Çalışma Kitapçıkları

Cümlenin Ögeleri Etkinlikleri 20

Zarf tamlayıcılarını bulma çalışmasıdır.

CÜMLENİN ÖGELERİ ETKİNLİKLERİ 20                                                                                                    

1.ETKİNLİK
A
şağıdaki cümlelerde bulunan zarf tamlayıcılarının altını çiziniz.

1 Emile Faguet’ye kulak verecek olursak, yeniden okumanın yeniden yaşamak demek olduğunu anlarız.
2 Faguet ayrıntılardan tat almak, biçemin güzelliğine varmak için de yeniden okumak gerektiğine inanır.
3 Faguet, elli yıl sonra onu yeniden harmanladığında aynı duyguları duyamamıştır.
4 Ama bu kez yapının sağlamlığıyla çarpılmıştır.
5 Maurois’ya inanmak gerekirse, o, Balzac’ın çoğu kitaplarını yüz kez okumuştur.
6 20. yüzyıl dediğimiz başkaldıranı ve kaş kaldıranı bol çağda, yazarlar birbirlerini okumakta, ama okurlar -neyin okurları?- onları okumamaktadır.
7 Türkiye’ de insanlar, okumaya arka dönmekle mutluluk denizlerinde yüzerken, haç ve çan memleketlerinde de kafirlerin çoğu, üzünçlü yüreklerini iskender aynası eyleyen kitaplara yumulurlar.
8 İki saatlik dinlenme sürelerini açık havada okuyarak geçirmek istediklerinden bir kitapçı vitrini önünde, bir saçak altında, bir köşe başında, yere dikey olarak kitap okumaktadırlar.
9  Bir kitap insanda hiçbir şey uyandırmıyorsa, onu ne diye okumalı!
10 Leautaud, Londra’yı görme isteğine Bronte Kardeşlerin yaşamöyküsünü okuyunca kapılmıştır.
11 Stendhal’in de aynı işe kalkışması Shakespeare’in oyunlarını didikledikten sonra olmuştur.
12 Shelley öldüğü vakit elinde bir kitap bulunmuştur.
13 Kediler, köpekler burada istedikleri gibi fink atarlar. Sokak kapısı yaz kış açıktır.
14 Kedisinin başına gelebilecek olasılıkları düşündükçe hıçkıra hıçkıra ağlar.
15 Pazartesi gecesi on bire çeyrek kala hayvanda bir canlılık belirtisi görülür.
16 Sekiz yıl boyunca biraz ekmek, biraz peynir, bir bardak su ve bir fincan kahveyle açlığını bastırmıştır.
17 Gereksiz ayrıntılarla sözü uzatmayalım.
18 Fikret, o sıra resim yaptığından, yada bir şiire daldığından bu çağrıya pek aldırmamış, “Benim işimin tadı yemekten de ileri!” diyerek başını yine çalıştığı şeyin üzerine eğmiştir.
19 Ruşen Eşref, Fikret’in sağlığındaki evi en ince ayrıntılarına değin anlatmıştır.
20 Fikret, Servetifünun’u yönettiği yıllarda, akşamları, bu minder üzerinde az biraz kestirdikten sonra kalkar, bütün gece derginin resimleri, düzeltmeleriyle uğraşır, şiir ve söyleşiler yazarmış.
21 Fikret’in ölümünden, Aşiyan’ın müze olmasına kadar geçen otuz yıl içinde çok şey değişmiştir.
22 Necatigil’in Beşiktaş’taki Barbaros Meydanı’nı anlatan iki şiiri, şimdilerde yavaş yavaş değişmeye başlayan meydanın 1945 yıllarındaki insan coğrafyasını ustaca verir.
23 Bütün yaşamı işsiz kalmak korkusu içinde geçmiştir.
24 Treni kaçırırız diye korkmaktadırlar.
25 Yeni Roma imparatoru Domitianus, Agricola’nın başarılarını duyunca kıskançlıktan cas cas kavrulur.
26 Onun içine bir kez girdin mi, seni bir daha kimse çıkaramaz.
27 Flaubert hangi çiçekten bal alacağını iyi bildiği için Aşk Eğitimi’ni yazarken kişilerini gerçek tarihin içine oturtmak için büyük çabalar göstermiştir.

