SÖZ SANATLARI ÇALIŞMA KİTAPÇIĞI 4
Aşağıdaki dize, beyit ve dörtlüklerde hangi söz sanatları vardır? Karşısına yazınız.
| 1 | Gündüz güne teslim oldum, geceler aya tutsak Irmaklarda toy olurken dereler çaya tutsak | |
| 2 | Yamacında gezindiğin Şimdi dağlar ağlasın | |
| 3 | Köz ateş vurdukça kaynasın kazan Yanıp da kül olsun huzuru bozan | |
| 4 | Kimisi bir etmez kimisi buçuk Kimi adam değil kimisi açık Kimi yalın ayak kimi sırt açık Çıplaklara çul verdiydim bir zaman | |
| 5 | Karac’oğlan der ki bakın geline Ömrümün yarısı gitti talan Sual eylen bizden evvel gelene Kim var imiş, biz burada yoğ iken | |
| 6 | Bu eller miydi masallar arasından Rüyalara uzattığım bu eller miydi Arzu dolu, yaşamak dolu Bu eller miydi resimleri tutarken uyuyan | |
| 7 | Yanmam gönlüm yansa da Ecel beni alsa da Gözlerim kapansa da Yıldızların altında | |
| 8 | Vefasız Aslı’ya yol gösteren bu Kerem’in sazına cevap veren bu Kuruyan gözlere yaş gönderen bu Sızmadı toprağa çoban çeşmesi | |
| 9 | Kalbim, yırtılıyor her nefesinde Kulağım, ruhumun kanat sesinde Eserim duvarın bir köşesinde Çıkamaz göğsümden başka bir seda | |
| 10 | Yıldızlara sormuşlar: -Niçin bizden bu kadar uzaklarda yanar tükenirsiniz? -Ya sizin gözbebekleriniz demişler, niçin bizler açılırken onlar kapanır? | |
| 11 | Gezdirir rüzgâr gibi üstünde yamaçların, Boynuma çifte zincir çift örgülü saçların. Ateşimden yanarken dalların ağaçların, Gözlerimin sel gibi yaşı çağlar ardında. | |
| 12 | Çiçeğin rengi soldu, bitti şarkısı kuşun Yol tenha, dal mecalsiz, su durgun | |
| 13 | Tutuşmuş ruhlarına bir damla gözyaşı sun Bir sebile döküldü bembeyaz güvercinler | |
| 14 | Dolu rüzgârla çıkıp ufka giden yelkenli! Gidişin seçtiğin akşam saatinden belli | |
| 15 | Bu yaz kemençeyi bir dinledinse Kanlıca’da, Baharda bir gece tamburu dinle Çamlıca’da | |
| 16 | Ne denlü kim gide kara gele ak Gice ehli ola gündüze müştak | |
| 17 | Ağacın biri bulvarda ölüyordu Şehrin camları kaygısız ölüyordu | |
| 18 | Ey hafıza! Cömert memenden beni emzir, Zengin renklerini ufkuma dök, ey bahar! | |
| 19 | Gözlerin kararan yollarda üzgün Ve bir zambak kadar beyazdır yüzün | |
| 20 | Gamzen ciğerim deldi / deldi ciğerim gamzen Bilmem nic’olur halım / Halim nic’olur bilmem | |
| 21 | Benim için her bir sözün kıymetlidir inciden Gözyaşların akıtma gel, odur gönlüm inciden | |
| 22 | Rüzgar gökte bir gezinti, Üşürüz her akşam vakti, Ne sıcak vücutlar gitti, Toprağı ısıtmak için. | |
| 23 | Biz denizde kaptan, ovada çiftçi, şehirde esnaf olan Biz gemi yürüten, tarla süren, alışveriş yapan
| |
| 24 | Sakın bir söz söyleme, yüzüme bakma sakın Sesini duyan olur, sana göz koyan olur | |
| 25 | Aşiyân-i mürg-i dil, zülf-i perişânundadur Kande olsam ey peri, gönlüm senün yanundadur | |
| 26 | İçimde damla damla bir korku birikiyor.
