Testler

Paragrafta Konu-Ana Düşünce Test 7

PARAGRAFTA KONU-ANA DÜŞÜNCE TEST 7

1. Sanat, insanın toplumsal gelişimine bağlı olarak değişir ve gelişir. Ancak, bugünün sanat anlayışını geçmişten soyutlamak da yanlıştır. Çünkü yeni; eskinin, içinde taşıdığı çelişkiler sonucu nitelik değiştirmiş şeklidir. Dolayısıyla sanattaki bu nitelik değişimini bilmek, sanat eserlerini kavrayabilmemizi sağlar.
Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sanat eserini anlamak, sanatın tarihsel gelişimini bilmekle mümkün olur.

B) Sanat yapıtının insandan bağımsız olarak oluşturulabileceği düşünülemez.
C) Sanatla ilgili tartışmalar öteden beri aynı konu etrafında dönmektedir.
D) Eskinin tekrarı olan birçok eser, yenilik getirme iddiasıyla yazılmıştır.
E) Sanat eserleri geçmişler bugün arasında köprü kurmalıdır.

2.Edebiyatın coğrafyası geniş hatta sınırsızdır. Edebiyatın kanatlarında bir yazarın anlatamayacağı hemen hiçbir konu yoktur. Okur da bu geniş edebiyat coğrafyasında nice yeni kavramlarla, duygu ve düşüncelerle tanışır. Eski ya da yeni yaklaşımları öğrenir, bunlarla beslenir, gelişir, değişir. Edebiyatın işlevi de budur zaten: Değiştirmek, dönüştürmek ve geliştirmek.
Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yazınsal eserler farklı coğrafyalardaki yaşamlara tanıklık eder.

B) Okurlar, edebiyatın kuşatıcı atmosferi sayesinde kendilerini yeniler.
C) Edebiyat ürünleri ortaya çıktıkları coğrafyaya göre çeşitlilik gösterir.
D) Değişen toplumla birlikte o toplumun ürettiği edebiyat ürünleri de değişir.
E) Zihin ve gönül coğrafyası geniş olmayan toplumların zengin edebiyatları olmaz.

3. (I) Şiir yazmaya başladığım sıralarda meşhur olmaya çok imrendiğimi saklamayacağım. (II) Fakat sonra sonra gerçek şöhretleri yalancı şöhretlerden ayırt etmeye başlayınca bir okuyucu kitlesi tarafından sevilip beğenilmenin kolay bir şey olmadığını anladım. (III) Hem bırakın meşhur olmayı, gerçek güzel bir şey yazmanın insana verdiği haz az şey midir? (IV) Üç beş edebiyatçı, beş on şiir okuyucusu tarafından bilinmeye şöhret denemez şüphesiz. (V) Bugün az çok meşhur sayılan bir şair olarak şöhretin bir sanatçı için amaç olmaması gerektiğini söylemek istiyorum.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde sanatçının düşüncesinde yanıldığı anlaşılmaktadır?
A) I.         B) II.           C) III.       D) IV.        E) V.

4. Bazı şeyleri daha kısa anlatabilirsiniz, ama bazen de o kısalık yetmiyor size, uzun anlatmak gerekiyor. Belki kaçınılmaz olarak yazar malzemesinin bir öyküye sığmayacağını anladığında geçiyor romana. Böyle olunca da: “Öyküden romana geçmiş, öykü bir sıçrama tahtası mı?” gibi sorular çıkıyor ortaya; ama bunun kısmen zorunluluktan doğduğuna inanıyorum ben.
Bu parçaya göre yazarların romana yönelmesinin asıl nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Öykünün, hacim bakımından anlatılacaklar için yeterli olmaması

B) Öykü türünde yeterince deneyim kazanması
C) Anlatacağı olayı daha ilgi çekici yönleriyle ele almak istemesi
D) Öyküye diğer yazın türlerinden az değer verilmesi
E) Okurun, yazarlardan öykü türü dışında eserler vermesi

