Testler

EKPSS LİSANS TÜRKÇE DENEME SINAVI 22

1.(I) Bence bu yazar, yirminci yüzyıl Batı edebiyatını da Türk edebiyatını da yeterince izlememiş. (II) Hele ikinci büyük savaş sonrası ortaya çıkan yazarları, şairleri hiç mi hiç bilmiyor. (III) Ayrıca kulaktan dolma bilgilerle kaleme aldığı yazılarında yeniliklere karşı eleştirel bir tavır takınıyor. (IV) Denemelerini, eleştirilerini açıp bakalım; bu yazı türlerini bir adım bile öteye götüremediğini görürüz. (V) Bunlara rağmen eleştiri türünün gençler tarafından benimsenmesinde etkili olmuştur, diyebiliriz.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde olumlu bir eleştiri yapılmıştır?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

2. (I) Her alanda olduğu gibi sanatta da ustalaşmak, yaşın ilerlemesiyle doğru orantılıdır. (II) Gençlik yıllarımda şiir yazma tekniklerinin hepsini biliyordum, diyenlerin ilk şiirlerinin kaçı şimdi yaşıyor? (III) Bu sözümle, gençken kimse erken vakitlerde kalemle yüz göz olmasın, yazmasın, çizmesin de demiyorum. (IV) Bu uğraşıların hepsi takdire değer, ama gençlik yıllarında her şey bitti sanılmamalı. (V) Kişinin alnındaki çizgiler arttıkça daha iyi eserler oluşturabileceği bir gerçektir.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangileri anlamca birbirine en yakındır?
A) I. ve II.
B) I. ve V.
C) II. ve III.
D) III. ve V.
E) IV. ve V.

3. Aşağıdaki dizelerin hangisinde düşsel ögelere yer verilmemiştir?
A) Geceler, geceler durgun geceler
Benim gibi elemle yorgun geceler
B) Yansın sular, akşamla nehirde
Arkamda kalan mutlu şehirde
C) Doğudan batıya coşarak geçer
Cennettir dört yanın canım Menderes
D) Nerde vardır böyle vatan
Dağı taşı kahraman
E) İlkbaharı erken geldi Anadolu’nun
Silifke’de çiçek açtı nar şimdi

4. Romancı, öykücü, ozan ya da denemeci öncelikle bir dil işçisidir ve onların eserlerini birbirinden ayıran, dilin kullanılma biçimidir.
Bu cümleyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sanatçıların, dili tüm incelikleriyle kullandığı
B) Her sanatçının, dili çok güzel kullanması gerektiği
C) Yazınsal türlerin, birbirinden anlatımlarıyla ayrıldığı
D) Dili en çok, sanatçıların geliştirdiği
E) Sanatçının, sözcüklere farklı anlamlar yüklediği

5. (I) Bir ulusun toplumsal yapısı ve yaşayışı ile edebiyatı arasında sıkı bir ilişki vardır. (II) Toplumsal yapıda ve yaşamda ortaya çıkan değişimler, yankısını edebiyatta gösterir. (III) Bu olguyu somut bir şekilde bizim edebiyatımızda da görmekteyiz. (IV) Orta Asya bozkırlarında yaşadığımız boy, kabile yapısını bozmadığımız dönemleri bir inceleyin. (V) Edebiyatımızın bugünkünün tersine ilkel bir nitelik taşıdığını fark edeceksiniz.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangileri birbirine anlamca en yakındır?
A) I. ve II.
B) I. ve III.
C) II. ve IV.
D) III. ve V.
E) IV. ve V.

6. Şiir, istediği kadar yalın bir dille yazılmış olsun; eğer sanatsal bir nitelikten yoksunsa ona şiir denemez.
Aşağıdakilerden hangisi bu cümleye anlamca en yakındır?
A) Yalın bir anlatıma sahip şiirler, hangi sanat anlayışıyla yazılmış olursa olsun er geç okurunu bulur.
B) Sanat kaygısı taşımayan şairlerin şiirleri etkileyicilikten uzaktır.
C) Sade bir söyleyişle oluşturulan şiirlerde, sanatsal bir nitelik bulunmaz.
D) Şair, anlaşılır bir dille şiir yazsa da içerikle üslup uyumlu değilse şiirleri ilgi görmez.
E) Estetik bir değer taşımayan şiirler, yalın bir anlatıma sahip olsa bile şiir sayılamaz.

