Testler

Paragrafta Konu-Ana Düşünce Test 8

PARAGRAFTA KONU-ANA DÜŞÜNCE TEST 8

1.Bize şehirleri sevdiren, orada yaşayan insanlara duyduğumuz bağlılıktır. Sevdiğimiz insanlar çekip gitsin yaşadığımız yerlerden, yabancı bir gezgin gibi kalıveririz ortalıkta. Bin yerinden bağlı bulunduğumuz sokaklar, semtler ve şehir, “Merhaba!” demez artık bize.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Şehirlerin, insanlar arasındaki bağı kuvvetlendirdiğinden

B) İnsan sevgisinin, yaşanan birçok olumsuzlukları giderdiği
C) Sokak, semt ve şehirlerin hayatımızda önemli bir yerinin olduğu
D) Yaşanan yerlerin sevilmesinde, oradaki insanlara duyulan sevginin önemli olduğu
E) Toplumsal bağlarımızın güçlenmesinin, şehirlerin güzelleşmesiyle mümkün olduğu

2. Hayatın, insanı zinde tutan, her an insana mutluluğu yudumlatan küçük zevkleri vardır. Kapısından etrafa bağlama seslerinin yayıldığı bir kahvede ikindi çayı içmek, yakın bir arkadaşla bir su kıyısında dolaşmak, sofrada, özlenmiş bir yemeği yemek gibi… Eğleneceğiz diye plan program hazırlamadan, yaşamın içindeki küçük küçük zevkleri tatmanın verdiği mutluluk bir başkadır.
Bu parçada anlatılmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?
A) İnsanı mutlu kılan, yaşamdaki küçük güzelliklerdir.

B) İnsanın mutlu olması, düzenli bir yaşamının olmasına bağlıdır.
C) Bazı insanlar, pahalı eğlencelerle mutlu olmak ister.
D) Her insanın, kendisine mutluluk veren anıları vardır.
E) İnsanın mutlu olması, onun bütün işlerini olumlu yönde etkiler.

3. Her metinde, yazar ile okur arasında bir kovalamaca vardır. Okur, bir dedektif gibi yazarın izini sürer. Yazarsa kaçmalı. İyi yazar, kaçar. Metinde izine rastlayamadığım yazar, büyük yazardır.
Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yazıyı etkili kılmak için yazarın özgün bir anlatım peşinden koşması gerektiği

B) Başarılı yazarların yazdıklarının, okurların beklentilerine göre şekillenmediği
C) Sanatta yetkin olmanın, yaşananları olduğu gibi anlatmaktan geçtiği
D) Yetkin bir yazarın, yaşamının ayrıntılarına yazdıklarında yer vermemesi gerektiği
E) Çokça okunmayı hedefleyen bir yazarın sürükleyici konulardan söz etmesi gerektiği

4. Savaşlar, kıtlıklar, deprem ve salgın hastalıklar sosyal hayatta bir karabasan gibi etkisini gösterir. Bu acıların insanların ruhunda açtığı yaralar ve kederler, zamanla kalemlere ve dillere yansır. Konuşmacıların konuşmalarında, yazarların yapıtlarında hep bu acıklı tablonun yansımaları görülür. Hiçbir yazar, içinde yaşadığı toplumun dertlerine duyarsız kalamaz.
Bu parçada, aşağıdakilerin hangisinden söz edilmektedir?
A) Sanat yapıtlarının, her çağda görülebilecek olayları yansıtması gerektiğinden

B) Toplumsal sorunları işleyen yapıtların daha çok ilgi gördüğünden
C) Sanatın, insanların sorunlarını çözmek gibi bir işlevinin bulunduğundan
D) Felaketlerin, toplumların sanat yaşamını olumsuz etkilediğinden
E) Toplumsal olayların, sanat yapıtına mutlaka yansıdığından

5. Bazı şairlerimiz kapalılıkta, zor anlaşılmada bir derinlik, bir olağanüstülük var sanır. Bence şair, milletine mal olmuş bir dille şiir yazmalı, kullandığı dilin inceliklerine dikkat edip onlardan büyük ölçüde faydalanmaya çalışmalıdır. Yeni sözcükler uydurarak veya uydurulmuş sözcükleri rastgele kullanarak şiirde bir yenilik yapılmış olacağı düşüncesine kapılmamalıdır.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Şairler, halkın kullanmadığı sözcükleri bularak şiirlerinde kullanmalıdır.

