Testler

EKPSS LİSANS TÜRKÇE DENEME SINAVI 32

1. (I) Edebiyat tarihinin birçok başyapıtı okunmak için değil, sahnelenmek üzere yazılmıştır. (II) Tiyatro eserlerini değerlendirirken nasıl sahnelendikleri, kostüm-dekor işçiliği ve en önemlisi oyunculuk, metne dolaysız bakmayı engeller. (III) Sahnede kötü bir oyuncu, Hamlet’in sözlerindeki şiirselliği tamamen yok edebilir ya da çok dramatik bir sahneyi gülünç hâle sokabilir. (IV) Belki de bu yüzden tiyatro eserlerini, araya yorumcu koymadan okumanın ayrı bir zevki vardır. (V) Ama nedense bu pek sık yapılan bir şey değildir. (VI) Ancak bir eseri sahnede görüp çok beğendikten sonra bazen okuma gereği duyarız.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisi kendinden önceki cümlede sözü edilenleri örneklendirmektedir?
A) II.      B) III.       C) IV.      D) V.       E) VI.

2.
I. Ana dilinde yazmak kolay geldiği için insanlar okumadan, düşünmeden, öğrenmeden yazmaya yönelebiliyor.
II. İyi bir ana dili eğitimi almamış birinin yetkin bir sanat eseri üretmesinin mümkün olmadığın geçmişe bakarak rahatlıkla anlayabiliriz.
III. Belli bir okuma öğrenme, düşünme süreci yaşamadan yazmaya girişenler, ana dilinde yazmanın kolay olduğunu düşünenlerdir.
IV. Her insanın, okumayı, öğrenmeyi, düşünmeyi bilmekle sanatçı olunamayacağının farkında olması gerekiyor.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangileri anlamca aynı doğrultudadır?
A) I. ve II.
B) I. ve III.
C) II. ve III.
D) II. ve IV.
E) III. ve IV.

3. Müşterilerin çoğu, dik yokuşu tırmanıp kasabadaki mağazalara gitmek yerine, yakındaki küçük dükkana giderlerdi.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdaki değişikliklerden hangisinin yapılmasıyla giderilebilir?
A) “yakındaki” yerine “yakında bulunan” sözünün getirilmesiyle
B) “yerine” sözcüğünün “varken” yapılmasıyla
C) “çoğu” yerine “birçoğu” sözünün getirilmesiyle
D) “giderlerdi” yerine “giderdi” sözünün getirilmesiyle
E) “dik” sözcüğünün cümleden atılmasıyla

4. (I) Oktay Rıfat’ın şiiri yeniliklerle sürekli değişen bir şiirdir. (II) Ancak bu değişimin kuşatıcı ve toparlayıcı çatısı netleşmemiştir. (III) Bu yüzden onun yenilikçiliğinden söz edilirken çoğu zaman rastgele değişen, daldan dala atlayan bir şiirinin olduğu izlenimi ortaya çıkar. (IV) Oysa onun şiirinden birbirinden farklı üç evre bulunur. (V) Bu evreler bilinmedikçe onun şiirinin geçirdiği dönüşümler de anlaşılamaz. (VI) Oktay Rıfat’ın şiirini incelediğimizde yeniliklerin etkisiyle oluşan kesintisiz bir değişimi fark ederiz.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisi çıkarılırsa parçanın anlamında önemli bir değişiklik olmaz?
A) II.      B) III.       C) IV.      D) V.     E) VI.

5. Nasıl bir yazarın, bir bestecinin, bir ressamın üretimi başkalarının hayatına bir katkı sağlıyorsa oyunculuk da öyle bir şey. Sadece özel bir tatmin değil. Başka insanları da kendi duygularına ortak edebilmek önemli olan. Onları, senin sahnedeki yaşamına gülerek, ağlayarak, alkışlayarak, susarak katılmasını sağlamak. Böylece hem önce kendin kişisel olarak büyük bir mutluluk duyuyorsun hem eğer işini iyi yapıyorsan insanlara bir şeyler veriyorsun.
Bu parçaya göre oyunculuğun işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Oyuncuyu mutlu edebilmek
B) Başkalarının yaşamına bir şeyler katabilmek
C) Seyirciye sanat sevgisi kazandırmak
D) İnsanlara, farkında olmadıkları gerçekleri sezdirmek
E) Seyirciyi tek bir duygu etrafında birleştirmek