7. Okurla kitabı daha kolay yolda buluşturma gayretleri, çağlar boyunca süregelmiştir. Yeryüzünün en eski kitaplıklarından biri olan İskenderiye Kitaplığı’nda, kitapların, belirleyici özelliklerine, yazılış amaçlarına göre sınıflandırılıp okurlara sunulduğunu tarihi kaynaklardan öğreniyoruz. Qustilian, aynı işi, Roma’daki kütüphanelerde yapmış. İnsanın düşünce ve düş evrenini biçimlendirecek kitaplar için özel dizgeler hazırlamış. Rönesans döneminde de bir yandan Montaigne, bir yandan da Erasmus, kendilerinin okuyup beğendikleri kitapları; okurlar, onları sağda solda arayarak zamanlarını boşa geçirmesinler diye bir araya getirmişlerdir.
Bu parçanın anlatımında, aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmıştır?
A) Tanık gösterme
B) Karşılaştırma
C) Örneklendirme
D) Benzetme
E) Tanımlama

8. Öncelikle anlattıklarının başka öykücüleri hatırlatmaması gerekir bize. Dile getirdikleri olaylarda yalnız kendilerince ortaya çıkarılan ilişkiler ağı olmalı. Birbiriyle ilgisiz görünen ögelere yeni bir yorum, yeni bir anlam katmalı. Bütün bunları yaparken kendine özgü, çarpıcı bir anlatımla da süslemeli yazdıklarını. Klişeleşmiş cümlelere, bazı yazarların sıkça başvurdukları atasözlerine yer vermemeli yazılarında.
Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisine cevap olarak söylenmiş olabilir?
A) Okurun bir öyküyü daha kolay anlayabilmesi adına öykücünün yapması gerekenler nelerdir?
B) Öykünün işlevini yerine getirebilmesi için nasıl bir edebiyat ortamı gereklidir?
C) Öykünün hak ettiği ilgiyi görememesinin nedenleri nelerdir?
D) Öykücü, eserlerinde okura mesaj verme kaygısı taşımalı mıdır?
E) İyi bir öykücü hangi niteliklere sahip olmalıdır?

9. . . . Bunun bilincinde olan okuyucu; sanatçıdan, anlatmak istediklerini en az sözcükle anlatmasını bekler. Sanatçının konuyu uzun uzun anlatması eserin kolay anlaşılmasını sağlamaz. Aksine yazarın bu tutumu, okuyucunun anlamasını geciktirir ve güçleştirir. Bu yüzden yazar, sözcükleri kullanırken dikkatli olmalı; anlatmak istediğini özlü bir biçimde dile getirmelidir.
Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi en uygundur?
A) Her sanat eseri, anlam yoğunluğuyla orantılı olarak ilgi görür.
B) Sanatçıdan beklenen, özdeyişlerle eserlerinin dilini süslemesidir.
C) Eserlerde gereksiz sözcüklere yer verildikçe iletilmek istenenler gölgelenir.
D) Sanatçı, eserini oluştururken sözcükleri yerli yerinde kullanmalıdır.
E) Sanat eserinin anlatım gücü, yazarın dili kullanma becerisine bağlıdır.

10. Unutmayalım ki Ahmet Haşim’in de dediği gibi şiir düzyazıya çevrilemez; onun tadı ve estetiği, örülmüş olduğu biçimin içindedir. Şiir, o özgün yapısından ayrıldığında sanatsal niteliğinin hemen hemen tamamını yitirir. Çünkü …  Taşın, yerinde ağır oluşu gibi şiir de kendi yapısının içinde ağırdır. Bir şiiri bu alanın en yetkini bile düzyazıya çevirse yine bir sonuç alınamayacaktır. Şiirlerdeki sözcük ve tamlamaların sözlüklerdeki yalın anlamlarını kullanarak bu eserleri açıklama yoluna giden kişi, onların ruhunu ve estetiğini bambaşka biçimlere dökerek o eseri sanat havasından uzaklaştıracaktır.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi en uygundur?
A) şiir ayrı bir evrendir, düzyazının kitabına kesinlikle giremez
B) onu çevirecek kişinin şiire yatkın ve belli bir birikime sahip olması gereklidir
C) çeviride yalın bir dil kullanma mecburiyeti, şiirin sanatsal değerini düşürmektedir.
D) bir sanat eseri sadece anlatımıyla değil, içeriğiyle de değer kazanır.
E) şiirde anlam aramak, şiirin yazılış amacına aykırıdır