B) Şiirde kapalılık adına yapılan her şey gereksizdir.
C) Şiirde yenilik, dildeki sözcüklerin değiştirilmesinde değil, kullanış şeklinde aranmalıdır.
D) Hiçbir edebiyatta, özgün şiir diye bir şey yoktur.
E) Şair, söyleyeceklerini istediği şekilde dile getirmelidir.

6. Çocuklardan birine Don Kişot’u vermiştim. Okuyup getirdi. Yapıtı çok beğendiğini ve bir çırpıda okuduğunu söyledi, ancak hepsi bu kadardı. Ben de ilk okumamda bu yapıtı elimden düşürmemiş, bir günde bitirmiştim. Ancak ikinci okumamda daha farklı şeyler gördüm bu yapıtta. Üç dört kez okuyan bir arkadaşım da benim gördüklerimden daha ilginç ve farklı şeyler bulduğunu belirtmişti bir konuşmamızda. İşte gerçek sanat yapıtı budur.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) İnsanların, klasik yapıtlara küçük yaşlarda daha fazla ilgi duyduğu

B) Bir yapıttan herkesin farklı anlamlar çıkarabildiği
C) Gerçek sanat yapıtlarının, her okunuşta okuyucusuna farklı bir lezzet verdiği
D) Don Kişot’un, okuyucuyu etkileyen sürükleyici bir anlatıma sahip olduğu
E) Öğrencilerin roman türündeki yapıtları ayrıntılara dikkat etmeden okudukları

7. Sanatın ve edebiyatın çizgisi üzerinde yol alan öykü, geçen yüzyılın başlarında sıradan insanlar arasında filizlenmeye başlamıştır. Yine aynı ortamda gelişme dönemini tamamlamıştır. Zamanla akıcı bir dil, sarsılmaz bir yapı kazanarak yerini sağlamlaştırmıştır. Bu da öykünün etki alanını genişletmiştir. Böylece öykü, bütün insanlara seslenebilme olanağına kavuşmuştur.
Bu parçada öykü ile ilgili olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Hayatı nasıl yansıttığı

B) Anlaşılmasının zaman aldığı
C) Kalıcı bir nitelik taşıdığı
D) Özgün bir yapısının bulunduğu
E) Nasıl bir gelişim gösterdiği

8. Önceden insanlar; mektuplarla bir dosta, bir yabancıya günün getirdiklerini, bir olayı, bir duyguyu iletebiliyordu. Üstelik bunu, bir sanat eserinden sorumlu olmak gibi kalemini dizginleyici bir yük altına girmeden yapabiliyordu. Bunun sonucu olarak da geçmişte mektuplar aracılığıyla, insanlar arasında sihirli bağlar kurulmuş, insandan insana mesajların ulaştırıldığı küçük mucizeler gerçekleşmişti. Bu mucizelerin kaynağı, işte bu sanat kaygısından uzak, doğal anlatımların olduğu mektuplardır.
Bu parçada mektupların özellikle hangi yönü üzerinde durulmaktadır?
A) Giderek unutulan bir tür olduğu

B) Diğer sanatsal türlerle alışverişinin devam ettiği
C) Geçmişte iletişim adına daha etkili kullanıldığı
D) Edebî bir üslupla oluşturulduğu için birçok sanat dalına kaynaklık ettiği
E) İçten anlatımıyla insanlar arasındaki ilişkilerin gelişmesini sağladığı

9. Argoyu ve halk deyişlerini birbirine karıştırmaktan kaçınmalıyız. Argo, külhanbeyi dediğimiz bir zümrenin dilidir; halk deyişleri ise içine bütün sınıfları alan bir topluluğun ve bütün bir milletin ifade aracıdır. “Vız gelir.” bir argodur, “Adam sen de!” bir halk deyişidir. “Fiyakalı” argodur, “çalımlı” halk deyişidir.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisi üzerinde durulmaktadır?
A) Argo ile halk deyişleri arasındaki farklılıklar olduğu

B) Halk deyişlerinin argodan üstün olduğu
C) Son zamanlarda dilimizde argonun yaygınlaştığı
D) Edebî dilde halk deyişlerine yer verilmediği
E) Argonun halk deyişlerinin etkisinde geliştiği