6. Dil, dünyanın hem en tatlı hem en acı şeyi. Yazdığınız zaman bir hikâye ile hayat kuruyorsunuz. Dışarıya baktığımız zaman da her yer hikâye dolu. Her şey hikâyeye dönüşmeye son derece elverişli. Şimdi burada bulunan hepimizin hayatı, şu anki durum bile, hikâyeye dönüşmeye elverişli. Bunu çok tatlı anlatmak da mümkün, birçok insanın canını yakacak, onu yaşama küstürecek biçimde anlatmak da.
Bu parçada yazar aşağıdakilerden hangisini vurgulamaktadır?
A) Bir öykünün olumlu ya da olumsuz etki uyandırması, diline bağlıdır.
B) Her dilin anlatma gücü farklıdır.
C) Öykünün başarısı, dille içeriğin uyumuna bağlıdır.
D) Gerçek yaşamdan yola çıkan öykülerin etki gücü yüksektir.
E) Etrafını gözlemlemesini bilen yazar için konu sıkıntısı çekmek söz konusu değildir.

7. Çünkü ben, aile denen kurumun bütün sakatlıklarımızın, kötülüklerimizin, yarım kalmışlıklarımızın, yani bizi bugün neysek o hâle getiren olduğuna inanırım. İster çekirdek aile olsun söz konusu olan, ister büyük aile; insanın gizemi oradadır. Aileyi deşerseniz evlerin içine uzanırsanız gizemi görme, belki de çözme şansına erişirsiniz. Ben de bunu amaçladığım için aileyi temel unsur olarak işliyorum.
Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık söylenmiş olabilir?
A) Niçin sorunlarınızın temelinde ailesel problemlerin olduğunu düşünüyorsunuz?
B) Niçin eserlerinizde Batılı aile anlayışına karşı çıkıyorsunuz?
C) Niçin eserlerinizin merkezine aileyi oturtuyorsunuz?
D) Niçin Türk aile anlayışının değişmesi gerektiğini savunuyorsunuz?
E) Niçin tüm eserlerinizde kendi ailesel sorunlarınızdan söz ediyorsunuz?

8. Eliot: “Bir büyük şairler vardır; bunlar edebiyatta ekol oluştururlar, devrim yaparlar. Bir de küçük şairler vardır. Buradaki küçüklük bilindiği gibi bir küçüklük sıfatı değildir. Küçük şairler de önemlidir. Çünkü onlar da bireysel ruh durumlarını dışa vuran çok güzel şiirler yazarak edebiyat dünyasını zenginleştirirler.” der. Diyeceğim o ki şiir dünyasında büyük şair, küçük şair ayrımı yapmak doğru değildir. Söz gelimi Fransız İhtilali’nde, dilden dile dolaşarak ulusal marş hâline gelen marsailies’i üçüncü sınıf bir şair yazmıştır.
Bu parçadan aşağıdaki genellemelerden hangisine varılabilir?
A) Her şair önemlidir; ancak kiminin bir şiiri, kiminin tüm şiirleri başarılıdır.
B) Edebiyat dünyasında iz bırakan şairler küçük şairler arasından çıkar.
C) Deha düzeyindeki şairlerin şiirleri toplumsal içeriklidir.
D) Şiir dünyasında her şairin kendine göre bir yeri ve değeri vardır.
E) Bir şair, tek bir şiiriyle bile olsa deha düzeyine yükselebilir.

9. Babamın ölüm haberini sahne arasında öğrenmiştim. Ertesi gün yine rol almak durumundaydım. Rolümde de sevgilisinden, aile baskısından dolayı ayrılmak zorunda kalan bir kadını canlandırıyorum. Kadın, sevdiği adamı kırıcı sözlerle yanından gönderiyor. Ardından da güya parti vererek, şen kahkahalar atarak etrafındaki insanlara üzgün değilmiş havası yayıyor. . . . Böyle bir sahne çekiyoruz. Babamı kaybettiğim ertesi gününde bu benim ruh hâlime nasıl uyuyordu tahmin edersiniz. O sahneyi ben kendi hayatımda gerçekten yaşadım.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Yani dışarıdan gülerken içeriden kan ağlıyor.
B) İntikam ateşiyle yanıp sönüyor gözleri.
C) Başkalarının kendine acımasından nefret ediyor.
D) Yalnız başına kalmak, içine kapanmak istiyor.
E) Yaşamdan umudunu kesmiş, mutsuz bir kadın.