| |
| 27 | Aşk derdiyle hôşem el çek ilâcumdan tabîb Kılma dermân kim helâküm zehri dermânundadur | |
| 28 | Ateş düştüğü yeri yakar.
| |
| 29 | Taşıma su ile değirmen dönmez.
| |
| 30 | Şeb-i yeldada uzar fecre kadar kıssa-i aşk Ta ki Mecnun bitirir nutkunu Leyla söyler
| |
| 31 | Yiyin efendiler yiyin bu han-ı yağma sizin Doyunca, tıksırınca, patlayıncaya kadar yiyin
| |
| 32 | Aramazdık gece mehtabı yüzün parlarken Bir uzak yıldıza benzerdi güneş sen varken
| |
| 33 | Tutabilir misin geçen zamanı Dönebilir misin on beşine Şaşmadın mı hiç çocuğum Baharın sessizce gelişine
| |
| 34 | Allah’a sığın şahs-ı halimin gazabından Zira “yumuşak huylu atın çiftesi pektir
| |
| 35 | Gökyüzünün başka rengi de varmış Geç fark ettim taşın sert olduğunu Su insanı boğar ateş yakarmış Her doğan günün bir dert olduğunu İnsan bu yaşa gelince anlarmış
| |
| 36 | Hani selamı hani bir peyamı cânânın Saba senin de işin hep heva imiş yazık
| |
| 37 | Baki çemende bir hayli perişan imiş varak Benzer ki bir şikâyeti var rüzgârdan
|
Edebiyatsultani.com
SÖZ SANATLARI ÇALIŞMA KİTAPÇIĞI 4 CEVAPLAR
| 1 | Gündüz güne teslim oldum, geceler aya tutsak Irmaklarda toy olurken dereler çaya tutsak | Gece-gündüz | Tezat |
| 2 | Yamacında gezindiğin Şimdi dağlar ağlasın | Dağların ağlaması | Teşhis |
| 3 | Köz ateş vurdukça kaynasın kazan Yanıp da kül olsun huzuru bozan | Kazan kaynamaz, içindekiler kaynar. | Ad aktarması |
| 4 | Kimisi bir etmez kimisi buçuk Kimi adam değil kimisi açık Kimi yalın ayak kimi sırt açık Çıplaklara çul verdiydim bir zaman | “Kimi” sözcükleri tekrar edilmiş. | Tekrir |
| 5 | Karac’oğlan der ki bakın geline Ömrümün yarısı gitti talan Sual eylen bizden evvel gelene Kim var imiş, biz burada yoğ iken | “var, yok” kelimeleriyle tezat yapılmış. | Tezat
|
| 6 | Bu eller miydi masallar arasından Rüyalara uzattığım bu eller miydi Arzu dolu, yaşamak dolu Bu eller miydi resimleri tutarken uyuyan | Bu dörtlükte şair, resimleri tutan ellerin kime ait olduğunu biliyor aslında. Ama “eller”e dikkat çekmek için bilmezlikten gelerek tecahül-i arif sanatına başvuruyor. Bu dörtlükte soru sorma da söz konusu olduğu için aynı zamanda istifham sanatı da vardır. | Tecahül-i arif, İstifham |
| 7 | Yanmam gönlüm yansa da Ecel beni alsa da Gözlerim kapansa da Yıldızların altında | Gözleri kapanmak, gerçek ve mecaz anlama gelir. Burada gözleri kapanmak ölmek anlamında kullanılmış. | Kinaye |
| 8 | Vefasız Aslı’ya yol gösteren bu Kerem’in sazına cevap veren bu Kuruyan gözlere yaş gönderen bu Sızmadı toprağa çoban çeşmesi | Kerem ile Aslı hikayesine göndermede bulunulduğu için telmih sanatı vardır. | Telmih |
| 9 | Kalbim, yırtılıyor her nefesinde Kulağım, ruhumun kanat sesinde Eserim duvarın bir köşesinde Çıkamaz göğsümden başka bir seda | Kalp, yırtılmaz. Kalbi bir bez veya yırtılan herhangi bir nesneye benzetmiş olabilir. Bu nedenle istiare var. | İstiare |
