Testler

EKPSS LİSANS TÜRKÇE DENEME SINAVI 38

1.Ancak aydınlıkla karanlığı, savaşla barışı, yükselişle alçalışı yakından tanımış; hatta bire bir tatmış olan yazar, hayatı bütün yönleriyle yansıtabilir.
Aşağıdakilerden hangisi bu cümleye anlamca en yakındır?
A) Bir yazarın, yaşamdaki karşıtlıkları yansız bir gözle anlatabilmesi için çok deneyimli olması gerekir.
B) Her yazar, eserine hayatın iyi ve kötü yönlerini farklı açılardan yansıtır.
C) Yazar, eserinde anlattıklarıyla gerçek yaşamdaki olayların bire bir örtüşmeyeceğinin bilincinde olmalıdır.
D) Bir yazar, yaşamın yalnız iyi yanlarını ele alıp onları kendince anlatabileceği gibi kötü yanlarını anlatmayı da deneyebilir.
E) Bir yazarın, yaşamı tam olarak anlatabilmesi için yaşamla ilgili olumlu ve olumsuz durumları yaşamış olması gerekir.

2. (I) Aşağı yukarı her ay, eleştirisini yapmam için birçok kitap gelir bana. (II) Bunlar içinden hangilerini eleştireceğime karar verirken ince eler sık dokurum. (III) Eleştirmeye karar verdiklerimi bir kenara koyduktan sonra diğerlerini yazarlarına iade ederim. (IV) Elimdekileri değerlendirirken kılı kırk yapan bir tutum sergilerim. (V) Eleştirimi tamamladıktan sonra benden eleştiri yazısı bekleyen yığınla dergi, gazete vardır nasıl olsa onlardan birine gönderirim.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangilerinden, konuşan eleştirmenin titiz olduğu anlamı çıkarılabilir?
A) I. ve II.
B) I. ve III.
C) II. ve IV.
D) III. ve V.
E) IV. ve V.

3. Her eser, yazarın bakış açısının ürünüdür, yazara ait renkler taşır, ama günlüklerin yeri apayrıdır. Çünkü günlükler yazara ait gün görmemiş bilgiler sunar.

Bu parçada geçen “yazara ait gün görmemiş bilgiler sunmak” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yazarın eksik yönlerini belirtmek
B) Yazarın bilinmeyen yönlerini ortaya koymak
C) Yazarla ilgili yerleşik kuralları değiştirmek
D) Yazarın eserlerinde anlatılanları örneklendirmek
E) Yazarın eserlerinin daha iyi anlaşılmasını sağlamak

4. Aşağıdakilerin hangisinde yargının nedeni belirtilmemiştir?

A) Ülkemizdeki ormanlık alanlar, her yıl çıkan yangınlar yüzünden gittikçe azalmaktadır.
B) Akdeniz Bölgesindeki sahil kentlerimizde turistik tesislerin sayısı her geçen yıl artmaktadır.
C) Turistlere gerekli konukseverliğin gösterilmemesi, aynı turistlerin ülkemize ikince kez gelmemesine yol açmaktadır.
D) Çiftçilerimiz, toprağı işlemede yeterince bilgi sahibi olmadığından tarımsal üretimde istenen başarı sağlanamamaktadır.
E) Kirli su atıklarının bilinçsiz bir şekilde ırmaklarımıza akması, birçok balığın ölmesine sebep olmaktadır.

5. (I) Bu kitaba, “bilinç” teriminin farklı anlamlarının açıklaması yapılarak başlanıyor. (II) Ardından sinir sistemi ile beynin anatomik yapısı, ayrıntılı bir biçimde anlatılıyor. (III) Bilimsel alanda araştırma yapan kişilere olduğu kadar meraklı okurlara da hitap ediyor bu kitap. (IV) Sonra, sinirbilimin şaşırtıcı bulgularının, insanın farkındalık hâlinin temelinde yattığı düşünülen iki alandan kaynaklandığı açıklanıyor. (V) Kitabın en sonunda da bu iki alanın uyku-uyanma bilimi ile görme bilimi olduğu ortaya konuyor.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

6. (I) İnsanların, birbirleriyle anlaşmalarını sağlayan bazı beden hareketlerine beden dili denir. (II) Bu dil, bazı kültürlerde yoğun biçimde kullanılır. (III) Çünkü beden dili, o kültürlerde sözcüklerden çok daha fazla anlam içerir. (IV) Günlük yaşamlarında jest ve mimikleri bir anlaşma aracı olarak en çok kullanan ulus, İtalyanlardır. (V) Bu konuda İtalyanların diğer Akdeniz toplumları izler. (VI) İngilizlerse jest ve mimikleri bir dil olarak kullanmada pek cimridir.
Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf kaçıncı cümleyle başlar?
A) II. B) III. C) IV. D) V. E) VI.