10. Vüsat O. Bener, Dost’u yayımlayalı altmış yıl olmuş. Zaman yazınsal metnin dokusunu gevşetir, ögelerini bütüncül yapıdan ayırmaya başlar, böylece yapısı zayıflar, direnci kırılır. Ancak yazar, zamana göre ayarlamamış kendini, geleceğe kalma kaygısıyla da yazmamış. İçinde doğduğu edebiyatın değerlerinin ötesine geçmeye, yeni olanı yapmaya çalıştığı için zamana yenik düşmemiş. Dost’taki öyküler altmış yıl önce yayımlandığı zaman dönemin yazarları ve eleştirmenlerince tuhaf ve kapalı bulunmuş, Bener’in ne demek istediği tam anlaşılamamış, ancak yazıldıkları dönemin edebiyatının önüne geçtiği için bugün unutulmamıştır.
Bu parçada anlatılanlardan yola çıkılarak yazınsal yapıtlarla ilgili aşağıdaki genellemelerden hangisine ulaşılabilir?
A) Bir yazınsal yapıtın kalıcılığa ulaşması, içinde doğduğu toplumun dokusunu yansıtmasına bağlıdır.

B) Bir yapıtın başarılı olması, onun kalıcı olacağı anlamına gelmez.
C) Bir yazar, dönemine göre aykırı düşünceler ortaya koyarsa geniş bir okur kitlesinin dikkatini çekebilir.
D) Anlaşılmaz bulunan her yapıt, bir gün herkesçe anlaşılacak ve hak ettiği noktaya ulaşacaktır.
E) Yazıldığı dönemin sanatsal beğenisini aşan yapıtlar, kendi döneminde anlaşılmaz bulunup yadırganabilir.

11. (I) Bugün edebiyatımızda işini ciddiye alan, çalışkan romancılara ihtiyaç var. (II) Belgesel kitapların ilgi görmeye başlamasını nitelikli yapıtların eksikliğine bağlıyorum. (III) Belgesiz, tümüyle imge ürünü romanlar yazılmaya, okunmaya devam edilecek belki de. (IV) Ama bugün tezli ve gerçekçi romanlara daha çok ilgi gösteriyor roman okuyucusu. (V) O yüzden romancılık, artık bir “meslek” olmalı, romancılar kendilerini sadece bu işe adayarak belgeler ışığında, titiz araştırmalar sonucunda romanlarını yazmalıdır.
Bu parçada anlatılmak isteneni içeren en genel yargı aşağıdakilerden hangisidir?
A) I.     B) II.      C) III.      D) IV.        E) V.

12. Benim yetiştiğim yıllarda bir insanın Orhan Kemal’i, Sait Faik’i, Memduh Şevket’i, Refik Halit’i okumadan hikâyeci olmasını düşünmek imkânsızdı. Ama şimdilerde öyle mi? Bir iki sene önce genç bir yazarımız, “Ben mecbur muyum bu sanatçıları okumaya?” demişti bir röportajında. Bir mecburiyet yok tabii ki ama bir kültür zinciridir bu, bir mihenk taşıdır yapıtlarınızın değerini ölçebileceğiniz. Sevmeye değil ama bilmeye, ölçüp biçmeye mecburuz. Onların sanat ve edebiyat alanında yaptıklarının tam tersini yapacaksınız belki ama bunları bilmeden nasıl gerçekleşecek ki bu?
Bu parçanın bütününde sanatçının vurgulamak istediği düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
A) Geçmişin izlerini aynen takip etmenin bir sanatçının başarıyı yakalaması için zorunlu olduğu

B) Günümüzü iyi anlamanın eskiyle sıkı bağlar kurmaya bağlı olduğu
C) Sanat alanındaki yazınsal akımlardan yeni bir şeyler öğrenmek gerektiği
D) Özgünlüğü yakalamanın kısa bir zaman dilimi içinde başarılamayacağı
E) Yeni yazarların kültürel birikimden haberdar olması gerektiği

paragrafta-konu-ana-dusunce-test-8

CEVAPLAR: 1.D, 2.A, 3.D, 4.E, 5.C, 6.C, 7.E, 8.E, 9.A, 10.E, 11.E, 12.E

paragrafta konu-ana dusunce test 8 indir.

Yazdır

Yazar hakkında

admin

Yorum yap