| 10 | Yıldızlara sormuşlar: -Niçin bizden bu kadar uzaklarda yanar tükenirsiniz? -Ya sizin gözbebekleriniz demişler, niçin bizler açılırken onlar kapanır? | Yıldızlar kişileştirilmiş ve konuşturulmuştur. | Teşhis, İntak |
| 11 | Gezdirir rüzgâr gibi üstünde yamaçların, Boynuma çifte zincir çift örgülü saçların. Ateşimden yanarken dalların ağaçların, Gözlerimin sel gibi yaşı çağlar ardında. | Örgülü saç, zincire benzetilmiş. Gözlerimin sel gibi yaşı çağlar, ifadesiyle mübalağa vardır. | Teşbih, Mübalağa |
| 12 | Çiçeğin rengi soldu, bitti şarkısı kuşun Yol tenha, dal mecalsiz, su durgun | Kuşa şarkı söyleme özelliği yüklenerek kişileştirilmiştir. | Teşhis |
| 13 | Tutuşmuş ruhlarına bir damla gözyaşı sun Bir sebile döküldü bembeyaz güvercinler | Sebile dökülen sudur. Güvercinler suya benzetilmiş ancak söylenmemiştir. | Kapalı istiare |
| 14 | Dolu rüzgârla çıkıp ufka giden yelkenli! Gidişin seçtiğin akşam saatinden belli | Yelkenli, sözcüğüyle gemi kastedilmiş. Parça bütün ilişkisi vardır. | Ad aktarması |
| 15 | Bu yaz kemençeyi bir dinledinse Kanlıca’da, Baharda bir gece tamburu dinle Çamlıca’da | Kemençe, tambur, dinlemek sözcükler bir arada kullanılmıştır. | Tenasüp |
| 16 | Ne denlü kim gide kara gele ak Gice ehli ola gündüze müştak | Kara-ak sözcükleriyle tezat yapılmıştır. | Tezat
|
| 17 | Ağacın biri bulvarda ölüyordu Şehrin camları kaygısız ölüyordu | Ağaç ölmez, burada kişileştirilmiştir. | Teşhis |
| 18 | Ey hafıza! Cömert memenden beni emzir, Zengin renklerini ufkuma dök, ey bahar! | Ey hafıza derken seslenmiş. | Nida |
| 19 | Gözlerin kararan yollarda üzgün Ve bir zambak kadar beyazdır yüzün | Yüzü beyazlık açısından zambağa benzetmiş. | Teşbih |
| 20 | Gamzen ciğerim deldi / deldi ciğerim gamzen Bilmem nic’olur halım / Halim nic’olur bilmem | Bir cümle ya da dize içindeki sözleri ters çevirerek söylemektir. | Akis |
| 21 | Benim için her bir sözün kıymetlidir inciden Gözyaşların akıtma gel, odur gönlüm inciden | “inciden” ifadeleri farklı anlamlarda kullanılarak cinas yapılmıştır. | Cinas |
| 22 | Rüzgar gökte bir gezinti, Üşürüz her akşam vakti, Ne sıcak vücutlar gitti, Toprağı ısıtmak için. | İnsanların ölmesinin sebebini toprağı ısıtmak olarak ifade etmiş. | Hüsn-i talil |
| 23 | Biz denizde kaptan, ovada çiftçi, şehirde esnaf olan Biz gemi yürüten, tarla süren, alışveriş yapan
| Sanatçı, şiirde en az iki şeyden bahsettikten sonra, bunların her birine ait olan özellikleri, fiilleri sıralar ya da açıklar. Burada kaptan, yürüten; çiftçi, süren; esnaf, alışveriş yapan ifadeleriyle leffüneşr yapılmıştır. | Leffüneşr |
| 24 | Sakın bir söz söyleme, yüzüme bakma sakın Sesini duyan olur, sana göz koyan olur | Sakın bir söz söyleme, sesini duyan olur ifadesiyle leffüneşr yapılmıştır. | Leffüneşr |
| 25 | Aşiyân-i mürg-i dil, zülf-i perişânundadur Kande olsam ey peri, gönlüm senün yanundadur | Peri ifadesiyle istiare yapılmıştır. Şair sevgiliyi güzellik bakımından periye benzetmiştir. | İstiare |
| 26 | İçimde damla damla bir korku birikiyor.