11. (I) Editörler, kendilerine gelen kitapları, danışabilecekleri kişilere gösterirler. (II) Onların söylediklerinden hareketle gelen kitabı yayımlayıp yayımlamamaya karar verirler. (III) Az da olsa bazı editörler, hangi kitabı yayımlayacaklarına, kimseye danışmadan karar verirler. (IV) Yayınevi editörlerinin işi sadece kendilerine gelen kitapları değerlendirmek, yayına hazırlamak olmamalıdır. (V) Onlar yazın dünyasındaki kötü gelişmeler karşısında edebiyatın hakkını da savunmalıdırlar. (VI) Çünkü arkasında bir yayınevi desteği olmayan yazarlar, bunu tek başına yapma gücünü bulamazlar.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerden hangisiyle başlar?
A) II. B) III. C) IV. D) V. E) VI.

12. Hayır, değil. Çünkü en eski toplumlara gittiğimiz zaman bile bakıyoruz, onların da daha yazının olmadığı dönemlerden beri süregelen edebiyatları, birtakım şiirleri, destanları var. Demek ki bu bir gereksinim ve herkeste az çok var. Bu gereksinimi, toplumun çok az bir kesimi benim gibi yazarak karşılarken, kimileri de arada sırada bir roman, bir şiir okuyarak giderir.
Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisinin cevabı olabilir?
A) Edebiyat, ortaya çıktığı zamandan bu yana içerik olarak değişmiş midir?
B) Edebiyata yönelik ilgi, günümüzde eskiye oranla daha mı fazladır?
C) Edebiyata sadece toplumun belli bir kesimi mi ihtiyaç duyar?
D) Yazarlar, içinde bulundukları topluma karşı sorumlu mudur?
E) Yazarların edebiyatla ilgilenme sebepleri aynı mıdır?

13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük ötekilerden farklı görevde kullanılmıştır?
A) Çocuğun elbiseleri iyice eskimiş artık.
B) Şu kırık camı bir an önce değiştirelim.
C) Sonunda o üzücü olaylar geride kaldı.
D) Bizi buraya çeken, birbirinden güzel çiçeklerdi.
E) Babam kırmızı gömleğini giymek için gardrobu açtı.

14. Bence sen bu arabayı beğenmezsin.
Aşağıdakilerden hangisinin yüklemi, kipi yönüyle bu cümleninkiyle özdeştir?
A) Bütün olanları bana detaylarıyla anlattı.
B) Bugün geç saatlere kadar çalışacağız.
C) Her zaman ablasına söylenir.
D) Küçük çocuk yaramazlıklarıyla bizi bezdirdi.
E) Pantolonunun boyunu biraz kısaltmalısın.

15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?
A) Hasta, hemşireden bir bardak soğuk su istedi.
B) Başkan, konuşmasına başlarken etrafına bakındı.
C) Sıcağı seven Tekir, sobanın yanına kıvrılmıştı.
D) Bakkal Kemal Amca bize çikolata verirdi.
E) Geminin kaptanı İzzet bey güverteye çıktı.

CEVAPLAR: 1.E, 2.B, 3.E 4.C, 5.A, 6.E, 7.C, 8.E, 9.C, 10.A, 11.C, 12.C, 13.A, 14.C, 15.E

Yazdır

Yazar hakkında

Süleyman Kara

Öğrenci ve öğretmenlere faydalı olmak için onlara kaliteli edebiyat sitesi olan edebiyat sultanını sundum.

6 yorumlar

Yorum yap