5. Türkçenin değişik alanlardaki kullanılış güzelliğini, biçimini, rengini yansıtmak görevimizdir. Ben bunu bilinçli olarak ve severek yapıyorum. Bölgesel söyleyiş özelliklerini yansıtmak gerektiğine inanıyorum. Bugün ben yazacağım, öbürü yazacak, beriki yazacak ve bu yazılanlar bir gün bölgesellikten çıkıp herkesin kullandığı deyimler durumuna gelecek. Böylelikle Türkçe, eski zenginliğini yine kazanacak.
Bu parçaya göre, Türkçenin zenginleşmesi için yazarlara düşen en önemli görev, aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yazı dilini konuşma dilinden ayırmak

B) Yapıtlarda, anlaşılır bir dil kullanmak
C) Yazı dilini yerellikten uzak tutmak
D) Yöresel söyleyişlere yapıtlarda yer vermek
E) Değişik söyleyiş biçimleri oluşturmak

6. Günümüzde bazı eleştirmenler, kendilerini edebiyat dünyamızın tek sahibi zannediyorlar. Okunması için gençlere tavsiye edilen yazarlar arasında, ismini duymadıkları bir yazarımızın bulunmasına şaşırıyorlar. Bu yazarın hak ederek mi yoksa türlü oyunlarla mı tavsiye edildiğini araştırmaya koyuluyorlar. Onlara göre okunmaya değer bir eser olsaydı mutlaka kendileri bilirdi. Hâlbuki bu beylerin ismini duymadığı, eserleriyle edebiyatımızda yarına kalacak birçok yazar var.
Bu parçada yazar, aşağıdakilerden hangisini eleştirmektedir?
A) Yetkin yazarların, gençlere yol göstermemesini

B) Edebiyatımızda nitelikli yapıtlar ortaya konulamamasını
C) Eleştirmenlerin, değerlendirmelerinde yaşlı genç ayrımı yapmalarını
E) Kimi eleştirmenlerin, kendilerini edebiyat dünyasının otoritesi olarak görmelerini

7. Şiir okumak, yazmak iyidir, hoştur da yazdıklarını başarılı birer yapıt sayarak ortaya çıkmak hoş değildir. Şairlik heveslilerinin en başta yapacakları, kendilerinden önce neler yazılmış, nasıl yazılmış, hangi gerekçelerle, sürüklenmelerle, duygulanmalarla yazılmış bunları bilmek, özümsemek, incelemektir. Kaç kişi bunu yapar? Kendi beğenisini şaşmaz ölçüt sayan kişi hemencecik toplar dizelerini bir kitapta, getirir sunar, “eleştirinizi bekliyorum” diyerek. Nesini eleştireceksiniz, ne diyeceksiniz, şaşırıp kalırsınız.
Bu parçada genç şairlerle ilgili asıl yakınılan durum aşağıdakilerden hangisidir?
A) Usta şairleri aynen taklit etmelerinden

B) Şiirlerinde yalnız bireysel konuları işlemelerinden
C) Şiirlerine yönelik yazılan eleştirileri dikkate almamalarından
D) Kendilerinden önce ortaya konan ürünleri incelememelerinden
E) Bir an önce ünlü olmaya çalışmalarından

8. Objektif olacağım derken duygularını büsbütün devre dışı bırakanlara içerliyorum. En büyük natüralist Emile Zola, o büyük üstat, duygularından bütünüyle sıyrılmış mıydı? Elbette hayır. “Teressa Raquin” adlı romanında başından sonuna kadar karamsarlık hâkim. Bu tema hemen bütün romanlarında omurgayı oluşturuyor. Emile Zola’nın bile yapamadığını bu çağda kim yapabilir?
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Natüralist sanatçılar arasında en yetkin eser veren kişi Emile Zola’dır.

B) Emile Zola’nın birçok eserinde duygusal altyapı, karamsarlık üzerine kurulmuştur.
C) Her romanın başkahramanı, romancının yaşamından izler taşır.
D) Objektif olma kaygısıyla, duygulardan soyutlanarak yapıt oluşturma olanağı yoktur.
E) Görsel anlatımın, yazılı anlatıma baskın çıktığı bu çağda Emile Zola’nın aşılması mümkün değildir.