| Birikmek katı, sıvı ve gaza ait bir özelliktir. Burada şair korkuyu somutlaştırmıştır. | İstiare |
| 27 | Aşk derdiyle hôşem el çek ilâcumdan tabîb Kılma dermân kim helâküm zehri dermânundadur | İlaç, tabib, derman, zehir, helak sözcükleriyle tenasüp yapmıştır. | Tenanüp |
| 28 | Ateş düştüğü yeri yakar.
| Burada kastedilen gerçek anlamı değildir. Felaket kimlerin başına gelirse asıl onlar etkilenir. Musibet kimin başına gelmiş ise sadece onu sürekli acı içinde bırakır. Başkalarının acıması, üzülmesi, gelir geçer. | Kinaye |
| 29 | Taşıma su ile değirmen dönmez.
| Gerçekte taşıma su ile değirmen dönmez. Ancak burada kastedilen şudur: “Bir işi yapacak kimsede yeteri kadar güç ve donanım bulunmadıkça, onun bunun yardımıyla sürekli ve verimli bir iş yürütülemez.” | Kinaye |
| 30 | Şeb-i yeldada uzar fecre kadar kıssa-i aşk Ta ki Mecnun bitirir nutkunu Leyla söyler
| Mecnun ve Leyla sözcükleriyle telmih sanatı yapılmıştır. | Telmih |
| 31 | Yiyin efendiler yiyin bu han-ı yağma sizin Doyunca, tıksırınca, patlayıncaya kadar yiyin
| Yiyin efendiler derken makam sahibi olup da bu makamı kendi menfaatleri için kullananları eleştiriyor. | Tariz |
| 32 | Aramazdık gece mehtabı yüzün parlarken Bir uzak yıldıza benzerdi güneş sen varken
| Sevgilisini güneşten daha parlak görerek mübalağa yapmıştır. | Mübalağa |
| 33 | Tutabilir misin geçen zamanı Dönebilir misin on beşine Şaşmadın mı hiç çocuğum Baharın sessizce gelişine
| Anlatımı çekici kılmak için soru cümlelerinden yararlanmış. İstifham; hayret, şaşırma, hüzün, nefret gibi değişik duyguların etkisi ile ortaya çıkan bir sanattır. | İstifham |
| 34 | Allah’a sığın şahs-ı halimin gazabından Zira “yumuşak huylu atın çiftesi pektir
| İrsal-i meselde bir atasözü kullanılır. Yumuşak huylu atın çiftesi pektir, ifadesi bir atasözüdür. | İrsal-i Mesel |
| 35 | Gökyüzünün başka rengi de varmış Geç fark ettim taşın sert olduğunu Su insanı boğar ateş yakarmış Her doğan günün bir dert olduğunu İnsan bu yaşa gelince anlarmış
| Şair gökyüzünün ne renkte olduğunu, taşın sert olduğunu, suyun insanı boğduğunu bilmektedir. Ancak şair, kendisindeki ve çevresindeki birtakım değişiklikleri sonradan fark ettiğini anlatmak için bu yola başvurmuştur. | Tecahül-i arif |
| 36 | Hani selamı hani bir peyamı cânânın Saba senin de işin hep heva imiş yazık
| Burada “heva” sözcüğü ile tevriye yapılmıştır. Çünkü “heva” sözcüğü “hava” ve “istek, arzu” anlamına gelmektedir. Sözcüğün yakın anlamı “hava” söylenmiş; ama “istek, arzu” anlamı anlatılmak istenmiştir. | Tevriye |
| 37 | Baki çemende bir hayli perişan imiş varak Benzer ki bir şikâyeti var rüzgârdan
| Bu dizelerde “rüzgâr” sözcüğü ile tevriye yapılmıştır. Çünkü rüzgâr sözcüğünün iki anlamı vardır. Yakın anlam “yel”, uzak anlam ise “zaman’dır. Şiirde yakın anlam söylenerek sözcüğün uzak anlamı anlatılmak istenmiştir. | Tevriye |
Edebiyatsultani.com
soz sanatlari calisma kitapcigi 4 indir.