10. Ressamlar her seferinde yeni bir yöntem geliştirmek ister. Hiçbir zaman bir yönteme sıkı sıkıya bağlı kalmak istemez, çünkü o bir alışkanlık yapıyor ve o alışkanlık da ister istemez onun yaratıcı mekanizmasını köreltiyor. Bu yüzden her seferinde onun bir şeyler keşfetmesi gerekiyor, daha ileriye dönük araştırmalarını devam ettirmek için.
Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi bir ressam için olumsuz bir durumdur?
A) Bir yönteme bağlı kalarak resim yapmak
B) Resim tekniğini sık sık değiştirmek
C) Sürekli yeni konular bulmaya çalışmak
D) Başka sanatçıların eserlerine özenmek
E) Çağdaş sanatçıları izlememek

11. James, İngiliz dünya görüşünün tipik bir romancısıdır. İnsana, doğaya ve topluma ilişkin gerçeklikler, bu dünya görüşü doğrultusunda yeniden üretilir James’in romanlarında. James, dünya görüşünü anlatı tekniğiyle de bütünleştirir. Onun romanlarında anlatı, belirli bir kişinin anlatısıdır. Dönüşüme uğratılarak romana giren somut gerçeklikler, bir tek kişinin bilincinin içinden verilir. Anlatım tekniğindeki bu dolayım, doğrudan doğruya James’in dünya görüşünün anlatı düzeyindeki dile gelişidir.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Açıklama
B) Betimleme
C) Tartışma
D) Öyküleme
E) Tanımlama

12. Gerçek aydın olarak ben, kendi fikirlerimi sonuna kadar savunurum. Beni eleştirenleri de dinler ve anlamaya çalışırım. Zıt görüşte olanı yok saymam. O adamı öldürmeye kalkmam. Ona düşman olmam. Yaşam imkanlarını yok etmem onun. Çünkü bu, bir kere insanlığa sığmaz. Herkes kendi düşündüğünü söyler, isteyen benimkini kabul eder, isteyen karşımdakinin düşüncesini.
Bu parçaya göre gerçek aydın aşağıdakilerin hangisiyle nitelendirilebilir?
A) Alçak gönüllü
B) Vurdumduymaz
C) Hoş görülü
D) Kanaatkâr
E) Dediğim dedik

13. Aşağıdaki cümlelerde “-ca, -ce” ekini alan sözcüklerden hangisi, görevi yönünden ötekilerden farklıdır?
A) Sehpanın ortasında büyükçe bir çizik vardı.
B) Dizideki kamburca adamın adı neydi?
C) Kabaca bir hesapla kâr zarar maliyeti yapar mısınız?
D) Arkadaşlarla yüksekçe bir tepeye çıktık.
E) Çocuk sessizce, annesine bir şeyler anlatıyordu.

14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “Yarın şehir tiyatrosunda ‘Sersem Kocanın Kurnaz Karısı‘ adlı oyun sahnelenecek.” cümlesindeki altı çizili tamlama ile özdeş bir tamlama kullanılmıştır?
A) Çınar ağacının dalları, neredeyse yere değiyordu.
B) Sizden büyüklerle konuşurken sözlerinize daha dikkat edin.
C) Küçük kız koşarak odadan çıktı.
D) Yeni arabamın eski lastiklerini değiştirdim.
E) Geçen gün Zeki dayımı ziyarete gitmek için Bitlis’e gittim.

15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yüklem, yapı bakımından diğerlerinden farklıdır?
A) Selçuk Hoca bu sabah sınıftaki öğrencileri bahçeye çağırdı.
B) Arkadaşının sınavı kazanamadığını duyunca çok üzüldü.
C) Sözünü ettiğiniz filmi ben defalarca izledim.
D) Performans ödevini abisinin yardımıyla bitirdi.
E) Ormanın içinde ilerlerken hava yavaş yavaş karardı.

 

 

CEVAPLAR: 1.B, 2.B, 3.D, 4.E, 5.B, 6.A, 7.C, 8.D, 9.A, 10.A, 11.A, 12.C, 13.E, 14.D, 15.A

Yazdır

Yazar hakkında

admin

1 yorum

  • Hocam denemeyi cozdum ve FULL çikardım.Yeni deneme ne zaman gelecek ve yeni deneme istiyorum.

Yorum yap