9. Bir yönetmen, yazınsal yapıtları filmleştirmeyi iki sebepten tercih eder. İlk sebep, o kitap çok okunmuştur, çok büyük ilgi görmüştür. Belli bir beklentiye cevap vermek için de o kitabın filmi yapılır. Yani amaç tamamen ticaridir. Bir diğer seçim nedeni ise o yapıtı yazan kişiyle yönetmenin duygu ve düşüncesinin örtüşmesidir. Bu örtüşme, yönetmeni, o yapıtı görsel ve işitsel alana uyarlamaya iter.
Bu parçanın bütününde aşağıdakilerin hangisinden söz edilmektedir?
A) Sinema ve edebiyatın birbirine olan katkısından

B) Yazılı metinlerin sinemaya uyarlanırken özünü kaybetmesinden
C) Yönetmenin, bir yazın yapıtını filme çekme nedenlerinden
D) Çok okunan yapıtların görsel alandaki başarısından
E) Dili sinemaya uygun yapıtların sinemaya uyarlanması gerektiğinden

10. Eleştiri türü yapıtlar, bir roman veya bir öykü gibi okunamaz. Ayrıca bu tür eserler okura edebî bir zevk vermekten uzaktır. Dolayısıyla okur kitlesi sınırlıdır. Okura bakan yönüyle eleştirinin durumu budur. Ancak eleştirmen yönünden bakıldığında eleştiri, çok keyifli bir uğraş olarak çıkmaktadır karşımıza. Eleştirinin onlar için; okurları aydınlatmak, okura yeni şeyler öğretmek ve onların, sanat eserlerini her yönüyle anlamalarını sağlamak gibi zevk olarak gördükleri yanları vardır.
Bu parçanın bütününde anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Eleştirinin, okurun bilinçlenmesinde önemli bir rolünün olduğu

B) Eleştiri türü eserlerin okurlar tarafından sıkıcı olarak nitelendirildikleri
C) Eleştirmenlerin, değerlendirmelerinde okuru yönlendirme amacı güttüğü
D) Eleştirinin bir edebî tür olarak kabul edilmediği
E) Eleştirinin, okur ve eleştirmen açısından farklı yanlarının bulunduğu

11. (I) “Araba Sevdası”, Bihruz Bey’in yanlış biçimlenen kişiliğini çarpıcı biçimde sergilemesi bakımından başarılı bir romandır. (II) Keşfi Bey, Bihruz Bey ve ötekilerin çalışıp maaşlarını aldıkları “kalem”, bir devlet dairesidir. (III) Burası sadece maaş almak için uğranan bir yerdir. (IV) Bu gözlemler, romana ustalıkla yerleştirilmiş ve dönemin bürokrasisine getirilen önemli bir eleştiri olmuştur. (V) Recaizade bu romanda; bir dönemin iş çevresinde, eğlencede, günlük yaşamda görülen aksaklıklarını, yani çöküşün belirtilerini sunmuştur.
Bu parçada sözü edilen romanın içeriği ile ilgili en genel yargı numaralanmış cümlelerin hangisinde verilmiştir?
A) I.         B) II.             C) III.     D) IV.     E) V.

12. Şiir, başka dile çevrilemeyen ürün olarak tanımlanır. Hatta şiirin, yazıldığı dile bile çevrilemeyeceği söylenir. Madem öyle, neden o kadar şiir çevirisi yapılmış ve hâlâ yapılıyor? Uluslar birbirinden ne kadar uzakta yaşarsa yaşasın; dilleri, dinleri ne kadar başka olursa olsun gene de bazı ortak düşünüşleri, görüşleri vardır. Şairler bu ortak görüşleri ve düşünüşleri dile getiren güçlü kişilerdir. Bu yüzden çeviri bir şiiri okurken de ondan bir tat alırız.
Bu parçada şiirle ilgili olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Şiirin hiçbir zaman çevirisinin yapılamayacağı

B) Şiir çevirilerinin, ancak şairler tarafından yapılırsa okur bulabileceği
C) Gerçek şiirin, açıklamasının bile yapılamayacağı
D) Evrensel konuları işleyen şiirlerin çevirisinin de zevkle okunabileceği
E) Şiirin çevirisi yapılamaz, görüşünün hâlâ geçerliliğini koruduğu

CEVAPLAR: 1.A, 2.B, 3.B, 4.A, 5.D, 6.E, 7.D, 8.D, 9.C, 10.E, 11.E, 12.D

paragrafta konu-ana dusunce test 7 indir.

Yazdır

Yazar hakkında

admin

Yorum yap