu vadiye | Bulutlar tül perdeye benzetilmiştir. | İstiare |
| 7 | Seni seven âşık n’eylesin malı? Yumdukça gözünden döker mercanı | Gözyaşları mercandan dökülen inciye benzetilmiştir. | Açık istiare |
| 8 | Süzülüp akasya dallarından gün Erir damla damla ayaklarımda | Gün, eriyen bir nesneye benzetilmiştir. | Kapalı İstiare |
| 9 | Bir gönül macerası anlatıyor dalgalar Mavi sular söylüyor, kalbimin ninnisini | Dalgalar kişileştirilmiştir. | Teşhis |
| 10 | Tuna Nehri, “Akmam.” diyor. | Tuna Nehri kişileştirilmiştir. | İntak |
| 11 | Merkez-i hâke atsalar bizi Kürre-i arzı patlatır çıkarız. | Abartma yapılmıştır. | Mübalağa |
| 12 | Güz mü geldi rengin soldu Ne tez yaprak döktün ömrüm | Ömür yaprağa benzetilmiş, ancak yaprak söylenmemiştir. | Kapalı istiare
|
| 13 | Binlerce göz o büyük insanı görmek için bekliyordu. | Göz ile kastedilen kişidir. | Ad aktarması |
| 14 | Bir kız vardı yok gibi öyle güzel | Var ile yok sözcükleri kullanılmıştır. | Tezat |
| 15 | Yıldızlar görse bendeki güzelliğini Birer birer düşerler içimdeki denize | Sevgilinin güzelliği abartılarak mübalağa yapılmıştır. | Mübalağa |
| 16 | Bir tencere kaynar ocakta | Tencere, içinde kaynayan yemek, su, vs. şeyin yerine kullanılmıştır. | Mecaz-ı mürsel |
| 17 | Nalların geçtiği yolları Kaplamış şimdi motorlar | Nallar ve motorlar, atlar ve arabaların yerine kullanılmış, aralarında ilgi bulunan bu sözcüklerle ad aktarması yapılmıştır. | Ad aktarması |
| 18 | Sevgilim baksana bir yanda gülen Bir yanda gözünün yaşını silen Kimi benim gibi erir derinden Kimi senin gibi bahtiyar olur | Gülmek ve ağlamak sözcükleriyle zıtlık oluşturulmuştur. | Tezat |
| 19 | Bizim de kalbimizi kımıldatır yerinden Toprağa diz vuruşu dağ gibi zeybeğin | Zeybek, dağa benzetilmiştir. | Teşbih |
| 20 | Ne efsunkâr imişsin ah ey didâr-ı hürriyet Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esaretten | Hürriyet kişileştirilmiştir. | Teşhis |
| 21 | İçmiş gibi geceyi bir yudumda, Göğün mağrur bakışlı bulutları. | Gece içilecek bir nesneye benzetilmiş, ancak kendisine benzetilen söylenmeyerek kapalı istiare yapılmıştır. | Kapalı istiare |
| 22 | Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal! Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal! | Hilal sözcüğü, bütünü olan bayrak kastedilerek kullanıldığı için ad aktarması yapılmıştır. | |
| 23 | Âheste çek kürekleri mehtap uyanmasın Bir âlem-i hâyale dalan âb uyanmasın | Uyanmak insana ait özelliktir. Mehtap ve suya (âb) bu özellik yüklenmiştir. | Teşhis |
| 24 | Tarihin dilinden düşmez bu destan Nehirler gazidir, dağlar kahraman Her taşı yakut olan bu vatan Can verme sırrına erenlerindir | Dağlar ve nehirler kişileştirilmiş, taşlar ise yakuta benzetilmiştir. | Teşhis, Teşbih |
| 25 | Ben ki toz kanatlı bir kelebeğim Minicik gövdeme yüklü Kaf Dağı | Kelebeğin taşıyacağı yük abartılmıştır. | Mübalağa |
| 26 | Bî-baht olanın bağına bir katresi düşmez Bârân yerine dürr ü güher yağsa semadan | Talihsiz kişinin hiçbir şeyden yararlanamayacağı abartılarak anlatılmıştır. | Mübalağa |
| 27 | Ne siyah eylemiş bu nasiyeyi Saçımı bembeyaz eden bahtım | Siyah ve beyaz karşıtlık oluşturacak şekilde kullanılmıştır. | Tezat |
| 28 | Bir gün doludizgin boşanan atlarımızla, Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla. | Abartma var. | Mübalağa |
| 29 | Ay suda bestelerken en güzel şarkısını Küreklerim de suya en güzel şarkısını yazdı | Şarkı yazmak insana ait bir özelliktir. | Teşhis |
| 30 | Gülen çehremi görüp Sanmayın beni bahtiyar Her kahkahanın içinde Bir damla gözyaşı vardır | Gülmek, kahkaha ve gözyaşı arasında zıtlık oluşturulmuştur. | Tezat |
| 31 | Yârin dudağından getirilmiş Bir katre alevdir bu karanfil, Gönlüm bunu acısından bildi! | Karanfil, alev ve yârin dudağı arasında benzetme vardır. | Teşbih |
| 32 | Dağlara yaslanıp yatan güneşi Yaralı, hastadır, yorgundur sandım | Güneşe insana ait özellik yüklenmiştir. | Teşhis |
| 33 | Zavallı eşek, ah ederek: Batıl isteyü haktan ayrıldım Boynuz umdum kulaktan ayrıldım | Eşeğe insan özelliği yüklenmiş ve konuşturulmuştur. | Teşhis ve intak |
| 34 | Gülmek ol goncaya münasiptir Ağlamak bu dil-i hazine gerek | Gülmek ve ağlamak sözcükleriyle zıtlık ilişkisi kurmuştur. Gonca sevgiliye benzetilmiştir. | Tezat, İstiare |
| 35 | Bir destanım vardır zamana uygun Yattıkça yat kardeş sakın uyanma Bir meşhur cevaptır sen kazan sen ye El içinde beyhude ateşe yanma | Söylenenlerin tam tersi kastedilmiştir. | Tariz |
| 36 | Bak göğün balkonlarından, geçmiş seneler Eski zaman esvaplarıyla eğilmişler | Geçmiş senelere insana ait eğilme özelliği yüklenmiştir. | Teşhis |
| 37 | Hayatın deminde hüsranı içtim Canıma can bilip canımdan geçtim | Su, ayran vs. sıvı gıdalar içilir. Burada soyut bir kavram olan hüsran, suya benzetilmiş ancak su söylenmemiştir. | İstiare |
| 38 | Çeşme, festivale katılanları bu yıl oldukça iyi ağırladı. | Çeşme ile kastedilen Çeşme’de yaşayan insanlardır. | Mecaz-ı mürsel |
| 39 | Akşam arada kaldı Fitil yarada kaldı Gül yüzlüm, kömür gözlüm Acep nerede kaldı | Sevgilinin yüzü, güle; gözü ise kömüre benzetilmiştir. | Teşbih-i beliğ |
| 40 | Akıyordu su Gösterip aynasında söğüt ağaçlarını Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını | Salkımsöğüt ağacına insana ait özellik yüklenerek kişileştirilmiştir. | Teşhis |
edebi sanatlar etkinlikleri 1 indir.