7. İstanbul’dan 1972’de ayrıldım ve o zamandan beri ilk kez geliyorum İstanbul’a. . . . Her şeyden önce müthiş kalabalık bir kent olmuş. Caddeleri, sokakları, binaları daha modernleşmiş. Öyle ki eski mahallemizin sokakları bile hayli değişmiş. Ziyaret ettiğim zaman, bu sokaklar onlar mı diye sordum kendi kendime. Boğaziçi’nde eski okulumuzun, evimizin olduğu yerde yüksel dev işe merkezini gördüğüm zamansa ağladım. Ama İstanbul için mi yoksa kendim yani kaybolan çocukluğum için mi ağladım, orasını bilemem.

Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) İstanbul, nüfusu hızla artmakta olan bir kenttir.
B) Ülkemizin nüfus bakımından en büyük kendi İstanbul’dur.
C) Oysa geçen zaman her şeyi güzelleştirmiş İstanbul’da.
D) Çocukluk yıllarımın geçtiği İstanbul’la ilgili çok güzel anılarım var.
E) Meğer İstanbul ne kadar çok değişmiş o günden bugüne.

8. … Bunları karşılarken dilde değişmeler meydana geliyor. Bu değişmeler olurken hangi değişikliğin Türkçenin temel özelliklerine, eğilimlerine uygun, başka bir deyişle, anlatım olanaklarını geliştirici nitelikte olduğu; hangisinin tam tersine Türkçeyi yoksullaştırdığı, bozduğu iyi ayırt edilmeli. BU yapılmadığı zaman, birtakım yeni gereksinmeleri karşılamak şöyle dursun Türkçe, estetik özelliklerini yitirir, hatta zamanla temel işlevini yerine getirmede zorlanır.

Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi en uygundur?
A) Hızla gelişen teknoloji, insan yaşamını kolaylaştırıyor.
B) Yaşayan her dil gibi Türkçede de yeni gereksinmeler ortaya çıkıyor
C) Hiç kuşku yok ki toplum her geçen gün daha ileriye gidiyor
D) Okur kitlesinin yazardan istekleri hiçbir zaman bitmiyor
E) Bazen, jest ve mimiklerimiz sözcüklerden çok daha anlamlı olabiliyor

9. Bir kere, yeni kuşakta da iyi şairler var. İyi şairin çıkmaması gibi bir durum söz konusu değil bugün. İyi şairler çıktığına göre iyi şiirler de yazılıyor demektir. Öte yandan ben her dönemin kendine özgü niteliklerinin olduğuna inanıyorum. Bu açıdan baktığımda bugün de Türk şiirinde dünya şiirine katkı yapacak, tarihte iz bırakacak şiirler yazıldığını görüyorum. Ayrıca bugün birçok şair, zamanla olgunlaşacağının, ileride iyi şiirler yazacağının ipuçlarını veriyor Türk şiirinde.

Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisine cevap olarak söylenmiştir?
A) Şiirimizde son dönemde görülen duraklamayı neye bağlıyorsunuz?
B) Bugün şiirimizin daha az kişi tarafından okunmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
C) Türk şiirinin bugünkü durumu için neler söylersiniz?
D) Genç şairlerin eskileri taklit etmelerini doğru buluyor musunuz?
E) Günümüz şairlerinin çok iyi şiirler yazmalarının altında yatan gerçek nedir?

