Testler

Fiilimsiler Test 17 (8.Sınıf Türkçe)

CÜMLEİSİM-FİİLSIFAT-FİİLZARF-FİİL
1.Madem şu veya bu gerekçeden dolayı ve maruz kalışın doğal sonucu olarak özüne sadık kalamıyor, oluşunu olduğu gibi öteki tarafa içini, içindekileri cildinin öte yanına taşıyamıyorsun; o hâlde özünün, içinin, ruhunun derinliklerinde kabarıp duranın dışarıdan seni görenler gibi olmasına izin ver.
2.Dürüstlüğün uğramadığı insanda, karakter zafiyeti; karakter aşınması yaşayan bireylerin oluşturduğu toplumda da kitlesel zehirlenme, çürüme kendiliğinden kadere dönüşür.
3.Karakter, düzgün fıtrat üzerine inşa edilmiş sağlam değerlerin bir bütünlük içinde yan yana getirilmesidir.
4.Dürüstlük; bu bütünlükten dışarıya yansıyan duygu, düşünce ve eylem uzantılarıdır.
5.Karakteri besleyen inançlar, öğretiler, dünya görüşleri, etik ve ahlaki sunumlar ile estetik görünümler, hep birlikte bir düzen içinde dürüstlüğe hizmet
etmelidir.
6.Dürüstlüğü bozan, inciten, ona halel getiren hiçbir öğreti kabul edilemez.
7.İnsan olarak  doğmak, insan olmak için yeterli değildir.
8.İnsan ancak dürüstlüğü sayesinde özünü koruyabilir, insan olma bilincini nesilden nesle aktarabilir.
9.Karakter zafiyetinin olduğu, gerekçesi ne olursa olsun, dürüstlükten taviz verildiği her durum, her karşılaşma, her ruh hâli
insan olma şuurundan bir parçayı koparır alır.
10.Bundan dolayıdır ki içinde bulunduğu şartlar ne kadar ağır olursa olsun, gerçeğin yerine yalan söylemek ne kadar menfaatine görünürse görünsün, doğruyu söylemek şahsına hangi derecede zarar getirme potansiyeli taşırsa taşısın, bütün durumlarda kaybetme, hatta mutlak kaybetme hâlinde bile insan asla dürüstlükten
vazgeçmemelidir.

1. Yukarıdaki tabloda verilen cümlelerde bulunan fiilimsilerin doğru sıralanışı aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir? 

A)

İSİM-FİİLSIFAT-FİİLZARF-FİİL

 

B)

İSİM-FİİLSIFAT-FİİLZARF-FİİL

 

C)

İSİM-FİİLSIFAT-FİİLZARF-FİİL

 

D)

İSİM-FİİLSIFAT-FİİLZARF-FİİL

2. (I) İnsan, dürüstlüğünü koruyandır. (II) Dürüstlüğünü muhafaza edemeyen insanlığını koruyamaz, dürüstlüğünü kaybeden insanlığını kaybeder. (III) Dürüstlüğünü korumanın varlığını korumaktan farksız olduğunu bilen, dürüstlüğünü kaybettiğinde her şeyini yitirmiş olacağını düşünen kişidir dürüst. (IV) İnsan fıtratı bir bütün olarak düzgün olsa da mahiyeti itibarıyla türlü türlüdür. (V) Aynı toprağın içinde biten kimi gül kimi diken kimi meyvesiz ve hoş kimi meyveli ve eğri büğrü dallardan ibaret bitkilerde olduğu gibi aynı mayadan çıkan kişiliklerin bazıları iyiliğe bazıları kötülüğe bazıları bencilliğe bazıları diğerkâmlığa bazıları içtenliğe bazıları içten pazarlığa ayarlanmıştır.
Yukarıdaki paragrafta numaralanmış cümlelerde geçen fiilimsilerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) I. cümlede ve V. cümlede fiilimsi vardır.
B) II. ve III. cümlede zarf fiil yoktur.
C) IV. cümlede durum bildiren bir zarf fiil vardır.
D) I. cümlede adlaşmış sıfat fiil kullanılmamıştır.