                                                                                         

2.ETKİNLİK
Aşağıdaki cümlelerde bulunan zarf tamlayıcılarının altını çiziniz.

1 Konukları hiç eksik olmadığından yazı masasına hep geceleri saat on birden sonra geçer, ve tan atmadan da kalkmaz.
2 Proust oldum bittim tıknefestir.
3 Bu hastalık onu ta küçük yaşlarda yakalamış ve bütün yaşamını, bütün çalışmasını geriletmiştir.
4 O, kafasını toplamak, yapıtı için gerekli sessizliği ve huzuru yitirmemek için kimi zaman hasta olduğundan da hasta görünmeye önem verir.
5 Çocukluk arkadaşı olan Reynaldo eve istediği zaman kollarını sallaya sallaya girer.
6 Hiç tanımadığı, ama romanında yararlanacağına inandığı kişilerle ilişki kurabilmek için de araya tanıdıklar koyar.
7 Çoğu zaman da belleğindeki bir boşluğu doldurmak için dostlarıyla mektuplaşmayı yeğler.
8 Bir insanın kendi memleketi dışında bir yeri, başkalarına da anlatacak kadar ölçüp biçmesi çok zordur.
9 Yılların, yüzyılların tokmağı, memleketlerin özelliklerini un ufak ettikten sonra, geçmişin kalın ve tozlu örtüsünü kaldırmak isteyenler önlerinde bu yabancı yazarların kendi yurtları üzerine yazdıkları çelimsiz ve gerçeğe aykırı gezi yazılarından, günlük ve anılardan başka bir şey bulamazlar.
10 Çünkü insanlar gidip gördükleri ülkeleri kendi yurttaşlarına öykülemek için yanıp tutuşurlar da, kendi yaşadıkları şehirleri anlatmaya pek yanaşmak istemezler.
11 Bizim Evliya Çelebimiz gibi kimi yazarlar, içinde bocaladıkları çağın ilgisini çekmeyi dikkate almadan bu işi öyle bir yiğitlikle ele alırlar ki, ortaya koydukları yapıt her türlü değerlendirmenin üstüne çıkar.
12 Tarih boyunca riyasız Evliya Çelebi’nin bir benzerine rastlamak çok güç.
13 Çelebi, işini bir topoğrafyacı, bir şehirci, bir incelemeci, bir belediyeci, bir maratoncu, bir ozan gibi bıkmadan, usanmadan yürütür.
14 Şehir gezginimiz hastanelere de göz atmak gerektiği vakit ilk Fatih Sultan Mehmet delilerevinden içeri dalar.
15 Çelebi; sarayların, hanların, kervansarayların, bekâr odalarının, çeşmelerin de defterini dürdükten sonra yıkanmak için hamamların kapısına dayanır.
16 Ayrıntılara inmeden bir şeyin ilginçliği ortaya çıkmaz.
17 Zahmet olmazsa, yolumuzu atla sürdürelim. Arkamızı kuzeye çevirerek güneye doğru ilerleyelim.
18 Kadınlar yüreklerini soğutmak için onları-aynaları- her dakika yamaçlarında tutarlar.
19 Bir kenarda sıramı beklerken aynaların büyüsüne kaptırırım kendimi.
20 Dostum, aradan on iki yıl geçince, yeni çıkan şiir kitabımı çok acı bir dille eleştirdi de aklım başıma geldi.
21 Dostumdan şiirlerimi yedi kat yerin dibine geçiren mektubu aldığım vakit de tam ayılmadım.
22 Nahit Sırrı Örik’in büyükannesi Ayşe Sıdıka Hanıma sorarsanız, o da size, yana yakıla aynaların ikiyüzlülüğünden açar.
23 Orson Welles’in 1940 yılında yaptığı Y urttaş Kane, ondan bir iki yıl sonra çevrilen Jean Renoir’ın Nehir’i sinemanın göze seslenen bir sanat olduğu görüşünü iyice yerleştirmiştir.
24 Tiyatro çok eski yıllara dayanan bir sanat kolu olduğu hâlde, onun da göze seslenen bir sanat olduğu ancak son yıllarda anlaşılmıştır.
25 Diyeceklerini birtakım simgelerle anlatır, oyundan bir şeyler kapmak isteyenlerin bu simgeleri çözmesi gerekir.