10. Hangi yazara bakarsanız bakın hiçbir yazın yaşamının dümdüz bir çizgi üzerinde sürüp gittiğine tanık olamazsınız. Her yazar, farklı evrelerden geçerek, arayışlarını sürdürerek, yazınsal tehlikeleri göz alarak yürür sanat yolunda. Her yazarın sanat yaşamı inişli çıkışlı bir serüvendir. Bu serüven gün gelir, bir ırmak gibi durağanlaşır, ağır akar; gün gelir bir çağlayan gibi coşar, yatağında sığmayan bir nehir gibi taşar.
Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yazarlar, eserlerini karşıtlıklar üzerine kurgular.
B) Ak-kara çatışmasının yaşanmadığı bir eser, heyecan uyandırmaz.
C) Yazarların sanat anlayışları hep aynı doğrular üzerinde ilerler.
D) Her yazarın sanat yaşamı kendi içinde değişkenlik gösterir.
E) Hiçbir sanatçı, çağının değişimleri karşısında direnemez.

11. Sinemada son on beş yılda özel efektler ön plana çıktı. Teknoloji bütün olanaklarıyla kullanıldı, daha mekanik şeyler anlatılmaya başlandı. Bilim-kurgu, hatta bilgisayar oyunları moda oldu. Geçmişe oranla sinema farklılaştı, gelişti, yeni bir anlam kazandı. Bunlar doğru. Ancak bu gelişmelerin en çok görüldüğü Amerikan sinemasında bile hatırladığımız hemen bütün filmler insan hikâyelerine dayanıyor. Sinema insanı anlatmaktan asla vazgeçemiyor. Ne olursa olsun sinema, insandan ayrı düşemiyor hiçbir zaman.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Amerikan sinemasının dünya sinemasında ayrı bir yerinin olduğu
B) Sinemada işlenen konuların insanları sinema filmlerinden soğuttuğu
C) Sinemada bazı değişimler olmasına rağmen, insan ögesinin yerini koruduğu
D) Teknolojinin, sinemada insan unsurunu geri plana ittiği
E) Sinemada görülen yenileşmenin insanlarca çabuk benimsendiği

12. Sevdiğimiz, şiirlerini çok okuduğumuz, hatta ezberlediğimiz şairler olduğu gibi sevmediğimiz şairler vardır; ama sevmediğimiz şairler asla önemsiz şairler değildir. Onları da seven birileri olduğuna göre demek ki onlar da iyi şairdir; sadece bizim tarzımıza uygun olmayabilir, hepsi bu. Diyelim ki biz sese yaslanan şiirleri daha çok sevmiş olalım. Bu biz sevmiyoruz diye, ses unsurunu öne çıkarmayan şairlerin niteliksiz olduğu anlamına gelmez.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Herkesin sevdiği şair farklıdır.
B) Çok kişi tarafından okunan şiirlerin şairleri başarılıdır.
C) Bir şiirin çok okunması değil herkese farklı şeyler söylemesi önemlidir.
D) Bir şairi değerli kılan, şiirlerinde ahenge önem vermesidir.
E) Şiirlerini beğenmediğimiz şairlerin değersiz olduğu söylenemez.

13. Düzenli ve sürekli çalışmamız, uluslararası matematik olimpiyatlarında birinci olmamıza neden oldu.

Bu cümledeki anlatım bozukluğunun sebebi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Nesne eksikliği
B) Dolaylı tümleç eksikliği
C) Gereksiz sözcük kullanılması
D) Anlamca çelişen sözcüklerin birlikte kullanılması
E) Bir sözün yanlış anlamda kullanılması

14. Aşağıdakilerden hangisi ögelerinin dizilişine göre ötekilerden farklıdır?

A) Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar
B) İçimde damla damla bir korku birikiyor
C) Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum
D) İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler
E) Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta

15.
Deryada sonsuzluğu zikretmeye ne zahmet

Al sana, derya gibi sonsuz Karacaahmet
Bu dizelerde aşağıdakilerden hangisinin örneği yoktur?
A) Çekimli fiil
B) Edat
C) Bağlaç
D) Kişi zamiri
E) Birleşik isim

CEVAPLAR: 1.E, 2.C, 3.B, 4.B, 5.C, 6.C, 7.E, 8.B, 9.C, 10.D, 11.C, 12.E, 13.E, 14.B, 15.C

Yazdır

Yazar hakkında

admin

7 yorumlar

Yorum yap