3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde zarf fiil kullanılmamıştır?
A) Ancak bunların hepsi eğilip bükülebilir, insan özüne uygun mimariyle inşa edilebilir.
B) Bitkilerin, hayvanların bile eğitildiği bir dünyada; insanın eğitilemezliğini savunmak, hem oluşun bizatihi kendisine hem de başlangıçtan beri özene bezene bize ulaştırılan uygarlığın birikimlerine aykırıdır.
C) İnsanın beşer olma sürecindeki bütün aşamalarında ihmal edilmemesi, ıskalanmaması, ertelenmemesi gereken yegâne şey dürüstlüğün bizatihi kendisidir.
D) Dürüstlüğünü yitiren insan, insandan daha aşağı yuvarlanır; dürüstlüğünü yitiren toplum tazeliğini yitirir, çürümeye başlar, dağılıp gider.

4.
I. Erdemli insan inşasında kullanılacak en önemli harç, dürüstlüktür bu sebepten.
II. Bahçe nasıl gözden geçirilip çapalanmadığında çiçekler dikenlerden görünmez oluyor, meyveli ağaçlar meyve
vermemeye başlıyor ve bütünlüğün yerini paramparça görüntüler alıyorsa dürüstlüğünü yitirmiş toplumlarda ikiyüzlü, riyakâr insanların sayısı arttıkça da kötülük iyiliğin üstünü örtmeye başlıyor ve erdem yerini kaosun
egemen olduğu kötücül duygulara bırakıyor.
III. Elbette dürüstlüğün çekip gittiği toplumlarda bütün hiyerarşi bozuluyor, at iz it izine karışarak sınırlar belirsizleşiyor ve söylenen her söz, ileri doğru atılan her adım kötülüğü yaygınlaştıran, değersizliği pekiştiren bir kımıltıya dönüşüyor.
IV. Bundan dolayıdır ki insanlığın en büyük organizasyonu olan toplumun ve onun en büyük kurgusu olan devletin bütün hiyerarşik sistemini de o sistemin bütün kıstaslarını da dürüstlüğe göre ayarlaması gerekir.
V. Hayat yolculuğunda çocukluktan gençliğe, gençlikten olgunluğa akan bütün suların mutlaka dürüstlük dönemeçlerinden geçmesi, her aşamada dürüstlük kontrolü yapılarak devasa insanlık denizine öylece ve o şartla akıtılması gerekir.
Yukarıda numaralanmış cümlelerin hangilerinde birden fazla zarf fiile yer verilmiştir?
A) I-V
B) II-III
C) II-IV
D) III-V

5.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde fiilimsi bir eylemin durumunu bildirmektedir?
A) Aileden başlayarak toplumun her organına dürüst insan yetiştirmek, bir devletin en büyük sorumluluğudur.
B) Her şey olup bittiğinde, bütün bu koşturmacalar son bulduğunda, köşeye çekilip vicdanıyla baş başa kaldığında en dolaysız, en riyasız, en çıplak hâliyle insan kendini aynada seyrettiğinde geriye kalan biraz da dürüstlükle yaptığımız diyalog değil midir?
C) Dürüst insanlar, dünyanın en mutlu insanlarıdır; hayatı sadece o ana, içinde bulundukları zaman dilimine, ruh hâline, bilinç durumuna göre düşünmezler; bir bütün olarak algılarlar hayatı.
D) Kötülüğün olduğu gibi görünmediği ve göründüğü gibi de olmadığı, bin bir renge büründüğü, bin bir kıyafet giydiği; iyiliğinse hep aynı çizgide, aynı yolda, aynı tavır ve edayla istikametinden asla taviz vermeden ilerlediği bir
toplumda elbette kötülük iyilikten daha hızlı koşacak, elbette yalancı zafer taklarını göğsüne geçirecek ama değil mi ki hayat yalnızca koşudan ibaret sayılmaz.