CEVAPLAR                                                       

1.ETKİNLİK
A
şağıdaki cümlelerde bulunan zarf tamlayıcılarının altını çiziniz.

1 Emile Faguet’ye kulak verecek olursak, yeniden okumanın yeniden yaşamak demek olduğunu anlarız.
2 Faguet ayrıntılardan tat almak, biçemin güzelliğine varmak için de yeniden okumak gerektiğine inanır.
3 Faguet, elli yıl sonra onu yeniden harmanladığında aynı duyguları duyamamıştır.
4 Ama bu kez yapının sağlamlığıyla çarpılmıştır.
5 Maurois’ya inanmak gerekirse, o, Balzac’ın çoğu kitaplarını yüz kez okumuştur.
6 20. yüzyıl dediğimiz başkaldıranı ve kaş kaldıranı bol çağda, yazarlar birbirlerini okumakta, ama okurlar -neyin okurları?- onları okumamaktadır.
7 Türkiye’ de insanlar, okumaya arka dönmekle mutluluk denizlerinde yüzerken, haç ve çan memleketlerinde de kafirlerin çoğu, üzünçlü yüreklerini iskender aynası eyleyen kitaplara yumulurlar.
8 İki saatlik dinlenme sürelerini açık havada okuyarak geçirmek istediklerinden bir kitapçı vitrini önünde, bir saçak altında, bir köşe başında, yere dikey olarak kitap okumaktadırlar.
9  Bir kitap insanda hiçbir şey uyandırmıyorsa, onu ne diye okumalı!
10 Leautaud, Londra’yı görme isteğine Bronte Kardeşlerin yaşamöyküsünü okuyunca kapılmıştır.
11 Stendhal’in de aynı işe kalkışması Shakespeare’in oyunlarını didikledikten sonra olmuştur.
12 Shelley öldüğü vakit elinde bir kitap bulunmuştur.
13 Kediler, köpekler burada istedikleri gibi fink atarlar. Sokak kapısı yaz kış açıktır.
14 Kedisinin başına gelebilecek olasılıkları düşündükçe hıçkıra hıçkıra ağlar.
15 Pazartesi gecesi on bire çeyrek kala hayvanda bir canlılık belirtisi görülür.
16 Sekiz yıl boyunca biraz ekmek, biraz peynir, bir bardak su ve bir fincan kahveyle açlığını bastırmıştır.
17 Gereksiz ayrıntılarla sözü uzatmayalım.
18 Fikret, o sıra resim yaptığından, yada bir şiire daldığından bu çağrıya pek aldırmamış, “Benim işimin tadı yemekten de ileri!” diyerek başını yine çalıştığı şeyin üzerine eğmiştir.
19 Ruşen Eşref, Fikret’in sağlığındaki evi en ince ayrıntılarına değin anlatmıştır.
20 Fikret, Servetifünun’u yönettiği yıllarda, akşamları, bu minder üzerinde az biraz kestirdikten sonra kalkar, bütün gece derginin resimleri, düzeltmeleriyle uğraşır, şiir ve söyleşiler yazarmış.
21 Fikret’in ölümünden, Aşiyanın müze olmasına kadar geçen otuz yıl içinde çok şey değişmiştir.
22 Necatigil’in Beşiktaş’taki Barbaros Meydanı’nı anlatan iki şiiri, şimdilerde yavaş yavaş değişmeye başlayan meydanın 1945 yıllarındaki insan coğrafyasını ustaca verir.
23 Bütün yaşamı işsiz kalmak korkusu içinde geçmiştir.
24 Treni kaçırırız diye korkmaktadırlar.
25 Yeni Roma imparatoru Domitianus, Agricola’nın başarılarını duyunca kıskançlıktan cas cas kavrulur.
26 Onun içine bir kez girdin mi, seni bir daha kimse çıkaramaz.
27 Flaubert hangi çiçekten bal alacağını iyi bildiği için Aşk Eğitimi’ni yazarken kişilerini gerçek tarihin içine oturtmak için büyük çabalar göstermiştir.

                                                                                         

2.ETKİNLİK                                                                                     
A
şağıdaki cümlelerde bulunan zarf tamlayıcılarının altını çiziniz.