6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sıfat fiil grubu, sıfat tamlaması oluşturmamıştır?
A) Devletlerin gelişmişlik düzeyinde gayrisafi millî hasılanın ölçütü de yetişmiş insan sayısı, dolayısıyla kişi başına
düşen dürüstlük payı olmalıdır.
B) Dürüstlüğe ayarlanmış ve adanmış her doğru eylem insana kendini iyi hissettirir.
C) Yapılan iyiliğin hemen ardından kalbin kapaklarının açılması, üzerindeki ağırlığın kalkması, dış çeperindeki kalın örtünün incelmesi, hatta büsbütün yok olması dürüstlüğün kalbe dokunduğunu gösterir.
D) Girilen bütün mücadelelerin hepsini kaybetse bile yalnızca dürüstlüğünü üstün kılan insan, hayatı boyunca hep kazanmış demektir.

7. Sedat Hoca, sınıfta bir yarışma yapıyor. Dürüstlükle ilgili en güzel cümleyi kuran öğrenciye teneffüste damak çikolata alacağını söylüyor. Yalnız öğrencilerden cümlelerini oluştururken cümlesinin içinde en az bir fiilimsi kullanma şartını da sözlerine ekliyor. Buna göre dürüstlükle ilgili öğrencilerin oluşturduğu cümlelerden hangisi yarışma şartlarını yetirmediği için elenir?
A) Kazanılan mücadelenin içine bir damla bile eğrilik karışmışsa o su zehirlenmiştir, o zafer gölgelenmiştir.
B) Değil mi ki yarışı önde bitirmenin hırsı, başkalarının ayağına çelme takmayı gerektiriyor;
varsın başkaları bitirsin yarışı, varsın başkaları yaşasın zafer sarhoşluğunu.
C) Dünyanın hangi onuru, insanın kendi kendisine verdiği dürüstlük madalyasından daha değerlidir?
D) Ne vakit kötülüğe yaklaşsa, onun sınırlarında dolaşsa, o sınırdan içeri adımını atsa anında öter  iyiliğin borusu; yüreği yardıma çağırır, sağduyuya “Durdur bu işi.” der.

8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde cümleye zaman anlamı katan bir fiilimsi kullanılmamıştır?
A) Taşlaşmış yumruğunu önündeki sehpaya vurup “Bu evde kimseyi istemiyorum.” diye bağırdı.
B) Güneşin parlattığı toz tanecikleri aşağı süzülürken çizgili başını ‘başka söz istemem’ bakışlarıyla odanın boş tarafına çevirdi.
C) Mutfağa giderken avuçlarının dolgun tarafıyla gözyaşlarını sildi.
D) Genç kadın, buzdolabında çürümüş yiyecekleri çöp kutusuna doldururken söyleniyor, bazen içeriden duyulsun diye sesini yükseltiyordu.