1 Konukları hiç eksik olmadığından yazı masasına hep geceleri saat on birden sonra geçer, ve tan atmadan da kalkmaz.
2 Proust oldum bittim tıknefestir.
3 Bu hastalık onu ta küçük yaşlarda yakalamış ve bütün yaşamını, bütün çalışmasını geriletmiştir.
4 O, kafasını toplamak, yapıtı için gerekli sessizliği ve huzuru yitirmemek için kimi zaman hasta olduğundan da hasta görünmeye önem verir.
5 Çocukluk arkadaşı olan Reynaldo eve istediği zaman kollarını sallaya sallaya girer.
6 Hiç tanımadığı, ama romanında yararlanacağına inandığı kişilerle ilişki kurabilmek için de araya tanıdıklar koyar.
7 Çoğu zaman da belleğindeki bir boşluğu doldurmak için dostlarıyla mektuplaşmayı yeğler.
8 Bir insanın kendi memleketi dışında bir yeri, başkalarına da anlatacak kadar ölçüp biçmesi çok zordur.
9 Yılların, yüzyılların tokmağı, memleketlerin özelliklerini un ufak ettikten sonra, geçmişin kalın ve tozlu örtüsünü kaldırmak isteyenler önlerinde bu yabancı yazarların kendi yurtları üzerine yazdıkları çelimsiz ve gerçeğe aykırı gezi yazılarından, günlük ve anılardan başka bir şey bulamazlar.
10 Çünkü insanlar gidip gördükleri ülkeleri kendi yurttaşlarına öykülemek için yanıp tutuşurlar da, kendi yaşadıkları şehirleri anlatmaya pek yanaşmak istemezler.
11 Bizim Evliya Çelebimiz gibi kimi yazarlar, içinde bocaladıkları çağın ilgisini çekmeyi dikkate almadan bu işi öyle bir yiğitlikle ele alırlar ki, ortaya koydukları yapıt her türlü değerlendirmenin üstüne çıkar.
12 Tarih boyunca riyasız Evliya Çelebi’nin bir benzerine rastlamak çok güç.
13 Çelebi, işini bir topoğrafyacı, bir şehirci, bir incelemeci, bir belediyeci, bir maratoncu, bir ozan gibi bıkmadan, usanmadan yürütür.
14 Şehir gezginimiz hastanelere de göz atmak gerektiği vakit ilk Fatih Sultan Mehmet delilerevinden içeri dalar.
15 Çelebi; sarayların, hanların, kervansarayların, bekâr odalarının, çeşmelerin de defterini dürdükten sonra yıkanmak için hamamların kapısına dayanır.
16 Ayrıntılara inmeden bir şeyin ilginçliği ortaya çıkmaz.
17 Zahmet olmazsa, yolumuzu atla sürdürelim. Arkamızı kuzeye çevirerek güneye doğru ilerleyelim.
18 Kadınlar yüreklerini soğutmak için onları-aynaları- her dakika yamaçlarında tutarlar.
19 Bir kenarda sıramı beklerken aynaların büyüsüne kaptırırım kendimi.
20 Dostum, aradan on iki yıl geçince, yeni çıkan şiir kitabımı çok acı bir dille eleştirdi de aklım başıma geldi.
21 Dostumdan şiirlerimi yedi kat yerin dibine geçiren mektubu aldığım vakit de tam ayılmadım.
22 Nahit Sırrı Örikin büyükannesi Ayşe Sıdıka Hanıma sorarsanız, o da size, yana yakıla aynaların ikiyüzlülüğünden açar.
23 Orson Welles’in 1940 yılında yaptığı Y urttaş Kane, ondan bir iki yıl sonra çevrilen Jean Renoir’ın Nehir’i sinemanın göze seslenen bir sanat olduğu görüşünü iyice yerleştirmiştir.
24 Tiyatro çok eski yıllara dayanan bir sanat kolu olduğu hâlde, onun da göze seslenen bir sanat olduğu ancak son yıllarda anlaşılmıştır.
25 Diyeceklerini birtakım simgelerle anlatır, oyundan bir şeyler kapmak isteyenlerin bu simgeleri çözmesi gerekir.

cumlenin ogeleri etkinlikleri 20 indir.

Yazdır

Yazar hakkında

Süleyman Kara

Öğrenci ve öğretmenlere faydalı olmak için onlara kaliteli edebiyat sitesi olan edebiyat sultanını sundum.

Yorum yap