9. İngilizce öğretmeni Neslihan Hanım, öğrencilerden hastalık konulu bir paragraf yazmalarını istemiş. Ancak her cümlede en az bir fiilimsi kullanmalarını istemiştir. Öğrencilerin yazmış olduğu bu paragraflardan hangisinde öğretmenin söylediklerine uyulmamıştır?
A) Hastalık denge yitiminden kaynaklı bir irade eksilmesidir. Dengesizlik, aşırılıktan kaynaklanır ve her aşırılık insanın mevcudiyetine güç kaybettirir. Sağlıklı oluş varlığa vurgu yaptığı için ölüm ile hayat arasındaki kaldıraçta ayaklarını her iki tarafa da dengeli basma becerisi göstermekle mümkündür. Bu biraz da nefes alıp vermenin ritmine uygun oluştur. Nefes alarak hayata basar kaldıraçtaki ayak, nefes vererek ölüme…
B) Sürekli nefes alıp hiç vermemek de nefesi hiç almamak da hastalıktır ve hastalık ölümün en sadık bekçisidir. Mutlak karanlık yıldızlar da hastadır, mutlak aydınlık yıldızlar da; her ikisi de görüş alanını kapatır, körlüğe yaklaştırır. Güneş’e tamamen uzak Plüton da hastadır, Güneş’in burnunun dibindeki Mars da. Sağlıklı olan tek gezegendir Dünya çünkü ateşi de suyu da sıcağı da soğuğu da sertliği de yumuşaklığı da dengede tutmaktadır ve bir denge yitimi, bir aşırılık olarak bütün doğal afetler dünyanın hastalıklarıdır.
C) Ölümü inkâr etmeden hayatı yaşamak… Mutlak ölüm tarafı umutsuzluğu, mutlak hayat tarafı unutkanlığı tetikler kaldıracın ve her ikisi de ruhun hastalığıdır. Ölüm ile hayatın iç içe geçtiği ruhlarda parıldar ümit. Mutlak ışık da sonsuz karanlık da gözü kör ettiği için her ikisinin sentezi olarak “makul ışık”tır hayatı besleyen. Dünyayı, önündeki Mars’tan da ardındaki gezegenlerden de ayıran ve ona hayat bahşeden tam da bu dengede oluştur. Her ikisi de uçlarda olan, bağışıklığı çökmek de bağışıklığı olduğundan fazla güçlenmek de hastalıktır.
D) Hayatı ihmal anlamına gelen bütün hastalıkların varlığını bir şekilde, aşırılığa borçlu olmasının sebebi de budur. Hastalık; organizmayı oluşturan parçalardan birinin “yoldan çıkarak” varoluş alanını genişletme arzusuyla ötekilerin sınırlarını ihlal etmesi, işleyişlerini bozmasıdır. Böylece hepsi bir arada “bir şey” olan parçalardan bazıları işlev yitimine uğrar ve ötekilere karşı üstlendiği sorumluluğunu yerine getiremez; kendi ışıltısını kaybettiği gibi ışığından yararlanan ötekileri de soluklaştırır.

10.
I. Genç kadın arada bir susuyor, içeriden gelen seslere kulak veriyor, fazla ileri gittiğini düşünerek sesini yumuşatıyordu.
II.  Boydan çizgili, lacivert ceketinin önünü ilikledi; her iki ucundan tutup aşağıya doğru çekti.
III. Gözlüğü bulamayınca elindekini gözünden uzaklaştırdı ve okumaya çalıştı.
IV. Cüzdanını iç cebine tekrar koyduğunda az evvel rastladığı kart yumruğunda buruşmuştu.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangilerinde durum bildiren bir zarf fiil kullanılmıştır?

A) I-II
B) II-III
C) III-IV
D) II-IV

11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde adlaşmış bir sıfat fiil vardır?
A) Yalnız ortada “Hastası” yazan yerin önünde ne yazdığını, elindeki kartı bir ileri bir geri götürmesine rağmen okuyamamıştı.
B) Son zamanlarda unutkanlığı için gittiği doktorların birinden alınmış bir randevu kartı olmalıydı.
C) Ellerini bir süre gezdirdiği ceketinin cebinden kalemini ve silgisini çıkardı.
D) Sigarasını yakar yakmaz cüzdanından çıkan beyaz kart gibi beliren çaycının “Çay verim mi?” teklifini reddetti.

12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sıfat fiil eklerinden birini alan bir sözcük isimleşmiştir?
A) Bir ambulans, akşam trafiğini aşıp hastasına kavuşabilmek için sirenine güveniyordu.
B) Bir süre dolmuşların arasından slalom yaparak ilerlemeye çalışan kalabalığı izledi.
C) “Çay! Çay verim mi çay?” diyerek elindeki termosla yaklaşan çaycıya birkaç dakika içinde üçüncü defa aynı cevabı veriyordu.
D) İçinde, çaycının ensesindeki saçlarından tutup kafasını kaldırım taşlarına birkaç defa vurmak isteyen bir his…

CEVAPLAR: 1.A, 2.D, 3.C, 4.B, 5.C, 6.C, 7.D, 8.A, 9.B, 10.A, 11.A, 12.B

Yazdır

Yazar hakkında

admin

Yorum yap